Finansal gücüyle ekonomiye canlılık katan Türk futbolu, ne yazık ki yönetim zafiyetleri ve etik skandallarla gündeme gelmeye devam ediyor. Bu sezonun başında ortaya çıkan çarpıcı gelişmeler özellikle hakem camiasındaki soruşturmalar ve kurumların uygulama biçimi Türk futbolunun itibarını derinden sarsmış durumda.
Operasyonun ilk olarak Merkez Hakem Kurulu (MHK) üzerinden başlatılması ve hâlâ soruşturma tamamlanmadan kamuoyuna bilgiler verilmesi büyük bir yönetim hatasını ortaya koyuyor. Bu davranış, kurumların çalışma prensiplerinden uzak; panik ve tepkiye dayalı bir hareket tarzını işaret ediyor.
Dahası, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkanı tarafından açıklanan veriler, yaklaşık 571 aktif hakemden 371’nin bahis hesabı tuttuğu, bunlardan 152’sinin aktif olarak bahis yaptığı yönünde. Bu tür etik dışı davranışlar yalnızca bir “hata” değil; sporun adalet ve eşitlik ilkelerine ağır bir darbedir. Profesyonel spor dünyasında, böyle bir davranışın yalnızca futboldan değil tüm profesyonel spor branşlarından ihracı dahi gerekebilir.
Aynı zamanda soruşturma devam ederken bu tür verilerin kamuoyuyla paylaşılması, yüz kızartıcı bir tablonun tüm dünyaya duyurulması anlamına gelmiştir. Bu durum, Türk futboluna olan bakışı kirletmiş ve güven erozyonunu hızlandırmıştır.
Sezonun 10. haftasında açıklanan bu operasyon, futbolseverlerin kafasında çok sayıda soru işareti bırakmıştır. Çünkü süreç sadece hakemlerle sınırlı kalmamalı; futbolcular, temsilciler, gözlemciler, antrenörler ve yöneticiler gibi tüm profesyonel paydaşların kapsamlı şekilde incelenmesi gerekir. Profesyonel sporun temeli olan “oyunun dürüstlüğü” ilkesi aşındığında, spor sadece skordan ibaret bir meta hâline gelir.
Ve en önemlisi: bu incelemeler sonuçlandıktan sonra kamuoyuna açıklanmalıydı. “Şeffaflık” kisvesi altında yürütülen bu süreç ne yazık ki Türk futbolunu dünya karşısında küçük düşürmüş, yönetim zaafını tekrar gözler önüne sermiştir. Geçmişte olduğu gibi, bu süreçte de birçok isim zamanla aklanacak, tahkim kurulu kararlarıyla geri dönecek ve tüm kriz yine “düzeltilmeye” çalışılacaktır. Ama Türk futboluna verilen zarar o noktadan sonra çoktan geri dönülmez bir hal almıştır.
Bu nedenle artık köklü bir değişim kaçınılmazdır. Türk futbolunun yönetimsel olarak yeniden yapılanması, TFF’nin doğrudan Spor Bakanlığı bünyesine geçmesi elzemdir. Aksi halde futbolumuz sadece sahada değil, itibar sahnesinde de kaybetmeye devam edecektir.
“VAR’ı Geçtik, Bahis VAR!”
YORUMLAR