İSTASYONDAKİ DÜŞÜNCE
Ismahan Çeribaşı

İSTASYONDAKİ DÜŞÜNCE

Düşünmeden olmuyor, olmayacak... O yüzden korkma! Bak gözlerime bir şey söyle.

Kaçma, kaçırma hiç bir şeyi lanet edip keşkelerin arkasına sığınma…

Bak şimdi kapat gözlerini ve anlatacaklarımı dinle ve ses ver sadece yüreğinin…

‘Yüksek bir tepe düşün deniz ayaklarının altında olabildiğince engin mi engin. Sessizlik ve avuçlarının arasına bırakılmış çekirdek… Söz veriyorum elimi uzatmam ellerine… Başımı çevirip gözlerimi gözlerinle buluşturmam sen sadece enginliğin içindeki kendini bul.

Sonra mı? Sonrası yok. ‘Zaman dursun deriz’  durmaz, bilirim- biliriz. Tek emelim ve şükranım gözlerimde kalan gözlerini tekrar-tekrar sahneye çıkartıp oynatmak… Ben bundan sonra bütün sessizliği ve sensizliği sadece bir çift gözle hatırlamak istiyorum. O yüzden o yüksek tepeyi düşün ve unutma kaçma, kaçırma kaçıyorsan da lanetler ettirme…
Yüksek bir tepe düşün; sana gösterdiğim gibi ama iki çiftin birbirini evlenme teklifi ettiği bir yer ya da âşıkların birbirine nağmeler döktüğü bir yer değil. Sadece hiçbir zaman bir masaya konmayacak olan iki çay bardağını ve yarım kalan, hiçbir zaman söylenmeyecek, dile gelmeyecek o cümlelerin ne olabileceğini.

Ben daha önce elime aldığım silahın keşkeleri ile doldururken zamanı sen bakabiliyorsan bak belki sensiz geldiğimde gözlerinin izleri ile karşılaşırım… Çünkü gözlerinin değdiği noktaya bakmak bile farklıdır, galiba.  Sonra günler bizi bitirir gider ne sen kalırsın nede ben…

Aslına bakarsan ben ne istiyorum biliyor musun? Her aynaya baktığım bendim ama ben aynadakini değil, benliğimi görmek, anlamak istiyorum. Ne yaptığını, ne yapmak istediğini ve ne durumda olduğunu bilmek istiyorum. Çünkü ne zaman aynanın karşısına geçsem güçlü olmaya çalışıyor, gözyaşlarını saklıyordu. Bütün duygular gecenin karanlığından çığlıklar ile kendini yırtıp gelip gözyaşı olarak sadece dizlere dökülüyordu… Oysa ben ağlamasını ve içinde ne varsa anlatmasını istiyordum. Kimden, neden saklıyordu? Kime, neyi, neden kanıtlamaya çalışıyordu bilmiyordum…

Acizdi işte! Hiç olmadığı kadar çünkü bir rüzgârın şiddetine kapılmış yol alıyordu. Ben aynadakini değil benliğimi görmek istiyordum. Yaptıkları akıl karı değildi tabi hissettikleri de. Eyvallah sevmiyor, önemsemiyor, değer vermiyor diye vazgeçmek olmaz ama bilmediği bir istasyondaki kaldırımda duyguları, düşünceleri dilenci misali toplamakta neyin nesiydi? Evet, – evet bilmediğim sokaklarda geziyor istasyonda ki kaldırımda kendimle ilgili düşünceleri toplamaya çalışıyordum ama ya düşünmüyorsa demeden de edemiyordum…

 Var mıydı böyle bir şey varsa da “ yok” demesini öğrenmiştik ilk günden beri.  Sözde hiçbir şey hissetmiyorduk oysa şarkılarda ki gibi “ hadi kalk gel bul bir bahane” nede güzel olurdu.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı