Advert
Advert
Advert
Savcıya kalkan el ve buna alkış tutan kalemler kırılsın
Adem Yavuz Irgatoğlu

Savcıya kalkan el ve buna alkış tutan kalemler kırılsın

Klişe hale gelmiş bir cümle ile başlayacağım bugünkü yazıma. “Seçim öncesi her türlü provokatif eylemlere hazırlıklı olmak gerekir, hep birlikte dikkat etmeliyiz.” Evet, bu cümle herkesin ezberlediği bir hale geldi. Her seçim öncesi bunları yazıyoruz, okuyoruz ama yine olan oluyor.

 

31 Mart 2015 Salı günü, ülkemiz için hem ‘karanlık’ hem de ‘kanlı’ bir gün oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin savcısı hem de adaletin dağıtıldığı Adliye Sarayı’ndaki odasında, teröristler tarafından katledildi. Buna eş zamanlı olarak Türkiye bir anda ‘kanlığa’ gömüldü. Birçok ilde elektrik kesintisi yaşandı. Bu iki olayın birbiriyle ne kadar ilgisi var, onu zaman içindeki araştırmalar gösterecek. Ama şunu belirtmek gerekir ki geçmişte yaşadığımız enerji krizi yıllarında bile böyle bir şeyle karşı karşıya kalınmadı. Özellikle ‘7 Haziran provası’ yorumlarını tersyüz etmek için bunun aydınlatılması gerekiyor.

 

Tabii böyle durumlarda “Ülkesini seven, vatan hasretiyle yanıp tutuşan(!)” kişiler, gruplar fırsatını bulmuşken mevziden başlarını çıkartıp, kalabalıkların en masum olduğu noktaya ‘ateş etmeye’ başlar. Nitekim bu hain saldırının yaşandığı gün de öyle oldu. Elektrik kesintisinin yaşanmasıyla sosyal medyada iktidar karşıtları ile iktidarı destekleyen kesimler arasında ‘malzeme’ hazır hale getirildi ve kamuoyuna sunuldu.

 

Rehine krizinin devam ettiği yaklaşık 9 saat boyunca sosyal medyada haince yaklaşımlar sergilendi. Çocukların öldürülmesi kisvesi altında teröre destek veren açıklamalar yapıldı. Bunun üzerine öyle ilginç tweetler atıldı ki, ‘Her elektrik kesintisinde yaşanacak olan ölümlerin sorumlusu iktidardır’ ilanıyla kara haberleri veren paralel trollerden top sakallar ekibi, savcının rehin alınmasından önce bu ifadeleri paylaştı. Elektrik kesintilerinin ‘seçim öncesi iktidarın provası’ şeklinde yayılması, ‘paralel yapının yeni oyunu’ diye okunması ve ‘elektrik kesintileri bu eylemin zeminini oluşturmak için yapıldı’ yorumları kafalardaki soru işaretlerini iyice çoğalttı.

 

Savcının rehin alındığı esnada sözüm ona gazeteci olan birkaç isim attığı tweetlerde teröristlerin taleplerin yerine getirilmesini savundu, bu eylemin sonucunu Berkin Elvan üzerinden iktidara mal etmek üzere yorumlar yaptı.  Yeni bir mezhep kavgası çıkarma gayretine girdiler.

 

Bu olaya sıradan bir eylem gibi bakmak doğru değildir. Bu eylem ile hassas davalara bakan bütün savcı ve hâkimlere gözdağı verilmek istendi.

 

Elinde kalem dilinde adalet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin savcısını katleden teröristleri övenler, sinsi sinsi ‘oh olsun’ diyenler vicdanlarını kaybettiler. Hadi bunlar vicdanlarını kaybetti diyelim, ya 1 Nisan sabahı gazetelerinin birinci sayfasında Şehit Savcı’nın kafasına silah dayanmış halde çaresizliğini gösteren fotoğrafı basanlar neyin peşinde? Onların vicdanları, aileleri ve çocukları yok mu? Hiç mi Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın ailesini, çocuklarını düşünmediler?

 

 

Kırılsın diyorum artık adalete kalkan eller, savcıyı, askeri, polisi şehit eden zihinler ve bir de bunlara alkış tutan kalemler. Şehit Savcımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. 

www.ademyavuzirgatoglu.com.tr

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Nezaket Okulu tebessüm ettiriyor
Nezaket Okulu tebessüm ettiriyor
Şimşek’ten muhtarlara sabah mesaisi
Şimşek’ten muhtarlara sabah mesaisi