LAF TAŞIMAK - SERVİSİN BÖYLESİ!
Ismahan Çeribaşı

LAF TAŞIMAK - SERVİSİN BÖYLESİ!

Atalarımız ne diyor : “Taş taşı da, söz taşıma” ...

İnsanoğlu her döneminde karşısındaki insanları tanımayı, anlamayı ve onun hakkında fikir edinmeyi çalışır. Gerek iş hayatı, gerekse sosyal yaşamı, gerekse özel hayatı olsun her anında bu eşi- çocukları dâhil her zaman az ya da çok sorgular…

Neden mi?  İçimden ilk güven demek geldi ama güven dışında başka bir duygu bugün içimi kemiriyor… Güvendiğim birimi hayır, sevdiğim birimi hayır peki bunların hiç biri değil ise bu duygunun adı ne? Bilmiyorum… Fakat zannediyordum ki laf taşımak çocukların büyüklerine şikâyet etmek amacı ile ya da kendilerini korumak amacı ile yaptıkları servis diye biliyordum. Servis dedim çünkü bu onlar için ufak bir getir götür işi gibi bir şey tabiri caiz ise ‘çocuktan al haberi’ …

Anladım ki öyle değilmiş aklıselim insanların bile bir anlık gaflete düşüp sonucunu ne olacağını düşünmeden yaptıkları bu pervasızca servis onların aslında ne kadar da gözden gönülden düşük olduğunu gösterdi. Nasıl mı? Bazı insanlar kimi rakiplerini, iş arkadaşlarını gözden düşürmek için kimi de eşlerin arasını açmak için laf taşıyor. İnsanların arasının açılmasına, toplumda fitne-fesadın çıkmasına ve kardeşlik bağlarının kopmasına sebebiyet verdiği için, dinimiz söz taşımayı haram kılıyor.  Aslında bu düşüncelerimin en güzel aynası Hasan Basri Haz. İle ilgili anlatılan kıssadan hisse ;  “Hasan Basrî Hazretleri’nin yanına gelen biri “Filanca senin hakkında kötü söylüyor.” diye şikâyette bulunur.  Hasan Basrî bunun üzerine “Sen onu nerede gördün?” diye sorar. Adam, “Evinde gördüm.” yanıtını verir. “Orada ne yapıyordun?” diye sorunca da adamın evinde misafir olduğunu anlatır. Hazret bu sefer de,  “Misafirlikte ne yediniz?” sualini yöneltir. O da büyük bir iştahla misafirlikte yediklerini anlatmaya başlar. Hasan Basri Hazretleri muhatabını sabırla dinler ve şu sözleriyle büyük bir ders verir ona: “Ey namert kişi! Bu kadar yemeği karnında sakladın da, bir sözü mü saklayamadın? “.

Ne yapalım bizde birilerine yaranmak için laf mı götürüp getirelim ya da birilerinin aralarını bozmak onları huzursuz etmek için ondan alıp ona mı servis edelim. Nedir ki bir sırdaşın adabı... Gözlerinden, sözlerinden can ciğer kuzu sarması gibi görünen insanlar aslında tilki gibi sadece laf hırsızlığı yapmak için yanımızda olduklarını mı yanalım yoksa bu tarz insanlar ile yan yana olmak zorunda olmaya mı? Bir insan kaç defa sizi kandıra bilir, kaç defa yalanlar üzerine yalan söyleyip gözlerinize baka-baka nağmeler düzer hepsini geçtim siz bunların ne kadarını müsaade edersiniz?

Ettiğin söze de sana da deyip setleri kurmak yetmiyor bazen,

Çizgilerin ne kadar kalın olursa olsun bağlandığın yerden koparmakta çare değil,

İpleri tellendirip sırt dönmek yakışmaz.

Siz bilirsiniz ne yaparsanız yapın ama şundan eminim ki gönlümden de gözümden de düşeni bir daha asla ama asla bir daha kaldırmam... İşte o yüzden diyorum ne olursa olsun nefrette olsa o duyguyu bana bırakın yok cimrilik yapıp onu da alırsanız bana soğumak düşer ve bir bardak suya ihtiyaç olduğunuz da size onu verecek en son insan ben olurum...

Dilerim ki sözünüz ile özünüz ile bir olun. Yanlış yapabilirsiniz ama yanlışınız sizin yanlışınız olsun. En azından savunulacak bir tarafınız olsun...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı