Advert
NE BİÇİM GAZETECİYİZ BİZ.
Soner Aksakal

NE BİÇİM GAZETECİYİZ BİZ.

Ne biçim gazeteciyiz biz!

Bir türlü şu rakamları tutturamıyoruz. Ben bu işin içinden çıkamadım. Objektiflik gereği her partiye rutin olarak ziyaretlerimizi gerçekleştirip, çalışmaları takip ediyoruz. Analizleri dinliyor, değerlendirmeleri kaydediyoruz. Sayısalı iyi bir insan olarak toplama çıkarmayı bildiğim halde bu yüzdeleri bir türlü hesaplayamıyorum. Nolur yardımcı olun, kafayı yiyeceğim. Benim bildiğim partilerin oy oranlarını topladığımızda 100’ü bulmamız gerekiyor. Yanlış mı, bilmiyorum. Ama öyle tahminler geliyor ki yüzdeleri üst üste koyduğumuzda yüzde 200’ü buluyoruz. Biraz realist olalım. Tamam parti propagandası yapıyorsunuz, algı yaratıyorsunuz. Hepsini anlıyorum. Ama kendinize güldürmeyin.

Haddini aşanlar da oluyor. Her konuda eleştiriye açık olsak da emeğimizin hep hor görüldüğü bir meslekte şahsımıza da hakaret ettirmeyiz. En ufak olayda “siz ne biçim gazetecisiniz” cümlesini kullanmaktan vazgeçin. Gazeteci her anı, her şeyi, her olayı aynı anda bilmek zorunda değildir. Gazeteci bilgilendirmelidir, tarafsız ve yorumsuz bir şekilde halkı doğru yere kanalize etmelidir. Ve objektifliğini korumalıdır. Toplumda yeni bir algı oluştu. Gazetecinin objektif olması rahatsız etmeye başladı. Sohbetlerimizde söylediğimiz analizlerde hoşlarına gitmeyen sonuçların karşılığı: “Siz nasıl gazetecisiniz”. Bir saniye sonra hoşuna giden bir cümle duyduğunda: “Türkiye’nin en iyi gazetecisi sizsiniz”. Bu algıyı kırmadan Türkiye’de hiç kimse bir şeylerin değişmesini beklemesin.

Bu yeni modaya cumhurbaşkanı adayları da alet olmaya başladı. Gazetecilerin sorduğu soruya “bozarak” cevap verdiğini zannedenler buradan prim yaptıklarına inanıyorlar. Oysa unutuyorlar, gazeteciler halkın sesidir. Yani dolaylı yoldan halkı bozuyorlar. Ve o halkı yönetmeye talip oluyorlar. Tam tersi durumlar da söz konusu. Şayet gazeteci muhatabı zora sokan bir soru sorarsa veya bir yalanını ortaya çıkarırsa hemen yandaş medya vurgusu yapılıyor.

Gazetecilik dünyanın en nankör mesleğidir ve sevda işidir. Yani hiçbir gazeteci ömür boyu takdir edilmez. Zaten böyle bir beklentisi de olmaz, sadece manevi tatminle mutlu olur. Bu da sadece bir habere özeldir. Nereden mi biliyorum? Seçim dönemleri haricinde bir tane haber üretmemiş, bir habere gitmemiş ve sadece bu mesleği çıkar için kullanmaya çalışanların sezonluk işçi misali dönemsel faaliyet gösterse bile gazeteci sıfatı alması bunun en büyük göstergesidir.

Biz bunlara alıştık. Ama kimseye ne gazeteciliğimizi ne kişiliğimizi sorgulattırmayız. Herkes işini yapsın. Düzeyli eleştirilere tabii ki açığız ama haddini aşan söylemlerin de mutlaka karşılığını misliyle veririz. Boş yere denmemiş, “Anlattıkların, karşındakinin anladığı kadardır.” Dolayısıyla bizim; anlayanların, anlama düzeyi yüksek olanların gözünde gazeteci olmamız yeterlidir.

Ya tekrar soruyorum, ne biçim gazeteciyiz biz? Değil mi? Sizin yalanlarınıza ortak olmayarak gazeteci olamıyoruz. Ama ismini bile bilmediğiniz bir gazetede yalanların yayınlandığı bir küpürü Nobelle taçlandırırsınız. İşinize geliyorsa.. Biz böyle gazeteciyiz.

Yaklaşan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçiminde anlatılanları anlayabilenlerin iktidar olduğu, yalanlarıyla toplumu zehirlemeye çalışanların aksine vatanını, milletini, devletini, geleceğini fantezi kurbanı etmeyeceklerin zaferiyle tescillenmesi dileğiyle. Kutuplaştırılan siyasetin bittiği, ortak aklın, özgürlüklerin ve hür iradenin hakim kılındığı bir Türkiye dileğiyle. Ve son olarak halkını seven, milletin çıkarlarını gözeten Türkiye’yi başat güç yapacak, hatasını yanlışını idrak edebilen ve düzelten bir cumhurbaşkanı dileğiyle.

Bu vesileyle de tüm İslam aleminin, Filistinli kardeşlerimizin, zulüm gören Müslümanların ve milletimizin Ramazan Bayramı mübarek olsun.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert