HDP hukuku tanımamamın cezasını çekiyor
Adem Yavuz Irgatoğlu

HDP hukuku tanımamamın cezasını çekiyor

4 Kasım Cuma sabahına uyandığımızda “HDP’ye terör operasyonu” haberleri ile karşılaştık. Kamuoyu bir anda olup biteni anlamaya çalıştı. Aslında olup bitenin farkında olan halk, böyle bir operasyonun nasıl gerçekleştiğini anlamak istiyordu.

HDP Eş Genel Başkanlarının da aralarında olduğu vekiller gözaltına alınıp bir kısmı tutuklandı. Gündeme bomba gibi düşen bu operasyon tam da HDP’nin siyasi kimliğini kalkan yaparak terör ile arasına mesafe koymak istememesini ve yaptığı eylemleri hatırlattı bizlere.

Biraz geriye gidecek olursak 2012’de daha ‘Çözüm süreci’ devam ederken HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş “Öcalan’ın heykelini dikeceğiz” diyerek toplunum sinir uçlarını zorluyordu. 6-8 Ekim olaylarında 55 kişinin ölümüne neden olacak sokak çağrısını yapıyordu.

Eş Genel Başkanlardan Figen Yüksekdağ “Sırtımızı YPG’ye, PYD’ye, YPJ’ye dayıyoruz, bunu savunmakta bir sakınca görmüyoruz” diyerek alenen terörü destekliyordu. Tuğba Hezer terörist cenazesinin taziye çadırını ziyaret ediyordu. Abdullah Zeydan, PKK’ya yönelik operasyonlarda devleti suçlayarak “PKK sizi tükürüğü ile boğar” diyerek terörü öven sözlere imza atıyordu. Faysal Sarıyıldız, kendi aracında PKK’lı kuryeleri taşırken yakalanıyordu. Sebahat Tuncel polise tokat atarak içimizi acıtıyordu. Ve dahası…

Böyle bir dönemde ‘Çözüm süreci zarar görmesin’ anlayışı ile birçok hataya göz yumuldu, sırf gencecik Mehmetçik, polis şehit olmasın, analar ağlamasın diye. Ama bunu da sabota eden terör örgütü ve onun siyasi destekçileri, bugünkü sürecin zeminini kendi elleriyle hazırladılar.

İş döndü dolaştı Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına geldi ve ‘Hodri meydan’ denilerek dokunulmazlıklar kaldırıldı. Milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını öngören Anayasa değişikliği kapsamında soruşturmalar yapıldı. Diğer partilerin milletvekilleri hatta genel başkanları gidip savcıya ifade verirken, 55 milletvekili ile 511 dosyası bulunan HDP’liler ‘Kendi ellerimizle gidip ifade vermeyeceğiz, yargıya güvenmiyoruz’ diyerek kendilerini hukukun üstünde gördüler.

Bunun üzerine savcılar harekete geçti ve bu vekiller için zorla getirip gözaltı kararı verdi. Böylece mahkemeye çıkan vekillerin bir kısmı terör örgütü ile olan ilişkileri nedeniyle tutuklandı. Ancak bu tutuklamalar milletvekilliğini düşmesi anlamına gelmiyor. Milletvekilliği üyeliğinin düşmesi için mahkûmiyet kararı verilmesi ve bunun da kesinleşmesi gerekiyor. Bu mahkûmiyet kararı Yargıtay tarafından onanıp TBMM’de görüşülmesi gerekiyor.  

Tam da burada ‘vekillikler düşerse erken seçim olur mu?’ sorusu akıllara geliyor. Eğer 28 vekil düşerse Anayasada 3 ay içinde ara seçim öngörülüyor. HDP’nin yaptığı açıklamaya baktığımız zaman topyekûn istifa etmeyip, yani sine-i millete gitme gibi bir düşünceleri görünmüyor. Eğer böyle bir yol izlerlerse önce Genel Kurul’dan onay çıkması lazım, bu da pek mümkün görünmüyor. Çünkü HDP’nin amacı ‘Mağduriyet’ oluşturmak olur. İkinci olarak da halktan alacakları cevabı bildikleri için erken seçimi göze alamazlar.

Peki, şimdi ne olacak?

HDP’ye terör operasyonu sadece iç mesele olmaktan çıkıp Batı’nın ikiyüzlülüğü ile uluslararası alanda Türkiye’yi karalama kampanyasına dönüşüyor. AB ülkelerinin büyükelçileri üzerlerine vazife olmayan işlere burnunu sokuyor. Siyaseti teröre kalkan yapan, bu operasyonları “Küresel boyutta mağduriyete” dönüştürmeye çalışan HDP’ye ikiyüzlü Batı ve ABD de destek veriyor.  Yargı süreci ve kararlı siyaset iyi yönetilmezse başımız ağırabilir!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı