ABD’nin “siyah-beyaz” iki yüzü
Adem Yavuz Irgatoğlu

ABD’nin “siyah-beyaz” iki yüzü

Adalet denildiği zaman kendilerini hami olarak gören Batı ve ABD, işin ucu kendilerine dokununca kafalarını kuma gömüyor, ama bedenleri onları ele veriyor.

Çakı bulundurmak “suçundan” dolayı 12 Nisan günü gözaltına alınan sayahi bir gencin 19 Nisan’da hayatını kaybetmesi ABD’yi karıştırdı. Freddie Gray isimli gencin ölümünü protesto eden gruplar, Maryland eyaletine bağlı olan Baltimore’de sokağa çıktı. Ve ABD hareketlendi.

Son günlerde TV ve gazetelerden takip ediyoruz ABD’de yaşananları. ABD’de “devlet şiddetine” direnen ve isyan eden siyahiler, Baltimore’u deyim yerindeyse altüst etti. “Devrim İçin Güzel Bir Gece” sloganıyla sokaklara çıkan halk, polisin orantısız gücü karşısında araçları ataşe verip, dükkânları meşale yağmuruna tuttu. “barışçı eylemler” kimi zaman kontrolden çıkabiliyor. ABD’de olduğu gibi. Bunu gören ABD yönetimi ordunun balyozunu sokağın tepesine indirdi ve bir hafta boyunca sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Bu eylemler bize Gezi’yi hatırlattı. Hatırlatan Gezi’nin içeriği değil, o dönem Türkiye’yi, polisin uygulamasını şiddetle kınayan ABD’nin tutumu. Dünyayı ayağa kaldıran medyanın tavrı. Gezi’de “Taksim kalkışmasını” destekleyen yabancı basından The Ecomomist, ABD’deki göstericileri “anarşist” diye nitelendirdi.

CNN buna sessiz kalır mı? O da kendi üslubunca polisin uygulamalarını ‘yerinde’ buldu, hatta polisi ‘ortalıktan kaybolmakla’ suçladı. ABD devlet radyosu NPR de çalışanlarına meslek ve yayın standartlarını hatırlatıp, “çapulcuları gösterici şeklinde nitelemeyin” talimatı vermiş! İşte sizin adaletiniz bu kadar. Gezi eylemlerinde kasklı muhabirleri İstanbul’a gönderen Avrupa, söz konusu ABD olunca sınıfta kalıyor.  Bizde dünya ayağa kalkerken, söz konusu ABD olunca dünya yerin dibine giriyor nedense?

ABD’nin iki yüzünden beyaza karşı siyahi öfke, sonunda isyana dönüşte. Bir anda terör hatırlandı. Polis şiddeti sonucu hayatını kaybeden Freddie Gray’in cenaze töreni sonrası başlayan olaylar polisin şiddetiyle kontrolden çıktı. Siyahileri tarihin hemen her ödenimde ‘ikinci sınıfı vatandaş’ olarak gören Batı zihniyeti ve ABD yönetimi, Taksim’de Türk polisini yerden yere vururken, ABD’de polisin şiddetini savundu. Kenti “savaş alanına” çeviren göstericilere biber gazı ve plastik mermi ile müdahale eden ABD polisi, ‘kahraman’ ilan edildi. Haberlerden öğrendiğimize göre en az 200 kişi gözaltına alındı. 15 polis ise yaralandı.

Siyahi öfke karşısında çaresiz kalan Baltimore, diğer eyaletlerden polis takviyesi bile istedi. Tabii burada gözler ABD Başkanı Barack Obama’ya çevrilmişti. Obama bu yaşananlara ne diyecekti? Türkiye’deki gezi olaylarında “polis şiddeti” olduğunu iddia edip “kaygılıyız” mesajı veren ABD Başkanı Obama, söz konusu kendi ülkesi olunca hem ağız değiştirdi hem de renk. “Şiddet olaylarının hiçbir haklı gerekçesi yok. İnsanlar ellerine levyeler aldığında ve yağma için kapıları açmaya başladığında, protesto etmiş ya da bir mesaj vermiş olmuyorlar, çalmış oluyorlar. Bir binayı yaktıklarında kundakçılık yapmış oluyorlar. Kendi toplumlarındaki iş ve fırsatları yok ediyorlar” dedi.

Obama’ya sormak lazım: “Taksim’de üç beş ağaç bahanesiyle ortalığın yakılıp yıkıldığından, Türkiye’ye verilen zarardan haberiniz yok muydu da ‘kaygılı’ olduğunuzu ifade etmiştiniz?”

Oysa ABD’de her yıl yüzlerce sihayi vatandaş, polis tarafından öldürülüyor. Bazı kaynaklar son sekiz yılda ABD’de ortalama 900 kişini öldürüldüğünü ortaya koyuyor. Buna karşı şiddet uygulayan polislerin ise çok azına dava açılabildi. Bu öldürülenler de ekonomik olarak orta sınıfta yer alan kesimler. Siyahi olan Obama’nın siyahilere karşı uygulanan şiddeti engelleyememesi, bir acziyettir. Geçmiş ola…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı