Advert
Advert
Advert
MUTLU OLMAYI ÖĞREN’ (NİN)

MUTLU OLMAYI ÖĞREN’ (NİN)

Mutluluk sen mutlu olmak istediğin an seninledir, sen her şeyi kafana takıp yaşanan ya da yaşanması muhtemel olayları düşünüp canını hiç yere sıkarsan ne bugününden mutlu olursun ne de yarınından.

 

Mutluluk sen mutlu olmayı istediğin an seninledir, o yüzden şimdi toparlan ve kendin için bir güzellik yap. Gez, dolaş, yürü, koş, bir kahve yap, eline bir kitap al eğer bunları yapmak mutlu etmiyor mu ne mutlu ediyorsa sadece sen mutlu olacağın için yap başkasını mutlu etmeye çalışma çünkü kimseyi memnun edemezsin, ne olursa olsun. Aslında mutluluk ile savaş nasıl başlar biliyor musunuz, düşünce ile… Biz ve bizim çevremizde ki insanlar İyi geçecek iki gün için diğer günlerimizi sattığımızı anlamamıza yardımcı oldular. Zamanında bizim olmadığı halde bizim mis gibi sahiplendiklerimiz. Al yazmalı da ki ikinci adam konumunda olmak ne demek, onu öğrettiler. Kabullenmekten başka çaremizin kalmadığı zamanlar da artık sadece arkadan kara-kara düşünmekle yetinmeyi,  “Üzülme” demeyle üzünülmeyeceğinin anlamayan insanların hala duygularıyla yaşadık. Onca söylediklerinize karşı tek cevabı sadece “hiçbir şey düşünmüyorum” olduğunu öğrettiler bize. Mesela herkes yemyeşil bir yeri seyretmeye giderken bizim iki ağaç arasına koyduğumuz düşüncelerin dışında, ortamın yanında ki kişi ile güzelliğini hissederek anladık, anlattılar. Gidene üzüleceğimiz halde “kal” dememeyi. Biz herkesin yaptığı aynı şeylerin dışında şeyler yapmanın hazzını bildik.

 

Düşünce ile mutluluk : ‘ Yenileceğimi bile-bile savaşıyorum. Taarruzda mı yoksa savunmada mı olacağımı bile bilmeden. Oysa “kendine iyi bak” deyip gitmek var iken. Oysa senin bildiğin ya da benim söylemek istediğim bütün cümleleri içermiyor muydu “kendine iyi bak”. Ağlamak için güzel bir göze ihtiyaç yok, insan çirkin göz ile de ağlayabilir’

 

 ‘Ne tatlı söze bakar oldum nede bir çift göze. Ben savaşta kullandığım bütün aletlerimi ajandama, ajandamı da güzel bir yere sakladım. Bugünlerde pişmanlığın yanında huzuru da yaşıyorum. Bugün farklı bir gün gitme-kalma değil de gideni Allaha emanet etme, kalanı da huzurla kal deme zamanı. Bugün seni sevmiştim demekten ziyade benim için değerleydin öyle kalacaksın deme zamanı.

Bugün sensizliği yanma zamanı değil de senle geçen günleri tebessümle anma zamanı.’ Diye başlayan cümleler hayatınızda başlayıp ve devam ederse düşüncelerinizde

‘Böyle de olmamalı mıdır zaten. Neden kızalım ki tercihlere insan zaten kendi tercihlerini yaşamıyor mu? Kimi neden yargılamaya çalışıyoruz ki. doğru insan kendi tercihleri ile yaşar ama “düşüncelerine saygı duyarım” sözü işimize geldiği gibi sanki. Çünkü bizim kabullendiğimiz ya da kabullenmesi mümkün olmayan gerçeklerimiz var’ diye devam eder.

 

Yapı gereği olsa gerek sinirliyiz. Şahsımda dâhil ki kızmam dediğim çoğu şeyleri aslında kızıyorum sadece karşıda ki kişiye ses çıkmadığı zamanlar oluyor. Her zaman ki gibi size bırakıyorum ama eminim ki sizlerde aynı şeyleri yaşıyorsunuz. Fakat isterim ki ne kadar kızarsam kızayım, varlığını bilmek isterim. Aslında hata bende; elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi davrandım. Misafirliğe gittiğim bir evde oyuncağı benim zannettim. Vermemek için ağlasam da annemin “ben sana daha güzelini alırım” demesiyle karşı karşıya geldim. Evet, mutluluk misafirlikte ki bir oyuncağı benimsemek gibi görmeyin sakın! Elimde olanla değil olmayanı kabullenmeyi öğrenmeyin. Bencil olun demiyorum ama yeri geldiğinde “ben” demeyi de bilin. Bir haftalık geçen güzel bir tatili hep öyle geçecek zannetmeyin zamanla beraber insanlar da değişiyor…

 

Düşünsenize bir ev sahibi olmak istiyorsunuz tam hayallerinizi süsleyecek evi buldunuz fakat evin gideri o kadar çok ki onu almanız mümkün değil sadece o evin içini gezerken sizinmiş gibi hayal eder anlık sevinirsiniz. Ben o evi alamasam da her sabah penceremden dışarı baktığım da onun orada var olduğunu bilmek, benim de olur bir gün hayali ile yaşamak güzel. Bu gibi küçük hayallerle mutlu olmasını öğrenin ama çokta hayal peres yaşanmaz bu hayat.

 

İnsanlar bize! Bunlar bilindik şeyler bize başka bir şey söyle’ diyemediğimiz insanların karşısında durmayı, sessizliğimizin kırmamak için olduğu anlattılar. Şimdi ne yaparsanız yapın tercihini yapan yaptı sizleri sadece uygulamada ki aşama kaldı. Tercihleri neden diye sorgulayamadığınız, sorgulasanız bile mecburiyet cevabını alan bizler sadece susup kabullenmeyi öğrendik.

 

 Ne yapmayı düşünüyorsunuz? Siz bilirsiniz ama Mutluluk;  siz mutlu olmayı istediğiniz an sizinledir, o yüzden şimdi toparlan ve kendin için bir güzellik yap. Gez, dolaş, yürü, koş bir kahve yap, eline bir kitap al eğer bunları yapmak mutlu etmiyor mu ne mutlu ediyorsa sadece sen mutlu olacağın için yap başkasını mutlu etmeye çalışma çünkü kimseyi memnun edemezsin, ne olursa olsun…

 

Saygılar

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Seminere Davet
Seminere Davet
Gölbaşı Semalarında Renkli Görüntüler
Gölbaşı Semalarında Renkli Görüntüler