Advert
Advert
Advert
Çünkü Hayat..
Nisa Sayar

Çünkü Hayat..

Gece saat 3-4 civarı.. Oturdum eski yazılarıma bakıyorum. Lise dönemi, üniversitenin ilk yılı.. Ne ölçüde değişmişim, nelerden etkilenmişim, kimleri okumuş kimleri örnek almışım.. İnceliyorum. Geçen sene yazdığım ufak bir şeye rastladım. Kendimi mi ikaz ediyorum, birilerine mi telkinde bulunuyorum hatırlayamadım. Yazı aynen şöyle:

“Bir siyasi görüşün, bir ideolojinin askeri olma. Siyaset her zaman insanın vicdanının önüne set çeker. Söyleyeceklerin o setten uzanabildiğin kadardır. Köreltme kendini. Siyaset insanın, vicdanıyla karar verebilme kabiliyetini köreltir. Olaylara bakış açın, benimsediğin siyasi görüşün sınırlarına takılır. Düşündüklerin ve konuşacakların, kabul ettiğin ideoloji perdesinden sızabildiği kadarıyla kalır. İnsani duygularının önüne inşa ettiğin politik duvar, cesaretini söndürecektir. Kendisiyle çelişmek istemez çünkü insanoğlu. Solcu adamın üniversiteye giremeyen başörtülü kıza ses çıkarmaması bu yüzdendir işte. Sağcı adamın polis kurşunuyla öldürülen çocuklara çekimser kalması bu yüzdendir. Milliyetçi adamın bombalanan köylülere burun kıvırması bu yüzdendir. Bakanından tut başbakanına, şarkıcısından tut köşe yazarına kadar, yaşını başını almış adamların ve hatta kadınların "mini etek giymeseymiş o da” demesi bunun tezahürüdür işte. İnsan kendinden olanla, benimsediğiyle çatışmak istemez.

İnsanlığının, vicdanının önüne parmaklıklar örme. Tarafsız olan bertaraf olur da değil. Anarşist takılacağım diye her şeyi, herkesi eleştir, hiçbir şeyi beğenme demiyorum. Kimsenin askeri olma. Kedi yavrusu gibi ensenden tutulup sana da “Sık lan sık” denilecektir çünkü o zaman. Sığlaştırma kendini. İktidar olan öldürür, öldürtür. Güç denilen zayıflığın silahıdır öldürmek, en büyük caydırıcılığıdır. Her iktidar öldürür. Hiçbir düşüncenin sana iktidar olmasına izin verme. “Fikirlerim değişebilir, çünkü ben onların kölesi değilim” sözü düsturun olsun. Belirli bir ortak paydanın veya bir zümrenin tabulaştırdığı fikirlerin seni köleleştirmesine izin verme.

Velhasılı kelam, somut veya soyut fark etmeksizin, hiçbir şeyin seni kullanmasına göz yumma. İnsaniyetini kaybetmemek adına.."

Okudum bunları, gülümsedim. Anladığım kadarıyla o dönem gündemdeki olaylardan da örnekler vermişim. Yanı başımda Necmettin Erbakan'ın Davam kitabı.. Ki sadece kitabı da değil, yanı başımda Milli Görüş yolu.. Kitabı açtım, okurken altını çizdiğim cümlelere tekrar bakmaya başladım.

Dakika bir, gol bir. Gözüme çarpan ilk cümle: "Cihat etmeyen insan, dünya imtihanını kazanamaz". Biraz tedirgin olmadım desem yalan olur. Olur öyle diyip devam ettim. Dakika iki, gol iki: "Siyonizm, diğer ibadetlere karışmıyor ancak sıra cihada gelince mani olmak için her şeyi yapıyor. İstediğin kadar namaz kıl, oruç tut, ona karışmıyor. Ama devlet nizamına, devlet yönetimine gelince İslam'ı sokmuyor". Etrafa bakınıyorum. Hafiften ürperme başlıyor. Utanmasam "ey ruh geldiysen üç kere kapıya vur" diyeceğim.

Sonraki cümle: "Teşkilat, bir cemiyetin sinir uçlarıdır. Organize olmuş çok küçük toplulukların, birbirinden habersiz milyonlarca kitleden daha güçlü olduğu aşikârdır".

Tamam hocam, yeter diyip kitabı kapatıyorum. Bundan birkaç gün önce de Avusturalyalı bir gencin Müslüman oluşuyla ilgili bir video izlemişim. Bilen bilir, gencin başına gelen mucizeyi. Oturdum kendimle muhasebe ediyorum:

Saçmalama Nisa, zamanında bir yazı yazmışsın, şimdi tekrar okuyorsun ve ne kadar değişim geçirdiğini görüyorsun. Olay bundan ibaret, abartma. Sonra vazgeçiyorum. Yok kardeşim, ben bu kitabı iki gündür okuyorum. İki gündür niye böyle bir şey hissetmedim. Hoca benimle konuşuyor resmen. Evet evet, hoca bana cevap veriyor. Duraksıyorum. Nisa kafayı yedin galiba. Tesadüf sadece. Öyle mi? Tamam açalım bir sayfa daha. Açıyorum, altını çizdiğim cümle: "Materyalist görüş, kâinat ve insanın tesadüfler sonucu var olduğunu iddia eder. Bu görüş manevi değerleri yok sayar, her şeyin maddeden ibaret olduğunu kabul eder".

Bundan sonrasını anlatmaya ne kalemim yeter ne kelamım. Çıkıp balkona "Ey ahali, Erbakan Hoca burada, benimle konuşuyor" diye bağırsam içim soğumaz. O derece allak bullak olmuşum.

Sabah olmak üzere. Hala düşünüyorum. Ama artık o tedirgin ruh halinden çıktım. 17 yaşında iken kendime hep tek bir konuda ikazda bulunmuşum. Bir siyasi görüşün, bir ideolojinin askeri olma. 19 yaşıma geldim. Gecenin bir yarısı "Teşkilat, bir cemiyetin sinir uçlarıdır" diyen bir dava adamının, "Cihat etmeyen insan, dünya imtihanını kazanamaz" diyen bir dava adamının kitabını okuyorum. Sonuca varamam ben. Belki en büyük eksikliklerimden biridir bu. Nedenleri sorgular, bazen reddeder, bazen kabul eder, bazen cevabı bulup günlerce o cevabın içinde kaybolurum. Zihnimin içindeki karmaşada bir istikamet belirler ama bir türlü varış noktasına ulaşamam. Bu sefer bir sonuca varmaya çalışıyorum

"Siyaset insanın, vicdanıyla karar verebilme kabiliyetini köreltir" demişim. Neye göre söyledim ki acaba bunu? "Solcu adamın üniversiteye giremeyen başörtülü kıza ses çıkarmaması bu yüzdendir" demişim. Demek ki buna dayanarak söyledim. Muhtemelen siyasetin yahut herhangi bir ideolojiye tabi olmanın IŞİD'ci gibi bir şey olduğunu düşünüyordum o zamanlar. Bir "taraf"ın olursa şayet, o "taraf"takilerin karşı çıktığı her şeye karşı çıkacaksın; kabullendikleri her şeyi kabulleneceksin diye düşünüyordum. Bilmiyordum "Haktan yana" da bir "taraf"ın olduğunu.

Karaman Karaman Haber Karaman HaberleriDefteri elime aldım. Son sayfasını açtım. Bomboş bir sayfa. Bak Nisa dedim, buraya tek bir cümle yazacaksın. O cümle bu gecenin neticesi olacak. Ben sonuca varamam deme. Sen bu gece bir sonuca ulaşacaksın. O cümle bu geceden sonra senin duruşun olacak. Nereye ait olduğunu bulmaya çalıştın ya yıllarca. Kim olduğunu çözmeye çalıştın. Bu gece o sorunun cevabını yazacaksın. Bu gece ait olduğun yeri bulacaksın. Sen hep soru sordun, hiç cevap aramadın aslında. İstediğin hep şüphe etmekti, artık şüphesiz kabul edeceksin. Tamam heyecanlanma, kanın deli akmasın. Ama burası sırat. Yaz o cümleyi.

Düşün Allah düşün.. Sayfa hala bomboş. O esnada sabah ezanı okunmaya başladı. İşte o bitirici vuruştu. Aldım kalemi. Ağır ağır ama bastıra bastıra sadece beş kelime yazdım deftere:

"ÇÜNKÜ HAYAT, İMAN VE CİHATTIR."

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Ulubatlı     0000-00-00 17 yaşında çocuklar tanıdım, hayatı tahlil etmekten çok kendini takdim etmek çabasında.. Ancak yıllar eskitirken tüm takdirleri hala cemiyeti kendine mesele bilen hala varlığın felsefesini Descartes yüceliğinde sorgulayacak milli ve şuurlu bir anlayışı muhafaza ve müdaafa edebilen zihinleri pek tanımadım. Kaleminizi ve yürekli duruşunuzu tebrik eder cevabı önce sizlere sonra biz okuyuculara ışık olacak nice sorularınıza ilham olmasını temenni ederim...
Bakmakta Fayda Var
2.Uluslararası Pursaklar Kedi Güzellik Festivali
2.Uluslararası Pursaklar Kedi Güzellik Festivali
Gölbaşı’nda Kadınlar Matinesi yapıldı
Gölbaşı’nda Kadınlar Matinesi yapıldı