Reklamı Geç
Advert
Advert
‘One minute’ın çıldırttıkları
Adem Yavuz Irgatoğlu

‘One minute’ın çıldırttıkları

Tarihler 29 Ocak 2009 gününü gösteriyordu. O dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres’in de katıldığı panelde yaşananlar yıllarca gündeme damga vuracaktı.

Panelin konusu “Gazze; Ortadoğu’da Barış”tı. Sıra Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a gelmişti. Bir ara Erdoğan’ın konuşması kısıldı. Ve Kasımpaşalı buna karşı meydan okuyup “One minute” dedi. Dünya şoktaydı! Ardından Peres’e dönüp ekledi: “Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz. Sesinin yüksek çıkması suçluluk psikolojisinin göstergesidir… Benim için Davos bitmiştir. Daha da Davos’a gelmem…”

Erdoğan o gün meydan okuyunca dünya mazlumlarının gönlünde de taht kurdu. Ve her şey yeniden başladı. Erdoğan başkanlığındaki AK Parti Hükümetleri dünya mazlumlarının umudu olmuştu. Bu gidişat birilerini rahatsız edecekti. Hem içte hem de dışta. Öyle de oldu. Düğmeye basıldı.

Düğmeye basanlar pazarlıklarda anlaşıncaya kadar AK Parti 2011 seçimlerinde yüzde 50’lik bir oyla yeni rekorlar kırdı. Recep Tayyip Erdoğan üçüncü döneminde büyük bir başarıya imza atıyordu. Cumhurbaşkanlığına giden yolda mihenk taşları yeniden döşeniyordu. Türkiye, Ortadoğu’nun ‘abisi’ oluyordu. “Model ülke” diye tarif ediliyordu. Küsleri buluşturan, yaptığı atılımlarla örnek gösterilen bir ülke konumuna geliyordu.

Yeri geldiğinde ABD’ye, AB’ye, Rusya’ya, İran’a, Suriye’ye, İsrail’e, Mısır’a, darbeci yönetimlere, diktatörlere “kafa tutuyordu.” “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek BM’nin beş daimi üyesine “yerinizi bilin” mesajı veriyordu. PKK’yı bitirmek için demokratik adımlar atılıyordu. Silahsızlanma başlıyordu. Ülke huzur ve refaha kavuşuyordu.

Türkiye enerjisini ve insan gücünü ekonomiye, milli savunmaya, ulaşıma, sağlığa, çevreye, demokrasiye, sanayiye harcamaya başlıyordu. Bu durum elbet birilerini ve bir yerleri rahatsız edecekti. Bu gidişe “dur” demek için karar alınacaktı. Öyle de oldu. Türkiye’yi yalnızlaştırmak için saldırılar başlıyordu. Hedef AK Parti’yi küçülterek Türkiye’yi yalnızlaştırmaktı.

Bunun için devreye önce Gezi olayları, ardından 17-25 Aralık tuzağı, ardından AK Parti’yi iktidardan etmek, PKK’nın şehir yapılanması, silahların yeniden patlaması, ülkeyi kan gölüne çevirmek, sivilleri katledip, güvenlik güçlerini şehit düşürme planları girdi.

Yerli işbirlikçiler, uluslararası güçler, dört bin yandan saldırıya geçiyordu. İhanet şebekeleri birer birer devreye giriyordu. 2012’den itibaren Türkiye kendi içine kapanmak ve içindeki ‘arızaları’ gidermeye başlıyordu. Bu ‘arızalar’ giderilirken yeni ‘hatalar’ da yapılıyordu.  İllegal güçler kendilerine meşruiyet zemini hazırlıyordu. Doğu ve Güneydoğu’da yeni yapılanmalar hız kazanıyordu, devlet içindeki yapılanmalar ayağa kalkıyordu. Derken Dünya bir anda IŞİD belası ile karşı karşıya kalıyordu.

Bu koz Türkiye’ye karşı en etkin bir şekilde kullanılacaktı. Öyle de oldu. IŞİD ve diğer terör örgütleri birlikte Türkiye’yi hedef alıp katliam yapıyordu. 7 Haziran seçimlerinde sondan bir önceki koz oynanıyordu. Erdoğan’sız bir AK Parti’yi önce zayıflatmak, sonra küçültmek ardından da parçalamak için medya, sermaye grupları, siyasi partiler, STK’lar tek bir karede boy gösteriyordu.

Ve 7 Haziran seçimlerinde istediklerini elde ederek AK Parti’nin tek başına iktidar olmasını engelliyorlardı. İkinci plan devreye girecekti. AK Parti–CHP koalisyonu ile asıl hedefe yaklaşıp AK Parti parçalatılacaktı. Tutmadı! Şimdi son plan devreye giriyordu. 1 Kasım seçimlerinde AK Parti’yi tek başına iktidar yapmayıp, parçalamak. Bu planlar dış mihrakların da işini geliyordu. Çünkü tek başına iktidar olamayan bir AK Parti ile Türkiye küçülecek, Türkiye küçülürken de dünyada sesi kısılacaktır. 2009’daki ‘one minute’ birilerini böyle çıldırttı.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert