Advert
Advert
Advert
NEDEN YAZIYORUZ?

NEDEN YAZIYORUZ?

NEDEN YAZIYORUZ?

 

 

 

İnsan neden yazar?  Bu soruyu daha doğrusu bununla ilgili yazıyı 2010 yılında ilkyazımı verdiğim gazetede değerlendirmiştim galiba 2010’dan bu yana düşüncelerimde ciddi değişiklikler oldu ki artık savunucu pozisyonlardayım.

 

Kimileri vardır konuşmayı sever yazamaz,  kimileride yazar konuşamaz ama öyle insanlar vardır ki hem konuşur hem yazar. Konuşamayan daha doğrusu bir şeyleri ifade etmekte zorlanan İnsanlar kaplumbağa misalidir; yani yolda ilerler iken karşısına çıkan her hangi bir şeyden dolayı kabuğuna çekilme olayı. Bizler kabuğumuza çekildiğimiz anda yazmaya başlıyoruz. Yazım sürecinin belki de ilk başlangıcı tam bu nokta olması gerek.  Konuşmak ile okuduğum bir metinde ““… Siz susarken anlamış olanlar varsa sizi, konuşacağınız kişiler de yalnız onlar olmalıdır. Bir de şu var; yalnızlığınız zevk veriyorsa, içinizin zenginliği size yetiyorsa, küçücük bir dünyada kocaman bir âlem kurabiliyorsanız bırak kim ne söylerse söylesin mutluyum ben yalnızlığımda.” evet mesele bu idi sessizliğimi anlayan insan ile konuşmak…  Onu bunu boş verin de aslında sessiz kalmak kaçışların en büyüğüdür. Yaşamdan,  mücadeleden, kendimizden.

 

 Birde amaçlarım doğrultusunda ilerlediğim yol var; .  “ eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri ve söz uçar yazı kalır” ben yaptıklarım ile ölmüş olsam dahi yazdıklarım sayesinde kalmak daha doğrusu bazı şeyleri ölümsüzleştirmek istiyorum.  Yazdıklarım doğrultusunda konuşamayan insan ya da kendini ifade edemeyen insan yoktur onun ifade seçeneklerini kısıtlayan, engelleyen ya da müsaade etmeyen insanlar ya da etkenler vardır…

 

Velhasıl kelam, * ben bütün yazılanları senin gözlerinin içine bakarak okudum,

geleceğimiz yoktu haliyle geçmişimizde...

Ama seviyordum yazmayı çünkü bütün güzellikler kalemde idi...

konuşmasını bilmezdim. Daha doğrusu ifade edemezdim.

 

Kelimeleri yutar sonra kendimi kekelerken bulurdum, sonradan anladım benim dilim sevdiğim için susuyor, kalemimde yine aynı sebepten yazıyordu...

Ama aşkların en güzeli her zaman kalem dokunduğu anda başlıyordu çünkü ben gözlerine yazdığım bütün cümleleri kâğıda kopyaladım...

Sonra ne mi oldu koskoca bir hiçlik ben sadece yazmasını öğrendim...

Aslında en büyük ders neydi biliyor musun? İnsan birine âşık olmadan da aşk şiiri yazabiliyor-muş...

İşte benim bütün şiirlerimde- yazılarımda senden değil benden ötürü...* ( ısmhn)

 Kısacası;  insan art arda sıraladığı kelimeler ile insanları, çevreyi, gördüklerini, duyduklarını yansıtır farkında olmasa da... Hayalci diye inanmamazlık yapmayın yani. Yazdığı her cümlede biraz da kendini koyar ortaya; nefes alıp vermenin yanı sıra, düşündüğünün, hissettiğinin, karşı olduğunun, kesin olduğunun ya da muallâkta olduğunun bir kanıtıdır yazdıkları. Yani insanoğlunun duygu ve düşüncelerini kanıtlar belli belirsiz. Ve safça insan, kendini kanıtlamak için yazar... Kitabı tam hatırlamıyorum ama bir eserde “"yaşamında yapabilecek her şey tükendiğinde,

ya da hiçbir şey yapamayacak duruma düştüğünde,

yazarsın ancak da o zaman yazabilirsin:

yazabilmen, yazabileceklerinin tükenmesi;

olacak.” Diyordu. Haklıydı her şey tükendiğinde bitti dediğim anda kalemi elime aldım. Çünkü yapacak bir şeyim yoktu yazmaktan başka. Benim en güçlü silahımdı belki de yazmak ve yazabilme cesaretim.

 

Yazgınız yazı olması umudu ile kalem ile kelam ile kalın SAYGILAR

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Gölbaşı Alperen Ocakları’nda devir teslim töreni
Gölbaşı Alperen Ocakları’nda devir teslim töreni
Kadınlara evlilik öncesi eğitim
Kadınlara evlilik öncesi eğitim