Advert
Advert
Sevabıyla günahıyla “İç Güvenlik Paketi”
Adem Yavuz Irgatoğlu

Sevabıyla günahıyla “İç Güvenlik Paketi”

TBMM Genel Kurulu’nda 3 hafta, kıran kırana tartışmalarla süren mesainin ardından “İç Güvenlik Paketi”nin 67 maddesi kabul edildi. Peki, muhalefeti tek “çatı” altında toplayan, iktidarın cephe alındığı bu “paket”tin “sevabı” ve “günahı” nedir?

 

TBMM Genel Kurulu 24. Dönemin son aylarında birbirinden ilginç ve iğrenç eylemlere sahne oldu. Milleti temsil edenlerin, “sizin adınıza yapıyoruz” dedikleri eylemler, zannetmiyorum ki o parti veya vekillere oy verenlerin tamamını temsil ediyor olsun.

 

İktidarın TBMM’ye sunduğu ve kamuoyunda “İç Güvenlik Paketi” olarak bilinen, “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın bir kısmı tam üç hafta görüşüldü. (tasarının adını telaffuz etmek bile zor.) Tabii bu esnada milletvekilleri, her zamanki gibi kendilerine “yakışanı” yaptılar. Kavga, gürültü, patırtı, saldırı ve yaralanmaların yaşandığı ortamda, 67 madde kabul edildi.

 

Bu maddelerin birçoğu muhalefet tarafından sert bir dille eleştirildi. “Diktatörlük geliyor, Saray’ın dayatması” diye yaygara kopartıldı. Kamuoyunda bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Kabul edilen maddelere göre, “elle dıştan kontrol hariç kişinin üstü ve eşyası ile aracının dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin aranması” kısmı eleştirilebilir.

 

En çok tartışılan maddelerden biri de polisin, kanunda sıralanan nedenlerden dolayı saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde silah kullanabilmesi, boyalı su kullanılması, polisin 48 saate kadar gözaltına alabilmesi. Buradaki haklı tartışma gerekçesi “keyfilik” olarak ele alınabilir. Çünkü içinden geçtiğimiz süreçte emniyette, yargıda yaşananların yarın bir gün tekrarlanma ihtimali hep vardır. Bugün bazı nedenlerle tutuklanan emniyet mensuplarının, yarın bu kanunun verdiği yetkilerle “keyfilik” gerekçesiyle tutuklanmayacaklarının garantisi yok. “Paralel bir keyfilik” iktidarı zora sokar, buna dikkat!

 

Her ne kadar kanuna aykırı ve keyfi uygulamalara yol açılmaması için denetim getirilse de bu endişe kamuoyunda hep olacaktır. Bir başka tartışma konusu da toplantı ve gösteri yürüyüşünde yaşanıyor. Bu tutum HDP’li vekillerin TBMM’deki yüzlerinden okunuyordu zaten.

 

Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinde, “havai fişek, Molotof” gibi patlayıcılar, “demir bilye ve sapan” taşımak, kullanmak, “kimliklerini gizlemek” yani yüzlerini kapatmanın suç kapsamına alınmasına karşı CHP ve MHP’nin, HDP ile aynı çizgide muhalefet etmesini hala anlamış değilim! Kobane bahanesiyle ölümlere neden olan, ortalığı yakıp yıkanlar unutuldu galiba! Belki de o gün TBMM’de yüzlerini kapatan vekillerin eyleminden en çok utanması gerekenler muhalefet vekilleri olmalıydı.

 

Kamuoyunda en çok tartışılan başlıklar bunlar gibi görünüyor. Oysa vatandaşın işini kolaylaştıran asıl maddeler, geçtiğimiz üç hafta içinde yaşanan tartışma ve gerilimden dolayı, yaklaşan seçimler de göz önüne alınarak İçişleri Komisyonuna geri çekildi. Görünen o ki iktidar bunu seçim meydanlarında “Ey halkım, sizin işinizi kolaylaştıracak olan maddeleri çıkartmamızı istemediler” propagandası yapacak.

 

Muhalefet de “Ey halkım sizin işinizi kolaylaştıracak olan maddeleri bilerek sona bıraktılar, şimdi de geri çekip sizinle alay ettiler” diyecek. Sevabıyla günahıyla bir “paket” daha bu şekilde meydanlarda seçim malzemesi olacak. Sevabı ve günahı uygulamaya kalmıştır!

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev