Advert
Soner Aksakal

"Dik Duracağız, Dikleşmeyeceğiz"

Üniversitenin son yılıydı, okulumu bitirip alanımda çok büyük işlere imza atmayı hedefliyordum. Bu arada da ufaktan köşe yazarlığı yapıyordum yerel bir gazetede. Sonrasında bu çileli yolculuğa aşık oldum. Yeni aşkımın adı, gazetecilikti. Uluslararası ilişkiler mezunu bir öğrenciydim. Ama yerel bir aşka sevdalanmıştım. Büyükelçi olma hayali kurarken, yerel bir gazetenin sahibi oldum. Bu iki zıt devinim içerisinde bir tercih yapmam gerekiyordu. Sonrasında sevdiğim, yaşamaktan mutlu olduğum coğrafyanın eşsiz güzelliğine kapılarak yerel gazeteciliği seçtim ve bir gece cebimizde bir sigara parasıyla 100. sayısına ulaştığımız bu gazeteyi kurduk. Bu saatten sonra hayata uluslararası bakıp yerel yaşamaya başladık. Yalnız değildim aslında, koca yürekli, bugünkü gibi bir ekibim vardı. Azı çoğa sayan, çokta gözü olmayan bir ekip.. Bu sevda bir davaya dönüşmüştü. Her şeyin en iyisini yapmaktı derdim. En çok bizim gazete olmalıydı piyasada, en iyi biz olmalıydık ve asla adi olmamalıydık. Bu yolda bugünlere geldik.

Kimse söylememişti bize; ikiyüzlü insanlar tanıyacaksınız, siyasetin en çirkin taraflarını göreceksiniz ve yine siyaseten bölgeniz zarar görmesin diye susacaksınız. Kimse uyarmamıştı; hiçbir zaman takdir edilmeyeceksiniz diye. Zaten bir takdir de beklememiştik. Zorlu bir yolculuktu içinde bulunduğumuz, ne şikayetimiz vardı ne şikayetçi olan.. Hiçbir zaman satın alınmadık veya alınmak için bir şey yapmadık. Her dönem Allah’ın eli üzeremizdeydi, tam bittik dediğimiz noktada yeni kapılar açtı. Böyle ulaştık 100. sayımıza.

Hiç pişman olmadık. Her geçen gün daha hırslı ve daha güçlü bir şekilde büyümeye devam ettik. Gücümüzü Allah’tan aldığımız için şikayetçi olduklarımızı da Allah’a havale ettik. Yaşadıklarımızı anlatsak, ne sayfalara ne sütunlara sığmaz. Korkmayın anlatmayacağım. Çok zorlu, meşakkatli, hayatımızı ortaya koyduğumuz, çocuğumuz gördüğümüz bu fidan bugün artık ağaç oldu. Her dönem birileri ekmeğinize bakın dedi, biz emeğimize baktık. Ne geçmişimizde ne de kısmetse geleceğimizde hiçbir illegal işin içerisinde olmadık, olmayacağız. Bizim kaybettiğimizi düşünenler, son demde bizim kazandığımıza şahit oldular. Yani iyiler mutlaka kazanır. Dik durduk ve hiçbir dönem dikleşmedik. Hiçbir bel altı habere imza atmadık, atmayacağız. Paraya kul olmadık, parayı kul ettik. Her baskı öncesi, baskı parasını denkleştirmek için mücadele etsek de oflamadık. Bundan şüphesi olan varsa, buradayız! Hesabımızı sadece ve sadece yaradana veririz. Biz yaptığımız haberlerden, izlediğimiz yayın politikasından pişmanlık duymadık. Bugün bize mesafeli ve yanlı davrananlar da yarın pişmanlık duymasınlar, naçizane tavsiyemizdir.

Gazetemizin kapağında gördüğünüz kedi gibiyiz biz. Yani bir köpek gibi çıkar sağlayacağımız yere tabi olmak yerine, rızkı veren Allah’tır inancıyla kedi sadakatine büründük. Bu rivayeti bilen bilir. İç karartmanın anlamı yok. Bir gün bile ümidimizi kaybetmedik, kaybetmeyeceğiz. Liyakat sahiplerine değer verenlerin değer gördüğü bir hayat dileğiyle.. Bugüne kadar bizi çıkarsız seven, yalaka olmamızı istemeyen, sadece duruşumuz için arkamızda olan herkese minnettarım. Diğerlerini her zamanki gibi Allah’a havale ediyor, gazetemizin hiçbir zaman tetikçi olmayacağını temin ediyorum.

Değerli okuyucularımızın da ellerinde tuttukları bu gazeteye verilen emeği görerek okumalarını rica ediyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert