Advert
Advert
Advert
ABD GERÇEKTEN MÜTTEFİK Mİ?
Adem Yavuz Irgatoğlu

ABD GERÇEKTEN MÜTTEFİK Mİ?

Türkiye – ABD arasındaki ilişkiler iki yüz yıllık geçmişe dayanıyor. İki asırlık ilişkinin beraberinde getirdiği müttefiklik bugün hangi noktada? Türk halkı ABD’ye nasıl bakıyor? Türkiye – ABD ilişkilerinde gelinen nokta bize neler söylüyor?

 

Birkaçını yazdığımız ama onlarcası kafamızda dolaşan bu soruları cevaplamak ve Türkiye ile ABD ilişkilerini anlamak için biraz geriye gitmek, gerekiyor diye düşünüyorum. Malum olduğu üzere 1783’te bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkan ABD kısa bir süre içinde kendi özgün yapısını oluşturdu. Özellikle uluslararası ticari faaliyetlere öncelik verip bu alanlardan biri olarak Akdeniz’e yöneldi. Tabii Akdeniz denince akla Osmanlı geliyor.

 

1800’lerin başlarında ilk resmi ziyaretlerine başlayan ve 1800’lerin ilk çeyreğinde yani 1827’de Fransız, İngiliz ve Rus gemilerinden oluşan müttefik donanması Navarin’de Osmanlı donanmasına saldırdı. Böylece Batılılara ‘Güvenilemeyeceği’ algısı oluşmaya başladı. Bu gelişme Osmanlı ile ABD yakınlaşmasını doğurdu. Ve 1830’da Osmanlı ile ABD arasında Seyr-i Sefain ticaret antlaşması imzalandı. Bu antlaşmanın doğal sonucu olarak ABD, Osmanlı Devleti’nin birçok şehrinde konsolosluk açmaya başladı. Gayri resmi olarak ilk konsolosluk İzmir’de açıldı. Devamında resmi olarak atamalar yapıldı.

 

İlerleyen tarihlerde bir dizi antlaşma imzalandı. Bunlardan bir tanesi de bugün çokça tartıştığımız Suçluların İadesi Antlaşması (11 Ağustos 1874). Bu maddeyi en çok da 15 Temmuz sonrası FETÖ ela başı Gülen ve beraberindekilerin iade edilmemesi tartışmasından hatırlıyoruz. ABD için önemli antlaşmalardan biri de Truman Doktrini’ydi. Burada ABD’nin uluslararası politikasının değiştiğini ve Sovyet karşıtlığının bu yeni politikada temel esas olduğunu ilan etmiş, komünizm tehdidi altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını açıklamıştı.

 

O dönem Türkiye’ye de 100 milyon Dolar yardım yapmıştı. Yardımlar bununla da kalmıyor ardından Marshall planı çerçevesinde diğer yardımlar takip edecektir. Soğuk Savaş döneminde ise Türkiye’nin yürüttüğü ABD’den yana politika, SSCB’nin çöküşüne kadar devam etti. 1950’lerde artan Türkiye – ABD ilişkileri Kore Harbi’nde doruk noktaya ulaşıyor.

 

Türkiye’nin NATO’ya girmesiyle İncirlik Üssü ABD’nin hizmetine sunuldu. (Bugün birçok olayın altından ABD İncirlik Üssü çıkıyor). Bir süre sonra 5 Haziran 1964’te ABD Başkanı Johnson’un İsmet İnönü’ye sert bir üslupla yazıp gönderdiği mektup ilişkileri geriyor. Türkiye’nin ‘Kıbrıs’a müdahale kararı almadan önce müttefiklerine danışması gerektiği’ hatırlatılan mektupta, Sovyetler’in Türkiye’ye saldırması durumunda NATO’nun Türkiye’yi savunmada isteksiz davranacağı ima ediliyordu. Ayrıca ABD’nin yaptığı askeri yardım malzemelerinin Kıbrıs müdahalesinde kullanılamayacağı ifade ediliyordu. Müttefiklik testleri başlamıştı bile.

 

ABD’nin bu tavrı Türkiye’yi SSCB ile arasını düzenlemeye sevk edecektir. Hani ‘Kötü komşu insanı mal sahibi yapar’ sözünde olduğu gibi ABD’nin tutumu uluslararası ilişkilerde yeni pozisyonlar almayı beraberinde getirmişti. Ancak ABD, Türkiye’nin peşini bırakmak istemiyordu. Çünkü stratejik bir konuma sahip olan Türkiye ile çok işi vardı. SSCB’nin Afganistan’a girmesi ile ABD, Türkiye için şu tanımı yapacaktı “Krizli bir bölgede en güvenilir müttefik Türkiye’dir.” Bu tanımla da Türkiye’nin bölgedeki önemini teyit ediyordu.

 

2001’deki 11 Eylül saldırısının ardından Türkiye terörle mücadele konusunda ABD’ye destek verecektir. Ancak 1 Mart tezkeresi işi bozacak ve ABD istediğini elde edemeyince müttefikliği adeta unutacaktır. ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmek istemesi Türk kamuoyunda büyük tepki topladı. Hele bir de ABD’nin bu işgal girişiminde Türk topraklarını kullanmak istemesi işin tuzu biberi oldu. TBMM’ye sunulan 1 Mart Tezkeresi kabul edilmedi ve ABD büyük bir hayal kırıklığına uğradı. ABD bazı Kürt grupları destekleyerek Türkiye ile olan ilişkilerinin soğumasına neden oldu.

 

İlişkilerdeki gerginlik bununla da sınırlı kalmayacaktı. 2003’teki “Çuval olayı” bardağı taşıran damlalardan biriydi. Kuzey Irak’ın Süleymaniye şehrinde Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu askerler tutuklanarak sorgulanıyordu. İsaril’in Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda saldırmasına karşı ABD’nin sessiz kalması da Türkiye’yi üzecekti.

 

Devam eden süreçte sözde Ermeni soykırımı, 15 Temmuz sonrası FETO’nun iadesi konusunda ABD’nin tavrı, YPG’ye verilen silahlar konusu Türk halkının ABD’ye bakış açısındaki olumsuzluğu daha da arttırdı. Tarih boyunca sürekli iniş çıkışlar yaşayan Türkiye – ABD ilişkileri bugün yine aynı iniş çıkışları yaşıyor. Öyle ki hala ABD’nin askeri mühimmat yüklü İHA’ları Türk toraklarına düşüyor. Bu yaşananlar gösteriyor ki ABD her zaman denge politikasını gütmüş, sömürge arayışlarına devam etmiştir. Bush, Obama derken şimdi de Trump yönetiminin benimsediği politikalar Türkiye – ABD arasındaki ilişkilerine zarar veriyor ve Türk halkı haklı olarak müttefiklikteki samimiyeti sorguluyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Saray’daki modern düğün salonu tamamlandı
Saray’daki modern düğün salonu tamamlandı
Başkan Duruay, pazar esnafını ziyaret etti
Başkan Duruay, pazar esnafını ziyaret etti