Advert
Advert
DİYANET ÜZERİNDEN LİNÇ KAMPANYASI
Adem Yavuz Irgatoğlu

DİYANET ÜZERİNDEN LİNÇ KAMPANYASI

Son günlerde Türkiye’nin gözbebeği kurumlarından biri olan Diyanet İşleri Başkanlığı ‘çarpık veya çarpıtma bir fetva hadisesi’ üzerinden hedef alındı. Aslında bir linç kampanyası başlatıldı. Bu linç kampanyası Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden Mehmet Görmez Hoca’ya yöneliktir.

Son yıllarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın üstlenmiş olduğu misyon, dinamik kadrosu, yayınları, gerek yurt içinde gerekse yurt dışındaki etkinlikleri bir hayli dikkat çekmeye başlamıştı. Adeta Dışişleri Bakanlığı bürokratları gibi diplomasi girişimleri sürdüren bir Diyanet İşleri Başkanımız oldu.

Çok uzağa gitmeden hatırlayın daha on beş gün önce, Mehmet Görmez Hoca, İran ziyaretinin ardından Suudi Arabistan’a gitti. İki ülke arasındaki gerginlikte bir Müslüman olarak “Kardeşlerinizin arasını düzeltin…” emrine uygun davranarak diplomatik girişimlerde bulundu. Sadece bu mu? Değil elbet de. Somali’de, Arakan’da, Filistin’de, Suriye’de bilmem dünyanın daha hangi köşesinde, ismini bile bilmediğimiz, haritada yerini gösterecek kadar bilgi sahibi olmadığımız coğrafyalarda seferber olan bir kurumdan söz ediyoruz…

Yüce dinimiz İslam’ın asli hüviyetiyle anlaşılmasını, dünyadaki Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde yaşamasını amaçlayan bir kurum, ‘çarpık bir fetva hadisesi’ üzerinden itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. ‘Müslümanız’ diyen birçok kesim de buna çanak tutuyor. Fitne ateşine benzin taşıyor.

Tabii bunun arka planına baktığımız zaman çok farklı sonuçlara ulaşabiliriz. Geçmişte makam araçları üzerinden eleştiri oklarının odağı olan Mehmet Görmez Hoca, aynı zamanda ‘paralel yapı’ olarak adlandırılan kesim tarafından da hedef alındı. O gün bugündür kurum ve kurum yöneticileri üzerinden benzeri çirkin kampanyalar yürütülüyor. Ve bu durumdan en çok etkilenen, buna üzülen ise hiç şüphesiz kurumun başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Hoca.

Tanıdığım kadarıyla gönlü güzel olan Mehmet Hoca, Diyanet İşleri Başkanlığı’na yeni bir imaj kazandırdı. Ne yazık ki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetva hattı üzerinden, kişisel bir soru çarpıtılarak, hatta gazeteler yansıdığı şeklindeki ifadelere yer verilmediği halde bu güzide kurum hedef alındı.

Geçmişte başka gazetelerde bu iğrenç hadise (Ensest olayı) üzerine bir yazı dizisi kaleme aldığım için tekrar bu konuları gündeme getirip küçücük yavruların, genç kız kardeşlerimizin psikolojisini, ruh dünyasını etkilemek istemiyorum. Çünkü bu hadise üzerine okuma yaparken, bunu kaleme alırken ne kadar zorlandığımı çok iyi hatırlıyorum.

Gerçekten bu durumda olan babalar veya diğer bireyler patolojik bir sapıklığın içindedir. Bu hadiseler de bu sapıklığın birer sonucudur. Bunların tedavisi ise yine psikoloji ve din ile olacaktır. Rabbim herkesi bu tür kötülüklerden korusun. Böyle bir baba veya başka aile bireyleri saygıyı hak etmiyor.

SULTANAHMET PATLAMASI DÜNYAYA MESAJDIR

Türkiye’nin en turistik en bilinen merkezi Sultanahmet’in seçilmesi bu terör eyleminin dünyaya duyurulması açısından stratejik bir öneme sahipti. DEAŞ izi taşıyan eylem bize şu mesajı veriyor: “bundan sonra turistik bölgeler daha çok tehdit altında.”

Bu tür eylemler aynı zamanda bize şunu gösteriyor ki Suriye’deki yangın Türkiye’ye taşınmak isteniyor. Bunu da sistematik bir proje ile yürütüyorlar. Suruç, Ankara ve ardından İstanbul patlamaları bunun en büyük örneğidir. Tabii burada nasıl bir zafiyet var veya istihbarat, güvenlik zafiyeti var mı? Bunların tekrar masaya yatırılması gerekiyor. Çünkü istihbarat raporlarında Ankara’nın da alarmda olduğu ifade ediliyor. Bunlar gazetelere yansıyor. Hepimizin tedbirli olması gerekiyor.

Türkiye’yi Suriyelileştirmek isteyenlere karşı hep birlikte olmalıyız ve Suriye’nin içine düştüğü tuzağa biz de düşmemeliyiz! Aksi halde bu gemi su aldığı zaman herkes zarar görür.  

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev