Reklamı Geç
Advert
Advert
New York’taki mahkeme ile senkronize olmak
Adem Yavuz Irgatoğlu

New York’taki mahkeme ile senkronize olmak

Reza Zarrab davası diye bilinen daha sonra adı değiştirilip Hakan Atilla’ya çevrilen New York’taki ‘Türkiye’ye kumpas davası’ iç siyasette iktidar ve muhalefeti karşı karşıya getirdi. İki yanlıştan bir doğru çıkmayacağı bilindiği halde İran’a karşı en büyük ambargoyu uygulayan ABD, Türkiye’yi ‘Ambargoyu delmekle’ suçluyor ve bir şarlatanın iftiraları üzerinden Türkiye’yi sanık sandalyesine oturtmak istiyor. Hiçbir vatan evladının kabul edebileceği bir durum değildir.

İkinci yanlış ise bu kumpastan yola çıkarak iç siyasette CHP tarafından iktidarın bir anlamda ‘Bu işleri yaptığı doğrudur’ tezini savunacak duruma düşmesidir. Her ikisi de yanlış olan bu tutumların bir doğru sonuç vermeyeceğini ABD de CHP de iyi biliyor. Ama bu dava üzerinden ‘alıcısı’ bulunan bir kesim ve uluslararası güçler var. Tam da bu kesimler Türkiye karşıtlarına oynuyor. Türkiye’nin, hükümetin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zor durumda kalması için zil takıp oynayanların sayısı bir hayli fazla. Zarrab’ın iftiraları ile her gün okuduğumuz onlarca köşe yazısı ve haberde bunları görüyoruz.

Bir yanlış varsa bu eleştirilmeli ki zaten ana muhalefetin işi de budur. Araştıracak, eleştirecek, sorgulayacak, muhalefet edip kendi tezlerini, projelerini ortaya koyup iktidar alternatifi olduğunu gösterecek. Ama bizde ana muhalefet grup kürsüsünden vitesten atmış gibi ‘Vatan hainleri, boynunuza neyi takacağımızı iyi biliriz” gibi en ağır itham ve tehditlerle siyaset yapmayı tercih ediyor. Bu siyaset tarzı ile kendi ülkesine karşı kurulan kumpasa isteyerek veya istemeyerek ‘destek’ vermiş oluyor.

Ortada bir yolsuzluk, bir rüşvet, bir yanlış varsa elbet de bunlar araştırılsın, ortaya konulsun. Çünkü bizim değerlerimiz bu davranışları, eylemleri kabul etmez. Bu nedenle kim olursa olsun rüşvet, yolsuzluk hiçbir şekilde meşru görülemez. Ama bunların hepsi Türk yargısı tarafından yapılsın. PKK’yı, FETÖ’yü, DAEŞ’i ve diğer terör örgütlerini alenen destekleyen ülkelerin ‘adaleti(!)’ne sığınılmasın. Hele hele New York’ta görülen Türkiye’ye kumpas davasında mahkeme ile senkronize olmuş bir muhalefet örneği Türkiye için fecaattir.

Türkiye’nin içeriden ve dışarıdan hedef alındığı bir dönemde kendi ülkesine karşı kurulan kumpasa ‘destek’ olmak kime ne fayda sağlar? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘ABD’nin Türkiye’ye karşı bir planı var’ diyerek açık açık bu olayın bir kumpas olduğunu söylemesine rağmen… MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Zarrab olayında Türkiye’ye karşı kumpas kuranların bu davranışları karşısında “Bizim tarafımız Türkiye’dir, tarafsızlık namussuzluktur” demesine rağmen…

Mahkeme kayıtlarına geçen Rıza Zarrab’ın ‘hapishaneden kurtulmak ve daha az ceza almak için yalan söylemekten başka çarem kalmadı” sözleri, gardiyanlara bile rüşvet verdiğini anlatan pişkinliği, avukatlar ile duruşma öncesi görüşüp suç oluşturabilecek bir palan hazırladığı, şamalar üzerine savcılarla çalıştığı gün gibi ortada iken koskoca ana muhalefet partisinin kurulan kumpasın peşine takılması çok düşündürücüdür.

Önce çıkıp “Cumhurbaşkanının yurt dışında hesapları var, yakınları vergi cennetlerine para kaçırıyor” diyerek dekont sallayıp, ardından bunların ticaret karşılığı yurt içi bankaları arasında havale-EFT olduğu anlaşılınca bunu bir kenara bırakıp daha önce MİT tarafından yapılan açıklamaların gündeme getirilmesi hatta bunların ABD’deki dava ile eşzamanlı olarak yapılması sizce çok masum mu? Dava görünümlü Zarrap tiyatrosu, ABD’nin yanlı mahkemeleri ve FETÖ’nün iddialarıyla amel etmek kimseye bir fayda sağlamaz!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert