Sözde ‘Barışsever’ olmaya mı karar verdiniz?
Adem Yavuz Irgatoğlu

Sözde ‘Barışsever’ olmaya mı karar verdiniz?

 

Suruç patlaması sonucu Türk hükümetinin kararlı adımları birilerini fena halde korkutmuş olacak ki düne kadar çatışmayı, silahı ‘destekleyenler’ bugün ‘savaşa hayır’ demeye başladı. Türkiye’nin PKK ve IŞİD’e anladığı dilden cevap vermesi, “Ankara IŞİD’e destek veriyor” kara propagandası yapanlarda ‘u dönüşü’ etkisi bıraktı.

HDP’nin “gönüllü danışmanları”, seçim öncesi birer birer oylarının rengini açıklamaya, hatta bunları gazetelerdeki köşelerinden ballandıra ballandıra, bold yazı karakterleriyle kamuoyuna açıkladı. Bunu da sırf AK Parti düşmanlığı üzerinden yaptılar.

Şimdi birileri “Yurtta Savaş Dünyada Savaş” başlığı atarken, bir başkaları da “Topyekûn Savaşa Topyekûn Direniş” manşetleriyle mesaj veriyor. PKK’ya sırtını yaslayanların sırtını sıvazlayan ‘paralel yapı’ da bu destekleriyle ‘patlama olurken polis neden yoktu’ haberleriyle işin rengini mağduriyete dönüştürmeye çalışıyor.

Ceylanpınar’daki şehit cenazesinde konuşan Şanlıurfa Emniyet Müdürü ne diyordu? “Terör örgütü ile paralel yapı işbirliği halinde.” Maalesef öyle bir duruma geldik ki şehit cenazesine ‘sevinen’ sözüm ona ‘vatanseverler’ var.  

IŞİD’e ve PKK’ya yönelik operasyonların ‘sivilleri yaraladığını’ iddia ederek ve bu kısmı öne çıkararak haber yapanlar ne yazık ki ‘ülke kahramanlığına’ soyunuyor! Yapılan haberde polisimize şehit diyemeyen, katliamı PKK’nın yaptığını ön plana çıkartamayan medyanın, vatan ve millet sevgisinden şüphe edilir.

Türkiye’nin operasyonlarından sadece içeridekiler değil dışarıdakiler de rahatsız oldu. Bunların başında İngiltere, İsrail, Suriye geliyor. Lütfen hatırlayın Suruç katliamından hemen sonra Times’ta küstahça yer alan haberin başlığı aynen şu şekildeydi: “Recep Tayyip Erdoğan için bir uyarı.”

Öte yandan geçen yıl Türkiye’ye gelen PYD Eş Başkanı Salih Müslim o gün sıcak mesajlar verirken, bugün gelinen noktada Esed’e göz kırpıp “Türkiye, IŞİD’i destekliyor” açıklaması yapabiliyorsa demek ki istediklerini alamamışlardır. Türkiye ne zaman ki F 16’larını IŞİD’e, PKK’ya çevirdiyse savaş naraları atanlar bir anda titreyip kendine gelerek ‘savaşarak olmaz, konuşarak halledebiliriz’ deyip  ‘barışsever’ olmaya karar verdi.

Bir yanda bunlar olurken öte tarafta yurt içinde önemli operasyonlar gerçekleştiriliyor. IŞİD, PKK, DHKP-C’ye yönelik eş zamanlı -geç kalınmış-  operasyonlar, halka bir nebze olsun güven verdi. Çünkü İstanbul gibi bir yerde yüzleri maskeli, ellerinde kalaşnikof silahlarla, üzerlerine giydikleri eteklerle ne oldukları belli olmayanların şovuna tanık olduk.

TBMM’den kıran kırana geçen ve bugün ne kadar gerekli olduğu bir kez daha tescillenen iç güvenlik yasasının uygulanmaması ihmalleri de beraberinde getirdi. Ortaya bu manzara çıktı. Bu duruma devletin zirvesinden, Cumhurbaşkanı’ndan sitem dolu açıklamalar geldi. Yanlış giden bir şeylerin olduğu uyarısı yapılıp, bunların üstüne hükümetin kararlılıkla gideceği açıklanınca, bu tür eylemlere heves edenler kendilerine çeki düzen vermeye başladı.

Bu kez sokak eylemlerinin yerini kahpece saldırılara terk ettiler. Polise, askere, hastaneye, araçlara saldırılar başladı. PKK’nın hain planları, zihniyeti, insanlık dışı tutumu, polisimizi uykudayken şehit edecek kadar kalleşçe saldırılarıyla bir kez daha ortaya çıktı.

 

Bunun karşısında gerek gözaltılar gerekse PKK’lıların etkisiz hale getirilmesi hem dağdakilerde hem de ovada siyaset yapanlarda panik oluşturdu. Düne kadar Kürt halkının ‘savunucusu’ olduklarını iddia ederek silahın gölgesine sığınanlar, sırtını dağa yaslayanlar, bugün ‘savaşa hayır’ demeye başladı! Sahi ne oldu? Türkiye Cumhuriyeti’nin kudretini yeni mi hatırladınız? Yoksa sözde barışsever olmaya mı karar verdiniz?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı