Advert
Advert
Advert
ARAKAN’A KARŞI KÖR VE DİLSİZ OLANLAR
Adem Yavuz Irgatoğlu

ARAKAN’A KARŞI KÖR VE DİLSİZ OLANLAR

Arakanlı bebeklerin cansız bedenlerinin fotoğrafları karşımızda dururken buna karşı kör ve dilsiz olan şeytanlaşmış kalplere bir çift sözümüz var: övündüğünüz iktidarlarınız, gururlandığınız insanlığınız batsın, büyüklüğünüz ve şatafatınız yerin dibine girsin. Koca koca harflerle yazılan topluluklarınız tarumar olsun.

 

Nerede kan ve gözyaşı varsa imdat çığlıklarını ilk, belki de tek duyan Türkiye oluyor. Neden AB’si, BM’si, ABD’si bilmem daha nesi, kör ve sağır kalıyor? Hadi bunları anladık diyelim ya Müslümanlar neden susuyor, haksızlık ve zulüm karşısında “dilsiz şeytanlara” benziyor? Müslümanları katleden, yavaşlatılmış soykırım yapan bu Myanmar nedir Allah aşkına?

 

Peki, bu zülüm yeni mi? Elbet de yeni değil. Tarihi biraz geriye saralım. Ta 1430’larda Arakan’da Arakan İslam Devleti kuruluyor ve 1784’e kadar bölgeye hükmediyor. İlk Sultanı ise Süleyman Şah. O dönem ticaret ve ilim merkezi olan Arakan şimdi geri kalmışlığın, yoksulluğun, kan ve gözyaşının merkez üssü haline geldi. Arakan’ı ilk önce İngiltere iliklerine kadar sömürdü. Arakanlı Müslümanlar maden ocaklarında köle olarak çalıştırıldı. İngiltere rolünü tamamladıktan sonra Arakan’ı Burma Sultanlığına bıraktı.

 

1948’de İngilizlerin çekilmesiyle bağımsızlığını ilan eden, 1948 ila 1962 arasında demokrasi ile yönetildiği söylenen ve yüzde 90’ı Budist olan Myanmar, 2011’e kadar askeri yönetimlerle idare edildi. Bundan sonra ise yine başlarında generaller olan sivil hükümetler tarafından yönetilse de ağırlıklı olarak askerlerden oluşan bir hükümet söz konusu.

 

Anayasalarına göre meclisin hem iktidar hem de muhalefet kanadında dörtte bir oranında asker kontenjanı ayrılmak zorunda. Ve asıl garibi ise “1982 Vatandaşlık Kanunu”yla çoğunun vatandaşlıkları elinden alınan Müslümanlar oy kullanamıyor. Sekiz ana etnik grubu bulunan ülkede aslında anayasaya göre 130’un üzerinde etnik grup bulunuyor.

 

1974’te kabul edilen anayasa ile sosyalist yönetim benimseniyor. 1988’de askeri yönetim, ülke yönetimine el koyuyor. İlk önceleri adı Burma olan ülke daha sonra Myanmar olarak değişiyor. Yüzde 90’ı Budist olan ülkede yüzde 4’lük Müslüman kesim bulunuyor. 1784’te iktidarı kaybeden Müslümanlar o gün bugündür zulüm altında. İslam devletinin yıkılmasıyla Müslümanlara karşı baskı ve zülüm arttı. Amaç ise askerlerin de desteğini alan Budistlerin baskısıyla Müslümanların dinini değiştirmektir. Buna karşı direnen Müslümanlara karşı baskı ve zülüm sürekli arttı.

 

Zulümden kaçanlar ise fakir bir İslam ülkesi olan Bangladeş’e, sığınıyor.  Ancak burada da barınma sıkıntıları başladı ve gelinen noktada sığınmacılara karşı ülke sınır kapıları kapatıldı. Budist çetelerin zulmüne uğrayan, tecavüzlerine maruz kalan, toplu tutuklamalarıyla işkence gören Arakanlı Müslümanların evleri, iş yerleri ve camileri de ateşe veriliyor.

 

Tarihi zulüm ve işkencelerle dolu olan Arakan’ın farkına 2012’lerde dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve geniş bir heyetin ziyaretiyle varmıştık. Hükümetin kontrolünde Kızılay, Diyanet İşleri ve STK’lar bölgeye ciddi anlamda hizmet götürdü.

 

Birileri bölgenin zengin petrol ve doğalgaz yataklarını yıllarca sömürüp “Bir damla petrol bir damla kandan daha değerliydi” vahşetine imza atarken; Türkiye ise akan bir damla kan ve gözyaşını durdurmanın gayretinde oldu.

 

Şimdi Arakan/Burma Müslümanları bırakın elin AB’si, ABD’sini, BM’sini, Müslümanlardan gelecek yardımları, atılacak somut adımları çaresizce bekliyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Atatürk Kültür Merkezinde Kars, Ardahan, Iğdır Rüzgarı
Atatürk Kültür Merkezinde Kars, Ardahan, Iğdır Rüzgarı
Gölbaşı’nda Yeni Eğitim Öğretim yılı öncesi güvenlik toplantısı
Gölbaşı’nda Yeni Eğitim Öğretim yılı öncesi güvenlik toplantısı