Biz, torpille klasman atlayıp Süper Lig’e çıkıp sonra sessizce gönderilenlerden olmadık. Bizim hikâyemiz, birilerinin omuzlarında yükselip yalnız kalınca düşenlerin hikâyesi değil. Biz sahada alın teriyle, bilgiyle, karakterle var olduk.
Bugün futbolun içinde öyle bir düzen konuşuluyor ki; sanki herkes biliyor ama kimse açıkça söylemeye cesaret edemiyor. Bazıları sahaya zekâsıyla değil, desteklerle çıkıyor. Arkasında güç varken düdüğü çalanlar, o güç çekildiğinde bir anda sessizliğe gömülüyor. Ne bir jübile, ne bir veda, ne de bir hatırlanma…
Oysa hakemlik, sadece maç yönetmek değildir. Bir duruş meselesidir. Adaletin sahadaki temsilidir. Futbolcunun şöhreti, taraftarın sevgisi vardır; ama hakemin en büyük sermayesi itibarıdır. O itibar da torpille değil, doğru kararlarla kazanılır.
Ne acıdır ki, bu sistemde bazıları kalabalıkların arkasına saklanarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Ancak gerçek şu ki; kalabalıklar dağıldığında geriye sadece karakter kalır. Ve o karakter yoksa, geriye hiçbir şey kalmaz.
Bugün unutulan, değersizleştirilen, jübilesi bile yapılmadan gönderilen birçok hakem var. Çünkü sistem onları kullanıp kenara koymayı tercih etti. Ama şunu herkes biliyor: Gerçek kalite hiçbir zaman kaybolmaz. Sadece bir süre görmezden gelinir.
Biz o görmezden gelinenlerden değiliz. Biz, sahada duruşuyla iz bırakanlardanız. Çünkü biliriz ki; hakemlik sadece düdük çalmak değil, adaletin yükünü taşımaktır.
Ve o yükü herkes taşıyamaz.
Esen kalın sporla kalın