Advert
Advert
Advert
HANGİ GEMİ, HANGİ DENİZ !...

HANGİ GEMİ, HANGİ DENİZ !...

Aylar önce gazetenin tanışma kahvaltısından sonra birkaç yazar gazeteci dostlar ile şiirler okuyor ve zevk ile dinliyordum; tecrübe ve duygularına güvenen neredeyse iki aşık diyebileceğim iki üstadı...Birbirinden değerli şiirlerini okuduktan sonra bir yerden müzik sesi gelmeye başladı, müziğin melodisi bile kulaklarımın bütün algılama duyusunu kendine çekmeyi başarmıştı. Kimin söylediğini bilmediğim müziği kendimi kaptırıp dinlemeye başladım…

“Şu gurbet ellerinde.Zaman geçer mi acap . Bizi perişan etti. Gaybana galasıcak...

 

..."Ben denizde bir gemi. Dalgalar vurur beni. Ben ağaçta bir yaprak. Rüzgar savurur beni...”

Vay anam vay! Neydi bu böyle…uzun zamandır böylesine beni etkileyen sözleri duymamıştım dedim kendi kendime. Oturduğumuz yer biraz yüksek olduğu için gözlerim bir çatıda takılı kalıp artık şarkının diğer sözlerini duymamaya başladım. Aklımda,dilimde dönüp duran sadece “ben deniz de bir gemi ve şu gurbet elleri” olmuştu… şimdi diyeceksiniz ki ne alaka. Düşünce işte aylar sonra aklıma gelen bu unutamadığım anım beni asker ocağındaki fidanlardan evin içinde ki eli su dökülesi anneme kadar uzandı… Nasıl mı?

Kaç aylığına giderse gitsin, nereye giderse gitsin bir fidan ocağından alınıp başka bir toprağa ekiliyor ve orada meyve verilmesi bekleniyor. Sağ salim meyvelerini toplayıp ocağına döner ise ne ala!... dönmez ise de….. bizler “ şehit” diyoruz dimi, şüphesiz… Düşündükçe düşünüyorum aklıma birden “ANKARA'daki bombalı saldırıda şehit düşen 28 kişi arasında bulunan Hava Astsubay Üstçavuş Mehmet Koray Pınar geldi. Şehidimiz Bursa'ta toprağa verilmişti. Baba, Mehmet Pınar, oğlunun cenaze töreninde güçlükle ayakta durabildiği halde "Bugün ağlamak yok. İçimizi tutacağız. Ağlamayacağız" dedi, ve ağlamadılar da… hatırlıyor musunuz? şimdi size soruyorum bu deniz hangi deniz bu gemi hangi gemi…

 Hadi bunu bir kenara bırakın deyip başka bir konuya geçeceğim ama büyük bir terbiyesizlik olur… Fakat aklınızın ucunda olsun belki benim sorularıma cevap bulursunuz diye yine de sizlere sormak istiyorum… Suriye'den gelen insanların , insan demeyeyim de çocukların oyun oynadığı, acıktığı için bir ekmek aldıkları tabiri caiz ise çaldıkları için dayak yediği, bu gemi de biz insanlığımız dışında başka ne kaybettik biliyor musunuz?

Peki 45 çocuğun cinsel tacize uğradığı, artık çocuklarımızı yurtlara bile emanet edemediğimiz şu zaman, şu deniz hangi deniz. Yurtları bırakın artık babası tarafından iki defa hamile kalan bir çocuk düşünün ve bununda annenin göz yumduğu… ben böyle babanın da annenin de deyip!.... öyle işte….

Ağızlarda bir geometrik kelime millet dolanıp duruyor neymiş paralel… keşişi nedir bilmem ama şimdi ye kadar bu işler nasıl yürüyordu, bileniniz duyayınınız var mı? Galiba Bülent ARINÇ'ın başkanlık seçiminden sonra ki olayına benzedi… Sosyal sitelerde askerleri ve onların kutsal görevleri onca özel hareket polisi istifa etmiş neden ? şehit olmaktan mı korktular, ailelerini bırakmak mı zor geldi yoksa akıllarına “bu bizim savaş değil mi dediler?” inanın bilmiyorum ama bir şeyler dönüyor,bu kesin.

Bazıları çok karlı çıksa da bazılarının ocağına incir ağacı dikiliyor ve lanet olsun ki bu millet alıştırıldı, hiç alışmaması gereken olaylara…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Ahmet Yıldırım Oğlunu Evlendirdi
Ahmet Yıldırım Oğlunu Evlendirdi
İnternet Cafeler Mercek Altında
İnternet Cafeler Mercek Altında