Advert
Advert
İnsanlık göç ediyor
Adem Yavuz Irgatoğlu

İnsanlık göç ediyor

PKK terör örgütü ve yandaşlarının Doğu ve Güneydoğu halkına yaşattıkları baskı sonucunda ortaya çıkan görüntüler, insanlığın göç ettiğini gösteriyor. Sokağa çıkma yasağının tekrar ilan edilmesiyle birlerce kişi yine evini barkını terk etmek zorunda kaldı.

Cizre’de Cudi, Sur, Nur ve Yasef Mahallesi’nde açıldığı belirtilen 350 hendek, terör örgütü ve onun şehir yapılanmasının bölgedeki durumu hakkında çok net bilgi veriyor. Diyarbakır’da izinsiz gösteriler ve çıkan çatışmalar da bunun giderek yaygınlaştığına işaret ediyor. Benzer manzara diğer mahallelerde de var. Bu durum karşısında Silopi’de Cudi, Barbaros ve Yeşiltepe Mahallesi’ne özel hareket polisleri ile zırhlı araçların sevk edildiği belirtiliyor. En azında yerel kaynaklar böyle söylüyor.

Hatta bölgedeki öğreteneler gönderilen mesajlar sonucu öğretmenler de yollara düşüp memleketlerine geri dönüyor. Bölgede ciddi bir endişe hakim durumda. Tabii ki bu endişeyi gidermek için herkes devletten girişim ve önlem bekliyor. Devlet de bu mücadeleyi titizlikle yürütüyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Dağlarımız teröristlerden temizleninceye kadar bu mücadele sürecek” demişti. Şimdi dağlardan herhangi bir terör eylemi gelmiyor. Demek ki dağlar terör unsurlarından temizlenmeye başlandı. Şimdi öyle görünüyor ki Doğu ve Güneydoğu’daki bazı il ve ilçelerde bulunan mahallelerde açılan hendekler kapanıncaya, YDG-H üyeleri temizleninceye kadar bu mücadele sürecek.

Hassas bir şekilde sürdürülen terörle mücadele konusunda sivillerin zarar görmemesi için sokağa çıkma yasağı sık sık gündeme geliyor. Yetkililer bu şekilde açıklama yapıyor. Böyle bir manzara karşısında halk çareyi başka ilçe ve illerdeki yakınlarının yanına göç etmekte buluyor.

TV ekranlarında izlediğimiz, gazete sayfalarında okuduğumuz haberler, halkın içinde bulunduğu mağduriyeti gözler önüne seriyor. Yastığını yorganını kucaklayan, halısını kilimini omuzlayan çaresiz halk, çareyi ‘kaçışta’ buluyor.

Özellikle bölge için kış mevsiminin çok çetin geçtiği aralık ayında, hiç kimse sıcacık yuvasını terk etmek istemez. Kimse çoluk çocuğu ile yollara düşmek istemez. Ama bölge halkı buna mecbur bırakılıyor. Ve bunu yapan da PKK terör örgütü ile onun yandaşları.

Teröristler bir şey yapıyor. Ve o şey de Rusya, İran destekli Esed rejiminin sürdürdüğü savaş ortamında Türkiye terör unsurlarıyla meşgul edilmek isteniyor. Çünkü Türkiye’nin olmadığı bir Ortadoğu denklemi çözülemez. Bunu herkes biliyor. O nedenle hem içerde hem dışarıda Türkiye sıkıştırılmaya çalışıyor. Bir önceki yazımda da ifade ettiğim gibi Türkiye artık gücünü keşfetti, susup kenara çekilecek bir ülkü değil.

Şimdi konuyu dağıtmadan asıl meseleye dönecek olursak Kürt halkı Kürt siyasetçiler tarafından yalnız bırakılıyor. Ne yazık ki her fırsatta ‘Kürt halkını temsil ediyoruz’ diyen siyasetçiler ve parti yöneticileri bir gün olsun o insanlarla birlikte yola düşüp de göğüslerini PKK ve yandaşlarına siper etmedi. Bu siyasetçiler bir gün olsun çıkıp da “Bu insanlar buranın yerlisidir. Bunları göçe zorlayamazsınız. Bu insanlara bunu yaşatamazsınız. Bizim demokratik siyaset alanımıza müdahale etmeyin. Bu şekilde bir yere varamazsınız” diyemedi.

Milletin vekili olmak onların hakkını ve hukukunu savunmayı da gerektirir. Eğer bunu yapamıyorsanız o koltukları işgal etmenin anlamı nedir? Bunu yapmak yerine halka ‘gözdağı’ verecek açıklamalar yapılıyor maalesef!

Onlardan bir tanesini HDP’li bir milletvekiline ait: “Bırakıp gitmeyeceksin. Terk etmeyeceksin. Bir gün geri dönmek istersen yüz bulamayabilirsin.”

Peki, bu insanlar ne yapsınlar? “Sırtımızı şu örgüte dayıyoruz” diyenlerin sessizliği karşısında kurşunların hedefi mi olsunlar?

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Osman Karaaslan’dan 16.yıl mesajı
Osman Karaaslan’dan 16.yıl mesajı
Ersin Pehlivan’dan Teşekkür Mesajı
Ersin Pehlivan’dan Teşekkür Mesajı