Reklamı Geç
Advert
Advert
Sur, Cizre ve Silopi’deki ‘oyun’ büyük!
Adem Yavuz Irgatoğlu

Sur, Cizre ve Silopi’deki ‘oyun’ büyük!

 

Türkiye günlerdir Sur, Silopi ve Cizre’de hain terör örgütlerine yönelik mücadelede, verdiği kahraman şehitlerine ağlıyor. İki ayı geçen bir sürededir teröristlerle etkin mücadele eden güvenlik güçleri, Sur, Cizre ve Silopi’de oynanan hain ‘oyunu’ gün yüzüne çıkarttı. Ve buralardaki durumun basit bir ‘hendek’ olayı olmadığını hep birlikte gördük.

Sur, Cizre ve Silopi’deki tablo, terör örgütünün yeni bir stratejisini hendek ihanetiyle ortaya koydu. Kendilerince ‘kurtarılmış bölge’ diyerek hep hayalini kurdukları ‘özyönetim’ sistemini hayata geçirmek için ilk adımı attılar. Bu adımı atarken sert bir kayaya çarptılar. Bu sert kaya, 7 Haziran seçimleri sonrası ortaya çıkan siyasi tablonun Doğu ve Güneydoğu’da güvenlikçi politikanın gözden geçirilmesi hatta bir an evvel güvenlik önlemlerinin alınmasını sağladı. Çünkü bölge halkı kendi iradesinin dışında hareket ettiriliyordu.

Kazılan hendekler yerel halkın nefes borularını tıkamak, güvenlik güçlerinin yardımını kesmek ve o bölgeleri savunmasız bırakmak içindi. Tabii bunları yaparken, gerek bölgedeki belediyelerden gerek bir kısım yerel halktan ve gerekse uluslararası güçlerden alınan destek, teröristlerin uzun süre ‘direnmesini’ sağladı. (Bunun en büyük kanıtı belediyeye ait iş makineleri idi).

Terör örgütüne yataklık yapanların planları da bu aşamada devreye sokuldu. PKK’nın içinden çıkamadığı hendek ihanetinde devreye ‘üst akıl’ girdi ve yeni bir çatışma stratejisi belirlendi. Dışarıdan lojistik destek sağlanacaktı, içeriden yerel halk kendi yanlarına çekilecek ve her fırsatta Kürt halkını temsil ettiklerini ileri süren siyasi yapılar da iç siyasette dengeleri değiştirmek için hamle yapacaktı.

Seçim Hükümetinde devletin operasyonlarını durdurmak amacıyla o hükümette yer alan HDP’li vekiller, bunu başaramayınca istifa etmek zorunda kaldılar. Çünkü bir yandan örgütün baskısı altında kaldılar bir yandan da devletin kararlığını gördüler.  O günden sonra ilgili parti güç kaybetmeye başladı. Bugün ise herhangi bir çözüm üretemediği için ciddi anlamda sıkışmış durumda. Bu defa parti yetkilileri soluğu dış ülke ziyaretlerinde aldı. Burada Türkiye aleyhine propaganda yapılarak lojistik desteklerini esirgemeyen uluslararası güçlerin bu kez siyasi hamlelerini kullanmak istediler. Bir anlamda bu tutmadı. Ama bunun tuttuğu bilinen iki ülke var; Suriye ve Rusya. Bu iki ülkeyi Türkiye aleyhine kullandılar ve kullanıyorlar.

Şimdi bölgede yaşananlara bakınca güvenlik güçlerimize karşı silah doğrultanların profesyonel olduğu anlaşılıyor. Bu kiralık teröristler arasında yabancılar da var. Bunu bizzat Başbakan Ahmet Davutoğlu da açıkladı. Geriye dönüp baktığımızda keskin nişanı tüfeği (sniper) kullanmak öyle kolay bir durum değildir. Eline o tüfekleri alan herkes aynı zamanda keskin nişancı olamaz.

Uzmanlar, keskin nişancı olmak için binlerce atış yapmak gerektiğini söylüyor. PKK’lı teröristlerin kullandığı silahlara bakılınca bunların ciddi bir eğitimden geçmiş kişilerin kullanması gereken silahlar olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla bu atışların eğitimini almak, bunlara mühimmat sağlamak ve bunları Cizre, Silopi, Sur gibi ilçelere yerleştirmek sadece teröristlerin tek başına yapabileceği bir iş değildir. Dolayısıyla bu durum Sur, Cizre ve Silopi’de yaşanan ‘oyunun’ ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

Bir not daha; Sur, Cizre ve Silopi’nin temizlenmesiyle oradaki terör etkisi bitmeyecektir. Çünkü diğer şehirlere de yerleştikleri düşünülen teröristlerin başka ilçeleri harekete geçirme planları olduğu biliniyor. 21 Mart nevruza kadar terörle etkin mücadele devam edecektir. Serhildan (ayaklanma) hevesi olanların bu hamlesi ancak mücadele ile ve teröre destek veren ülkelerin bu desteğini kesecek hamleler ile mümkündür.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert