Advert
Advert
Sapkınlıklar “onur” haline mi geliyor?
Adem Yavuz Irgatoğlu

Sapkınlıklar “onur” haline mi geliyor?

Eskiden “Endişeli modernler” diye bir kavram üretilip sokaklara dökülürlerdi… Türkiye’nin “İranlaştığı, Malezya olacağı, gitgide dindarlaştığı…” vs. iddia edilir “Tehlikenin farkında mısınız?” manşetleri atılırdı. İddia edilirdi diyorum çünkü bugün yaşadığımız çağa baktığımızda hayatımızda “dinin prestijinin ve gücünün azaldığını” görmek mümkün. Bu da “Endişeli modernler” yerine “Endişeli muhafazakârlar, endişeli dindarlar” kavramını gündeme getiriyor.

 

Öncelikle son günlerde meydana gelen bir hadiseyi ele alarak olaya bakmak istiyorum. İstanbul’da LGBT’li grupların “Onur yürüyüşü” adı altında yaptıkları eylem ve bu eyleme destek veren siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, öğrenci topluluklarına karşı polisin “müdahalesi” bir hayli gündem oldu. Aslında gündem olan toplumdaki sapkınlık değil de polisin müdahalesiydi! Bu tavır da hadiselere hangi pencereden baktığımız ve toplum olarak nasıl değiştiğimiz hakkında ipucu veriyor.

 

Eşcinsellerin eylemi bize Lut kavmini hatırlatıyor. Allah tarafından Lut kavminin ilhakının sebeplerinden birinin de eşcinsellik olduğu Kur’an’da zikredilir. (Örn: Ankebut 28-29, A’raf 80, Şuara 160, Neml 55…) Bu ayetlerde eşcinsellik durumunda gelecek olan azap anlatılır. “Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi varıyorsunuz? Doğrusu siz ne yaptığını bilmez bir toplumsunuz.”

 

Şimdi sormak lazım; Allah’ın “lanetlediği” eylemler ne zamandan beri “onurlu” bir davranış haline geldi? Muhafazakârlaşmanın arttığı iddia edilen Müslüman bir toplumda eşcinsel evlilikler yaygın olur mu?

 

1993’te İstanbul Valiliği tarafından izin verilmeyen ilk “Onur Yürüyüşü”, 2013 yılında büyük kalabalıkların katılımıyla gerçekleşmişti. Hatırlayın, sloganlar neydi? “Faşizme karşı bacak omza”, “Velev ki ibneyiz”, “Ayşe Fatma’yı, Ahmet Mehmet’i sevebilmeli” (Burada kullanılan isimlere dikkat etmek gerekiyor. Muhafazakâr, dindar kesimin en çok tercih ettiği isimler üzerinden mesaj veriliyor.)

 

İslam inancına göre “lanetlenmişlerden” olan eşcinsellerin varlığı her geçen gün Türkiye’de “normalleşmektedir.”  Hatırlayın 2014 yılı Eylül ayında (sütunlarından “küfür” eksik olmayan) Sözcü gazetesi “Türkiye’nin İlk Eşcinsel Evliliğini” okurlarına duyuruyordu. Üstelik bunu haber yapan gazete “Türkiye İranlaşıyor” diye büyük puntolarla günlerce haber yapan bir gazete. Adama sormazlar mı ‘Bu ne yaman çelişki?’

 

İslam’ın “baskın” olduğu bir toplumda eğer muhafazakârlaşmanın arttığı iddia ediliyorsa o toplumdaki sapkınlıkların azalması gerekmez mi? Eğer sapkınlıklar artıyorsa –ki artıyor- demek ki o toplumda sekülerleşme yönünde ilerleme kaydedilmektedir.

 

Şöyle geriye dönüp baktığımızda 1990’larda gündeme bile gel(e)meyen “Eşcinsellerin eylemleri, haklarını savunmaları” konusu, bugün daha çok muhafazakârlaştığı iddia edilen Türkiye’de çok daha görünür oldu. Belki de şu sorulara vereceğimiz cevaplar, Müslüman çoğunluğun yaşadığı Türkiye’de hangi kuşağın daha muhafazakâr veya seküler olduğu hakkında bilgi verecektir.

 

1-Hangi kuşakta evlilik öncesi flört-öpüşme-birlikte yaşama daha yaygındır? 2-Hangi kuşak farklı inanç sisteminden biri ile evliliğe daha sıcak bakmaktadır? 3-Hangi kuşağın kıyafetleri İslami kriterlere daha uygundur? 4-Hangi kuşak için farklı kimlik ve cinsel yönelimlere karşı daha hoşgörülü yaklaşım vardır? 5-Hangi kuşak için boşanma daha kolay hale gelmiştir? 6-Sokakta başörtülü anne-başörtüsüz kız mı / başörtüsüz anne-başörtülü kız çifti mi daha yaygındır? Tabii bu sorular uzatılabilir…


Sapkınlıkların “onurlu” davranış olarak gösterildiği Türkiye, gerçekten sekülerleşiyor mu yoksa muhafazakârlaşıyor mu? Dinin toplumsal gücü azalıyor mu, yoksa yeni nesiller dinden uzak mı yetişiyor? Sapkınlıklar ‘onur’ haline mi geliyor? Ne dersiniz?

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev