Futbol bazen sadece bir oyun değildir; kimi zaman bir kedinin fareyle oynadığı, bir köpeğin araya girip düzeni koruduğu büyük bir sahnedir. Bu yazı, sahadaki düdüğün ardında dönen baskı ve roller üzerine bir benzetmenin hikâyesi…

Futbol sahası bazen sadece yeşil bir çim değil…
Bazen koca bir satranç tahtası.
Biz top oynanıyor sanıyoruz.
Ama çoğu zaman aslında herkes birbirini oynuyor.
Bir düşün…
Sahada bir hakem var.
Küçük, yalnız, kırılgan…
Bir düdükle her şeyi değiştirebilecek kadar güçlü, ama bir o kadar da savunmasız.
Çünkü o düdük, sadece oyunu değil, kaderi de belirliyor.
Sonra bir de kediler var…
Teknik direktör…
Tribün…
Yöneticiler…
Bazen futbolcular…
Hırçın, sabırsız, baskıcı.
Kedinin fareyle oynadığı gibi dolaşıyorlar hakemin etrafında.
Bir bakış…
Bir itiraz…
Bir el kol hareketi…
Bir tribünün ayağa kalkması…
Hakem koşuyor, terliyor…
Ama en çok da içten içe korkuyor.
Çünkü oyun artık topun değil, baskının oyunu.
Kedi hakemi hemen “yemiyor.”
Hayır…
Önce süründürüyor.
Kararlarını sorgulatıyor.
Üstüne gidiyor.
Vicdanına değil, korkusuna oynuyor.
Ve tam hakem bitecek gibi oluyor…
Sahneye bir VAR çıkıyor:
Modern futbolun “adalet” diye sunduğu kurtarıcı.
Kedi fareyi yakaladı derken bir ses geliyor:
“Dur! Yanlış karar!”
Hakem kurtuluyor gibi…
Ama asıl soru şu:
Gerçekten kurtuluyor mu?
Yoksa bu sadece oyunun başka bir perdesi mi?
Çünkü bazen VAR adalet için değil…
Sistemi kurtarmak için devreye giriyor.
Hakemi değil, düzeni koruyor.
Tribün baskı yapıyor.
Yönetici açıklamalarla yön veriyor.
Teknik direktör algı yaratıyor.
Hakem artık düdük çalmıyor…
Hayatta kalmaya çalışıyor.
Futbol dediğimiz şey bazen bir oyun değil…
Bir av sahnesi.
Kedi oynuyor.
Fare kaçıyor.
Köpek araya giriyor.
Ama sonunda kazanan kim?
Ne hakem…
Ne tribün…
Ne futbolcu…
Kazanan hep sistem oluyor.
Biz de tribünde oturup aynı soruyu soruyoruz:
“Neden adalet yok?”
Belki de soru şu:
Bu oyunda gerçekten futbol mu oynanıyor…
Yoksa sadece roller mi?
Esen kalın sporla kalın