Alçaklığın sınırı yoktur!
Adem Yavuz Irgatoğlu

Alçaklığın sınırı yoktur!

Ankara, 10 Ekim’de cumhuriyet tarihindeki en kanlı saldırısına maruz kalarak 100’e yakın vatandaşını teröre kurban verdi. Bu saldırı alçaklığın sınırının olmadığını bir kez daha gösterdi. Bu menfur saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Rabbim bizleri böyle hadiselerle imtihan etmesin. Bir daha bu tür acılar yaşatmasın. Teröre lanet olsun.

Türkiye’nin içinden geçtiği ateş çemberi bizi en yakınımızda, ülkenin başkentinin merkezinde yaktı, kavurdu. Bu eylem neden yapıldı? Bunun arkasında kim var? Bir zafiyet oluştu mu? Bu konuyla ilgili istihbarat alındı mı? Bu tür eylemlerin başka yerlerde olmaması için ne tür önlemler alındı? Bu sorular uzatılabilir…

Türkiye, son 1 yılını seçimlerle geçirdi. Son 2 yılını ise içerideki birtakım yapılanmalarla mücadele ederek, gücünü ve enerjisini buraya harcadı. Bu süreçte PKK güç kazanıp, şehir yapılanmasını tamamladı. Bu eylemler bize gösteriyor ki PKK ve diğer terör örgütleri istediği zaman istediği yerde bu tür eylemler yapabilecek hale gelmiş. Ankara’daki patlama bunun en somut örneğidir.

Acımız ve öfkemiz büyük. Yaşanan tablo içler acısıydı. Olay yerindeki insanların yüzünde acının en katmerlisini hissettik. Can havliyle kaçışanlar, siren sesleriyle inleyen meydan ana baba günüydü. Her yeri kan kokusu kaplamıştı. Canlar yitip gitti. Ama ne yazık ki bu olaylar bile bizi “bir ve beraber” kılamıyor.

Bu elim olayın ardından bir grup orada halkı tahrik ederek polise saldırdı. Kaldırım taşları sökülüp polis araçlarına fırlatıldı. Devlet ve hükümet peşinen suçlandı.  İnsanlar can çekişirken provokatörler “katil katil” diye bağırmaya başladı. Her geçen saat ölü sayısı arttı.

Olayın nasıl gerçekleştiği ile ilgili henüz somut bilgiler elde edilememişken HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş çıkıp, alenen devleti ve hükümeti “katliam yapmakla” suçladı. Ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp “Ülkeyi Ortadoğu bataklığına sürüklemeyin dedik, uyardık” diyerek yine hükümeti suçladı. MHP Genel Başkanı ise eski tutumunu sürdürüp HDP ile aynı çizgide yer aldı ve o da hükümeti suçladı. HDP’li Milletvekili olay yerine gelip polisi tartakladı. Hükümet yetkilileri olayın hemen başında çıkıp “Bu olayın failleri bulunacak, acımız büyük, bir ve beraber olmalıyız” demeliydi. Geç kalındı.

Bunlar içeride yaşananlardı. Bir de bu olayın arka planında gözden kaçırmamamız gereken noktalar var.

Geçtiğimiz ay BM’de Filistin Bayrağı göndere çekildi. Filistin’i dünyada en gür sesle savunan tek ülke Türkiye. Bunun hemen ardından Suriye’de devam eden katliama Rusya da ortak oldu. Yetmedi hava sınırımızı ihlal etti. Ardından Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Japonya seyahatinde Rusya’ya rest çekti. Rusya geri adım attı. Buna mukabil NATO “Türkiye’yi korumaya hazırız” açıklaması yaptı. Rusya ve Çin’in Suriye’deki Esed rejimine destekleri dünya gündemini belirlerken, İsrail’in Filistinlileri katliamı gündemde yeterince yer almadı.

1 Kasım seçimlerine giderken PKK operasyonlarıyla güç kaybeden HDP, beli kırılan PKK, “Barıştan, ateşkesten” bahseden açıklamalar yaptı. Birçok Batılı ülke, Türkiye’nin terörle mücadelesini sonlandırmasını istedi. Çünkü onların da “yemi” azaldı, hasılatı düştü. Terörle mücadeledeki kararlı tutum, seçim beyannameleri, Dolardaki düşüş AK Parti’nin oylarına olumlu yansıdı. 1 Kasım’da tek başına iktidar zorlanıyor. (Anketler böyle söylüyor.)

Suruç ve Diyarbakır patlamalarıyla oyu artan HDP, Ankara’daki patlamada da aynı taktiği uygulayarak devleti suçlayıp “mağdura” oynuyor. Gazeteci Ahmet Hakan’a saldırı yapılarak bugün yaşananların psikolojik alt yapısı oluşturuldu.

7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamayan AK Parti, hem siyasi hem de ekonomik istikrarı kaybeden Türkiye bu yaşananlara eskisi gibi gür seslerle karşı çıkamıyor. Bu fırsattan yararlanmak isteyen iç v dış mihraklar, Türkiye’de bir iç savaş çıkartmak, devleti “sivil katliam” yapmaya zorlamak için elinden geleni yapıyor. Bu da alçaklığın sınır tanımadığını gösteriyor. Tüm bunlara karşı tek çare birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürümektir.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı