Advert
Advert
Türkiye’nin normalleşmesi ve Nevruz
Adem Yavuz Irgatoğlu

Türkiye’nin normalleşmesi ve Nevruz

Türkiye’nin normalleşme sürecinde atılan adımların başında gelen “Çözüm Süreci”ni şu an itibariyle Nevruz’da verilecek mesajlar üzerinden değerlendirmeye çalışıyoruz. Ve buna odaklanan bir gündemle yeni güne başlıyoruz.

 

Şunu en başta belirtelim ki kardeşliğin, dayanışmanın, doğa sevgisi ve yaşama sevincinin, hayata ve birbirimize yeni umutlarla sarılmanın, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmenin sembolü olan Nevruz, tek bir etnik kimliğe mal edilemez!

 

Bugün (21 Mart) hepimizin bildiği gibi Nevruz Bayramı. Orta Asya’dan, Balkanlar’daki milletlere kadar çok geniş bir coğrafyada kutlanan Nevruz’un, her milletin kendi kültür değerleriyle özdeşleştirip sembolleştirdiği, baharın gelişinin kutlandığı ve doğanın yeniden yaşam bulduğu bir günün başlangıcındayız.

 

Bu nedenle herkes TV ekranlarına odaklanmış, verilecek mesajların içeriğini anlamaya ve buradan çıkacak sonuçları tahlil etmeye çalışıyor. Nevruz’da merak edilen üç soru var: 1-Nevruz’da neler yaşanacak? 2- Hangi mesajlar verilecek? 3- Bu mesajların karşılığı nasıl olacak? Tüm bunlar 21 Mart’tan sonra cevap bulunacak sorular. Bekleyip hep birlikte göreceğiz.

 

Ancak sürecin ilerlemesine baktığımızda son günlerdeki söylemlerin farklılığı, “Çözüm Süreci”nin pazarlık konusu haline getirilmesi gibi büyük bir yanlışın içine sürüklenmek isteniyor. Süreçte büyük bir irade ortaya koyan ve risk alan AK Parti, bunun karşısında kendisini “Kürt halkının temsilcisi” zanneden HDP arasında son günlerde daha da belirgin hale gelen çatışmacı bir dil görüyoruz.

 

Çözüm konusunda ortak hareket ediliyor görünse de yakalaşan seçimler nedeniyle çatışmacı üsluptan da vazgeçilmiyor. Demek ki hem diyalog hem de çatışma bir arada şekilleniyor. Fakat ortada bir realite var ki bunu inkâr etmek haksızlık olur.

 

Kürt meselesi veya başka isimlerle anılan bu süreçte atılan adımlara baktığımız zaman, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın “Artık Kürt sorunu yoktur” çıkışını bir nebze olsun anlayabiliriz.

 

2000 öncesi ile şimdiyi karşılaştırdığımız zaman atılan adımlar ve gelinen aşama itibariyle Kürt meselesinde önemli bir yol katedildiğini görmekteyiz. Yani çözüm süreci en ileri noktaya gelmiş durumda. Tarihinde ilk defa devlet ile Kürt hareketi arasında çözüm süreci konusunda atılacak adımlar konusu bir ön mutabakat halinde beyanat veriliyor, birlikte açıklamalar yapılıyor. Tabii bu fotoğrafın arka planını şu ana kadar atılan adımlar şekillendirdi.

 

Tam da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur” çıkışı Fikret Bila’nın Beştepe kaynaklarına dayandırarak yazdığı şu gelişmelere dayandırılarak söylenmiş olsa gerek:
“Geldiğimiz günlerde 1980’ler, 1990’lar gibi bir Kürt sorunundan bahsetmek mümkün değildir. Kürt kimliğinin inkâr edilmesi geride kaldı. Kürtçe, her alanda serbestçe kullanılıyor. Kürtçe gazete, kitap, televizyon yayını yapılıyor. Kürtçe propaganda serbest. Bir tek anadilde eğitim eksik diyorlar. O da özel okullar ve seçmeli derslerle büyük ölçüde halledilmiş durumda. Bu çerçevede Kürt sorunu yoktur. Silah bırakma sorunu vardır. Bundan sonrasında ısrar etmek, özerklik veya özerk statü talep etmek bölücülüğe girer ve farklı bir anlam taşır.”

 

O halde bu süreci bir pazarlık konusu yapmaktan ziyade, Nevruz’un ruhuna uygun bir şeklide, birlikte yaşama ülküsü, ortak vatan ve Ayyıldız Bayrak altında sorunsuz bir şekilde sürdürmek gerekiyor. Türkiye hepimizin ortak vatanıdır.

 

Kardeşliğimizin, dayanışmamızın, doğa sevgimizin ve yaşama sevincimizin, hayata ve birbirimize yeni umutlarla bağlanmamız dileğiyle Nevruz Bayramınızı tebrik ediyorum.

 

www.ademyavuzirgatoglu.com.tr 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
Osman Karaaslan’dan 16.yıl mesajı
Osman Karaaslan’dan 16.yıl mesajı
Ersin Pehlivan’dan Teşekkür Mesajı
Ersin Pehlivan’dan Teşekkür Mesajı