Advert
Advert
KÜRTLER DEĞİL
Ismahan Çeribaşı

KÜRTLER DEĞİL

Er Abdülkadir Pektaş; Şırnak'ın merkeze bağlı Araköy köyü mevkisinde, terör örgütü PKK mensuplarının yola döşediği patlayıcının, askeri aracın geçişi sırasında  patlatılmış ve ardından teröristlerin roketatar ve uzun namlulu silahlarla  saldırması sonucu uzman çavuş ve er şehit olmuş, bir er ve köy korucusu  yaralanmıştı. Şehit askerin annesi Maile Pektaş, cenaze törenine katılan AB Bakanı Volkan Bozkır'a, “Ben de Diyarbakırlıyım, Kürdüm. Bu anneler niye ağlıyor?" diyerek tepki göstermişti.

Er Abdulhalit Araz Şırnak’ın Silopi ilçesinde teröristler tarafından nöbet kulübesine düzenlenen roketatarlı saldırıda şehit olmuş ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demitaş, da taziye ziyaretinde bulunmuştu. Galiba bununla da yeteli olmayacağını düşünüp Şehidin babasına sarılarak teselli etmeye çalışmıştır. Baktı gördü ki gazeteciler var bir barış mesajı yayınlamak için mikrofonlara (!)  “gençlerin bu şekilde ölümünün kendileri açısından acıların en büyüğü olduğunu” söylemiştir. Her zaman ki gibi sadece dilinde ki barışı dile getiren Demirtaş,  "Halkımızın tamamının en büyük dileği barıştır, akan kanın durmasıdır fakat biz çatışmayı durduramadığımız her gün gençlerimiz toprağa düşüyor. Dünyanın en ağır yükü, içinde genç ölülerin olduğu tabutlardır. Bundan daha ağır yük yoktur. Biz cenazelerimizi birbirinden ayıramayız. 'Kürt'ün, Türk'ün cenazesi' diye ayıramayız. 'Askerin, polisin, gerillanın cenazesi' diye ayıramayız. Her anne babanın yürek acısı aynıdır.  ( vay beee !!!gerilla cenazesi-miş) neyse…

Buraya kadar bir şey yok gibi aslında varla yok arasında. Yani demem şu ki vatani görevi sırasında şehit olan bu iki askerde Kürt ve şehit oldular. Fakat Sayın Demirtaş sadece belli başlı askerlerin evine taziyeye gitmeyi cesaret edebiliyor ve açıklama yapmaktanda hiç mi hiç geri kalmıyor… Sayın Demirtaş ’ ı Ege’ye açıklama yapması için davet ediyorum. Neyse…

“Kürtler değil. En meşhur örnek Haso ağa kızı adı Türkiye koymuş, M.K Atatürk'ün hayranı, ermeni ayaklanmalara karşı aşiretle birlikte savaşmış ve damada bütün serveti tek bir şartla bırakmış soyadı “TÜRK” olarak değiştirsin. Tabi ki kalleş adam Haso ağa ölünce kuma getirmiş ve o kuma şimdi ki Ahmet Türk babaannesi. “ (İlginç)  Ahmet Türkü’n abisi milletvekilli olunca suikast kurbanı gitmiş.

Gazetesi yazarı Yavuz Donat, bugünkü yazısında Ahmet Türk ile görüşmesini ele aldı. Donat Türk’e “soyadınız neden “Türk” diye sormuştu. Donat Ahmet Türk’ün cevabının ise Raif Türk’ün hikâyesinde gizli olduğunu yazdı.

 

Donatın anlattığı Raif Türk’ün hikayesi:

 

“Baba askere gitmiş. Giderken "Türkçe sıfır", askerlik bitmiş köyüne dönmüş "Türkçe mükemmel."

Köyün "en iyi Türkçe konuşanı" oymuş.

Demişler ki:

- Senin soyadın Türk olsun."

İşte DİSİAD (Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği) Başkanı Raif Türk'ün "soyadının Türk oluşunun hikâyesi."

 

Oysa Oda Tv Ahmet Türk’ün soyadının neden Türk olduğunu, hatta üvey annesinin adının neden Türkiye olduğunu 1 Kasım 2007 tarihli yazıda ele almıştı. Konunun Raif Türk’ün soyadı ile bir ilgisi yoktu.

Sizlerden ricam Sabah Gazetesi yazarı Sayın Donat’ın yazısını okumanız hangi görüşe sahip olursanız olun… Ben sadece dikkatimi çeken yeri sizlere aktaracağım;

“ Ahmet Türk’ün babası Hacı Sinan, bir oduncuydu ama şanslı bir oduncuydu.

 

Dönemin ünlü Osmanlı Paşalarından İbrahim Paşa, ölmeden önce kaleyi andıran kasrını ve topraklarını, bölgenin aşiret reislerinden Hüseyin Kanco’ya bırakmıştı.

 

Hüseyin Kanco Hamidiye alayına bağlı bir Kürt komutandı. O da ölmeden tüm bu mal varlığını bir şartla, yanında çalışan oduncu Hacı Sinan’a bırakmaya karar verdi.

Hacı Sinan’a, “İbrahim Paşa’dan kalan tüm malvarlığımı ben de sana bırakacağım ama bir şartla, büyük kızım Türkiye ile evleneceksin ve damadım olacaksın” dedi.

Oduncu Hacı Sinan bu şartı kabul etti ve Hüseyin Kanco’nun büyük kızı Türkiye ile evlendi. Ve tabi Kanco aşiretinin de lideri oldu.

Soyadı kanunu çıktığında Kürt Kanco aşiretinin reisi Hacı Sinan, bölgede yaşayan birçok insanın yaptığı gibi, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlılık göstergesi olarak Türk soyadını aldı. Böylece kendi adı Sinan Türk, eşinin adı Türkiye Türk oldu.

Eşi Türkiye’nin yaşı Sinan Türk’ten büyüktü. Hacı Sinan Türk birkaç yıl sonra genç bir kadınla ikinci evliliğini yaptı.

İşte Hacı Sinan Türk’ün bu genç eşinden, Ahmet Türk doğdu.”

Saygıdeğer okurlarım ne dersiniz bizler yani Türk Ve Kürt kardeşlerim bunların Türklere olan intikamının birer parçası haline mi geldik ya da geliyoruz… olaylar nasılda birbirini açıklar nitelikte… Normalde bu hafta ki köşe yazım “Kürtler Değil” olarak bu pkk olayların aslında Kürt kardeşlerim ile ilgili olmadığını anlatmaya çalışmaktı ama Sosyal paylaşım sitesinde arkadaş ile muhabbet ederken dikaktimi bu çekti. İnşallah önümüzde ki haftalarda yine aslı konuya değineceğim farklı kaynaklar ve başka örnekler ile…

 

Hiç kimsenin hiçbir şekilde oyuncağı olmamak umudu ile SEVGİ ve SAYGI ile kalın..

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev