Advert
Advert
Halkoylaması Süreci
Kemal Yıldırım

Halkoylaması Süreci

Merhaba, öncelikle kendimi tanıtayım, ismim Kemal Yıldırım, 1989 Karagedik doğumluyum, sizlerden biriyim, Gölbaşı’nda yaklaşık 3 yıldır avukatlık yapmaktayım. Bu yazımda sizlere halkoylaması süreci ile ilgili naçizane görüşlerimi paylaşacağım. Bu köşeyi bana ayırdıkları için sevgili Soner Aksakal ve Aktif Haber ailesine de teşekkür ediyorum.

Halkoylaması, referandum veya plebisit; her ne kadar dilimize referandum olarak pelesenk olmuşsa da ben halkoylaması terimini kullanmayı tercih ediyorum. Plebisit halk arasında nerdeyse hiç kullanılmayan bir terim, daha çok akademik dilde tercih ediliyor. Plebs, Eski Roma'da, ayrıcalıklı patriciler dışında kalan kalabalık halk sınıfına verilen bir isimdir. Plebs meclislerinin aldığı karar anlamında olan Latince plebiscitum sözünden gelir. Referandum ise Latince "referre" (geri getirmek) kökünden gelir. Doğrudan halkın kaderini belirleyeceği bir durum söz konusu, dolayısıyla halkoylaması terimi bana hem daha yerinde hem de Türkçe kökenli bir terim olduğu için yaşadağımız sürece Halkoylaması Süreci demek daha doğru geliyor. Takdir yine de sizin.

Halkoylaması süreçleri, hem tehlikeli hem de demokratik süreçlerdir. Neden tehlikeli diye soracak olursak, genelde halkın önünde iki seçeneğin olduğu ve halkın da ikiye ayrıldığı süreçlerdir. O yüzden bu tarz dönemlerde başta siyasilerin ve bizlerin söylemlerimize dikkat etmesi gerekir. Her ne kadar siyasi liderler bazında süreç sert söylemlerle başladıysa da son dönemlerde, tarafların daha yumuşak bir dil tercih ettiklerini görüyoruz. Bence politikacılar şunun farkına vardı, bu süreçte korku aşılayan değil, umut aşılayan başarılı olur ve görülen o ki Evet ve Hayır cephesi seçim stratejilerini de bu yönde belirlediler. İş sadece politikacılar bazında da bitmiyor, halkın da dikkatli olması lazım. Halkoylaması süreçleri genel veya yerel seçimler yahut da cumhurbaşkanlığı süreçleri gibi değildir. Seçeneğin genelde ikiye düştüğü süreçlerdir. Evet diyen de Hayır diyen de başımızın üstündedir. Ne Evet diyen haindir ne de Hayır diyen terörist. Seçimler gelir geçer, partiler tarih sahnesinden silinir, liderler unutulur ama arkadaşlık ilişkileri, akrabalık, komşuluk baki kalır. Bu süreçte tabii ki inandığımız doğrular üzerinde propaganda yapacağız, bizle aynı görüşte olmayan dostlarımızı ikna etmeye çalışacağız, ancak bu herşeyden önce saygı çerçevesinde ve birbirimizi kırmadan olmalıdır. Unutmayalım cenazemiz, düğünümüz veya hastamız olduğunda o şucu bu şucu diye gitmemezlik yapmayız, bir cenaze olduğunda her siyasi partiden temsilciyi orada görürüz. Bir yakınımız hastalansa benim komşum B partisinden ondan yardım istemem demeyiz. Bırakın arkadaşlarımızı yeri geliyor, en yakın akrabamızla dahi farklı görüşlerden olabiliyoruz, ama birbirimize darılmıyoruz, küsmüyoruz. Belki çok fanatik insanlar olabilir yukarıda saydıklarımın tersini yapan ama sayısının çok düşük olduğunu düşünüyorum. Unutmayalım farklılıklarımız bizim zenginliğimizdir.

Halkoylamaları aynı zamanda çok demokratik süreçlerdir. Devletin ve toplumun geleceği ile ilgili bir konu hakkında vekil olmadan doğrudan asil tarafından yani halkın oyladığı bir durumdur. Ülkemizde birçok sorun var çözülmeyi bekleyen, zaten siyasiler de bu sorunların çözümü için bizden oy ister ve bizler de inandığımız siyasileri seçer, bizi yönetsin, sorunlarımızı çözsün diye yetki veririz. Gerçek anlamda çok partili sisteme geçtiğimiz 1950 yılından beri ufak tefek sıkıntılar olsa da bence Türkiye’nin en iyi işleyen sistemi seçim sistemidir. Zaman zaman halkın iradesine kendisini vesayet makamı hissedenler tarafından darbe vurulmuşsa da ülkemizde seçimler özgür ve demokratik bir şekilde gerçekleşir. Bu demokratik geleneğimizle ben özellikle Türkiye’nin coğrafyamızda bir model olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki önümüzdeki Halkoylaması sürecini sağ salim ve demokratik bir şekilde atlatacağız. Herkes gibi benim de bir tercihim var ancak sonuç ne olursa olsun herşeyden önce memleketimiz için, Gölbaşı’mız için hayırlı olmasını Cenab-ı Allah (c.c.)’tan diliyorum.

Yazımı, herkesin de bildiği Hükümet Kadın filminde geçen bir sahnede yer alan sözlerle bitirmek istiyorum;

“Bu dünya, senden olmayanlarla hoştur. Onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. Sadece senin gibiler değil, senden olmayan da çok yaşasın ki, sen de yaşa. Hele bir de onun gözüyle gör şu fani dünyayı. Herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki. Değil mi? Ve yahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegane şey, benden olmayandır. O yoksa, sen de yoksun. Ne anlamın kalır, ne rengin belli olur, ne de tadın…”

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Osman Karaaslan’dan 16.yıl mesajı
Osman Karaaslan’dan 16.yıl mesajı
Ersin Pehlivan’dan Teşekkür Mesajı
Ersin Pehlivan’dan Teşekkür Mesajı