Türkiye gücünü keşfetti
Adem Yavuz Irgatoğlu

Türkiye gücünü keşfetti

Herkesin aklındaki soru ile bu yazımıza başlamak istiyorum. Soru şu: Rus uçağı neden düşürüldü? Veya neden şimdi (24 Kasım’da) düşürüldü? Özellikle Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Türkiye’ye geleceği gün, yani 24 Kasım’da Ruslara ait SU-4 savaş uçağını vurduk.

Oysa çok daha önemli gelişmeler yaşanacaktı. Türkiye için büyük önem arz eden Cerablus’a operasyon düzenlemek için hazırlıklar tamamlanmak üzereydi. Hatta ABD ile koordinasyon bile sağlanmıştı. Tek tehlike ya da operasyonun önündeki en büyük engel olarak görünen Rusya ile de “anlaşma” sağlanmıştı. G20’yi hatırlayın, o günlerde Putin ile görüşmeler yapılmış ve Rusya’nın operasyonlara engel olmaması istenmişti. Ama Putin’in kafası karışıktı. Çünkü birileri Putin’i, o bölgenin ABD tarafından Kürtlere verileceğine inandırmıştı.

Ve düğmeye basıldı. Rus uçağı düşürüldü. Ruslar “Herhangi bir uyarı almadık” açıklaması yaparken, TSK ses kayıtlarını yayınladı. NATO ve ABD’den de Türkiye’ye ‘destek’ geldi. Ama bu destek çok güçlü bir destek değil. Neden mi? Çünkü ABD ve Rusya’nın Suriye politikasında ciddi bir örtüşme var.

Rusya uçağının düşürülmesinin somut bir sonucu olarak Cerablus’a yapılmak istenen operasyonun “engellendiğini” söyleyebiliriz. Ve Rus uçağının düşürülmesiyle Türkiye Ortadoğu’daki yangının içine çekilmiş oldu.

Tam da burada Türkiye gücünü keşfettiğini gösterdi. Nasıl mı? Biraz geriye dönük okuma yaparak bunu açıklamaya çalışalım. Hatırlayınız lütfen… Bir zamanlar AB’ye rest çekip Rusya ile Şangay Beşlisi’ni konuşuyorduk. Belki de İslami hassasiyetler adına, İran’a nükleer pazarlıklarda sahip çıkmıştık. (Ama bugün İran bizi her fırsatta ‘vurmaya’ çalışıyor). Başta ABD olmak üzere Avrupa ile her şeyi yeni baştan konuşmak isteyecek kadar özgüvene sahip olduk. Mısır’da, Libya’da, Tunus’ta yaşanan darbelerde, Arap Baharlarında, Suriye’nin içine düştüğü bataklıkta en yüksek sesi çıran yine biz olduk.

Birileri ‘Ne yapalım, bizim elimizden gelen budur’ derken, bizler gövdemizi bile taşın altına koymaya hazırlanıyorduk. Filistin’de katliamlar devam ederken ve Filistin davası gündemin en alt sıralarına düşmüşken yine onu tutup ‘kaldıracak’ olan yine Türkiye’ydi. Hemen yanı başımızda IŞİD (DAEŞ) belası üretilmişken, Amerika ve Rusya destekli PKK kartı yeniden devreye girmişken yine ateşi söndürmek isteyen Türkiye oldu.

DAEŞ öyle bir konuma geldi ki ABD’yi, Rusya’yı, İran’ı, İsrail’i ve görünmez diğer güçleri aynı mevziye taşıyarak mülteci sorununu başlattı. Mülteciler karşında Avrupa yine sınıfta kaldı. İnsanlığa çelme taktılar. İnsanlığın kıyıya vurmasına seyirci oldular. Bu gelişmeler Batı dünyasının önüne vazgeçilmez olarak Türkiye gerçeğini bir kez daha koydu.

Öte taraftan Irak hükümetinin rızası ile Türk askeri Musul’a konuşlandırıldı. Yani 100 yıl önce çıkarıldığımız topraklarda Türkiye büyük bir güç olarak hem Kürtleri hem de Barzani’yi kucaklıyordu. Öyle ki Türk istihbaratının Barzani’ye yapılacak olan suikastları engellediği rivayet edildi. Bugün Türkiye ile Barzani yönetiminin yakınlaşmışındaki rahatsızlığın altında bu var. Tabii bir de Kürtlerin Türkiye’ye bağlanmak istediği gerçeğini gözden kaçırmamak lazım. Biz her ne kadar adım atsak da birileri Türkiye’yi hedefe aldı. Bizi Kandil ile Mahmur ile korkutanlara, Türkiye şimdi Musul ile ‘cevap’ veriyor.

Yani dünya düşürülen Rus uçağı ile ilgilenirken Türk askeri Musul’da karargâhını büyütüyordu. Türkiye artık gücünü keşfetti. O nedenle bundan sonra geri adım atmaz veya atamaz!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı