Advert
Advert
Ağrı’da olan nedir?
Adem Yavuz Irgatoğlu

Ağrı’da olan nedir?

Türkiye seçime giderken bir ‘atmosfer’ değişikliği yaşıyor. Yaşanan bu değişim ister istemez tüm kesimleri etkiliyor. 2015 seçimleri öncesi zihinlerdeki gerginlik sokağa da yansımaya başladı. Böyle bir ortamda seçim propagandasını yürütmek siyasi partiler için zordur.

 

Özellikle 7 Haziran’da HDP’nin ilk defa parti olarak seçime katılacak olması ister istemez bir gerginlik oluşturuyor. Bu gerginlik sadece HDP ile sınırlı kalmıyor, iktidarı yani AK Parti’yi de etkiliyor. Çünkü AK Parti, Başkanlık sistemi için büyük bir çoğunluk istiyor, HDP ise barajı geçerek AK Parti’nin bu ‘planını’ bozma gayretinde. Durum böyle olunca, büyük bir hassasiyetle sürdürülen çözüm süreci ‘kartı’ devreye giriyor. İktidarın üzerinde hassasiyetle durduğu ‘silah bırakma, sınırları terk etme’ eylemi, PKK tarafından bugüne kadar yerine getirilmediği gibi, bugün ‘silah kartı’ Ağrı ölçeğinde tekrar devreye sokuldu.

 

Ağrı’dan gelen çatışma haberleri kamuoyunda birçok kesim tarafından yanlış ve eksik bir şekilde yorumlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Sakarya’da konuşma yaparken çatışmanın sürdüğünü açıkladı, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ise çatışmayı hükümetin “planladığını” iddia etti. Demirtaş’ın iddiası çok ciddiydi. Bu açıklamaya balıklama atlayanlar olduğu gibi, bunun arka planını araştırmak isteyenler de oldu. Ben de kaynaklarıma ulaşıp bu işin arka planını öğrenmeye çalıştım.

 

Peki, Ağrı’da ne oluyordu? Bölgedeki haber kaynaklarımdan aldığım bilgiye göre, Ağrı’daki olay şöyle gelişiyor:

PKK ile Kürt halkı buluşarak ‘Bahar Şenliği’ adı altında bir kutlama yapacaktı. Bu ilk defa mı oluyor? Hayır, daha önce de oldu. Ancak bu defa farklı bir durum söz konusuydu. PKK’nın Kürt halkı ile silahlı bir buluşma yaparak, seçim için baskı uygulayacağı istihbaratı bilgisi Valiliğe iletildi. Bunu kim yaptı? Bölge halkı, valilik ve güvenlik yetkililerine ‘PKK bahar şenliği adı altında bir buluşma düzenleyip bizi tehdit edecek, lütfen buna önlem alın” dedi.

 

Valilik burada devreye giriyor ve “bahar şenliği”nin düzenleneceği Yukarı Tütek köyü yakınlarına güvenlik önlemi almak üzere 15 askerden oluşan bir tim gönderiyor. Burada eleştirilen nokta ‘Valilik neden operasyona izin verdi?’ cümlesinde yatıyor. Ama işin aslı öyle değil. Yukarıda da ifada ettiğim gibi, Ağrı Valiliği ‘güvenlik önlemi’ alıyor, bir operasyon izni vermiyor. (Eğer bir operasyon olmuş olsa 15 kişilik askerle oraya gidilir mi? sorusunu birçok kişi ya da kesim unutuyor!)

 

Askerler bölgeye gidip oradaki PKK propagandasına izin vermeme kararı aldı. Ve o esnada PKK tarafından ateş açıldı. Valilik hemen merkezden ve Patnos’taki tugaydan takviye ekip gönderdi. 10 saati aşkın bir süre çatışma yaşanıyor.

 

10 saatten fazla bir süre çatışmanın yaşanması PKK’nin oraya hangi hazırlıklarla geldiği hakkında bilgi vermiyor mu? Askeri helikopterlerdeki mermi izleri çatışmanın şiddeti hakkında bilgi vermiyor mu? Tüm bunlara rağmen nasıl oluyor da “planlı yapıldı” algısı oluşturuluyor?

 

PKK’nin içine sızdırılan halkın ‘makyajlanarak’ “Askerleri HDP kurtardı, Hükümetin planını halk bozdu” söylemi yeni bir algıdır. Ancak halkın bu davranışını takdir etmek de gerekir. Buna rağmen “TSK askerlerini ölüme terk etti” söylemi haksız bir ithamdır.

 

 

Hele bir de bu olayı ‘Hangi parti oy kazanır, hangi parti oy kaybeder’ denklemi üzerinden değerlendirmek çok büyük yanlıştır. Hem çözüm sürecine saldırı hem de bölge halkının seçimlere silahın gölgesinde girmesi kötü bir gelişme olmuştur. Bundan sonra yaşanacakları iyi tahlil etmek ve anlamak gerekir. 

www.ademyavuzirgatoglu.com.tr

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev