Gür bir sesle TERÖRE LANET etmeliyiz!
Adem Yavuz Irgatoğlu

Gür bir sesle TERÖRE LANET etmeliyiz!

Öncelikle şunu belirtmeden geçemeyeceğim, terör kimden ve nereden gelirse gelsin, kime ve neye karşı yapılırsa yapılsın lanetlenecek bir olaydır. Terörü ve teröre destek verenleri lanetliyorum. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Adıyaman’da şehit olan askerimize de Yüce Rabbim’den bir kez daha rahmet niyaz ediyorum.

 

Suruç’ta meydana gelen terör olayı bize bir kez daha gösterdi ki IŞİD tehlikeli bir örgüttür, ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Ortadoğu coğrafyasında istikrarlı olan belki de tek ülke Türkiye ve saldırılar ülkemiz üzerine yoğunlaştırılmaya çalışılıyor.

 

Daha önce El Kaide üzerinden yapılan dizaynlar, şimdi IŞİD üzerinden yapılmaya çalışılıyor. Ve bu dizayn hattını da en başta Irak-Suriye oluşturuyor. Oradan da Türkiye hedef alınıyor. Oysa bizler ABD marifetiyle Irak’ta ve Afganistan’da yaşanan dizaynlara ve bunun geride bıraktığı parçalanmışlığa çok da uzak değiliz.

 

Böyle bir planın parçası olan Suruç’taki saldırı tam da son günlerde “Rojova Devrimi” telaffuzlarının yaşandığı, Kobani’ye dünyadan destek istendiği günlerde gerçekleştirildi. Sosyalist Gençlik Federasyonu üyelerinin Kobani’ye geçmek için Suruç’ta toplandığı gün gerçekleştiriliyor.

Bu durum bize şu iki mesajı okutuyor: birincisi Suruç üzerinden Türkiye’yi hedef almak istediler. İkincisi ise Kobani üzerinden HDP-PYD-YPG-PYJ’yi hedef aldılar. Denklemi kurmak için taşları biraz daha yerine oturtalım.

 

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, saldırıdan önceki gün Suruç’ta yaptığı açıklamalarda Kobani’ye dünyadan destek istedi, AK Parti iktidarının sınırda almış olduğu güvenlik önlemlerini eleştirdi. Yetmedi terör örgütlerine sırtlarını yasladıklarını açıkladı.

Ne diyordu Yüksekdağ? “Partimiz için ‘sırtını terör örgütüne dayayan HDP’ diyorlar. Anlamayanlara cevap veriyorum. Biz sırtımızı Rojova’ya, Kobani’ye, IŞİD adını verdiğiniz o çeteye karşı mücadele edenlere yaslıyoruz… Biz sırtımızı YPJ’ye, YPG’ye ve PYD’ye yaslıyoruz. Bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. Sırtımızı kime yasladığımızı söylüyoruz, bundan sonra da yaslamaya devam edeceğiz…”

 

Şimdi kamuoyunda şu sorulara cevap aranıyor: “Geçmişte de Kobani için milleti sokağa çağıran, onlarca canın yitip gitmesine ‘sebep’ olan HDP’li siyasetçiler neden 300 kişiden oluşan Sosyalist Gençlik Federasyonu üyeleri arasında yer almadı?”

 

“Kobani’ye destek isteyen Figen Yüksekdağ, hem de konuşmasını yaptığı günün ertesinde Suruç’ta toplanan 300 kişilik gruba destek vermek için niçin orada yer almadı?” Bir de Selahattin Demirtaş’ın “Teşkilatlarımız, bölge halkımız kendi güvenlik tedbirlerini alması gerekir” açıklaması neyi hedefliyor?”

 

Oysa bizler HDP’li siyasetçileri, üstün performansıyla eylemlere destek veren politikacılar olarak tanıdık. Eş cinselinden tutun da Gezicisine kadar hemen her platformda sahnedeki yerini alan HDP’li siyasetçiler, bu defa neden ortada yoktu? Kamuoyunun sorduğu bu soruları ben de soruyorum. Ve kimseyi zan altında bırakmadan bir Türk vatandaşı olarak bu sorulara cevap arıyorum. HDP’li siyasetçilerin bildiği bir şey var mı? Eminim bu sorular uzun süre gündemde olacak.

 

Her şeye rağmen siyasi görüş farklılıklarını, etnik kimliklerimizi, mezhep farklılıklarımızı bir kenara bırakıp; kenetlenerek, nefret ve öfkemizi yenerek, bu zorlu günlerin üstesinden hep birlikte gelmeliyiz. Ve gür bir sesle TERÖRE LANET etmeliyiz!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı