Reklamı Geç
Advert
Advert
Saatlerimizi yeniden sorumluluğa ayarlayalım
Adem Yavuz Irgatoğlu

Saatlerimizi yeniden sorumluluğa ayarlayalım


28 Şubat Postmodern Darbe’nin yıldönümünde Devlet-Hükümet ve HDP’nin ortak açıklamasıyla yapılan “Silahlara veda çağrısı” bundan sonra daha çok sorumluluk gerektiren bir dönemin başlangıcıdır. Ve önemli bir gelişmedir. Malum “Ha deyince barış olmuyor.”

 

Öncelikle başlığa aldığım cümlenin Yazar Atasoy Müftüoğlu’a ait olduğunu teslim ederek bu yazımızla ilişkilendirmek istiyorum. Müftüoğlu, bu cümleyi “ortak ve evrensel bir dilin inşası” üzerine kullanmış olsa da şu an içinde bulunduğumuz gelişmeler, bizlere daha fazla sorumluluk yüklüyor. O nedenle 28 Şubat’ta başlatılan yeni bir sürecin en büyük özelliği herkesin sorumluluk almasıdır. Çünkü barıştan -art niyeti olanlar dışında- zararlı çıkacak kimse yoktur.

 

Şimdi gelelim 28 Şubat 2015 Cumartesi günü yaşanan gelişmeye. Sırasıyla gidecek olursak. İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda açıklanan metin, yeni bir metin değildir. Neden mi? Çünkü 2013’te Diyarbakır’daki Nevruz’da okunan metnin ve ‘Akil İnsanlar Heyeti’nde tartışılan metnin neredeyse aynısı.

 

“Peki, burada yeni olan nedir?” diyecek olursanız; yeni olan devleti, hükümeti ve HDP’yi temsil eden bir heyetin, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda bir araya gelerek “Ortak Açıklama” yapması, çözümün ‘resmiyet’ kazanmasıdır.

 

Neden Ankara değil de İstanbul “tercih” edildi? İşte burada önemli bir mesaj var. Verilen fotoğrafa baktığınızda devlet, hükümet ve kendini Kürt halkının temsilcisi sayan HDP’nin açıklanan metindeki “ortak vatan” kavramına uygun bir şekilde hareket ettikleri ortaya çıkıyor. Çünkü İstanbul, Osmanlı’nın başkentiydi. Osmanlı da bütün halkların birlikte yaşadığı, birlikte mücadele edildiği, “millet” dediğimiz kavramın hayat bulduğu kadim bir devletti. Bu nedenle yeni anayasa ve “Yeni Türkiye” kavramı biraz da buna işaret ediyor.

 

Devam edelim… İrade beyanı olarak açıklanan metnin kim tarafından yazıldığı tartışmaları bir hayli sürecek olsa da açıklanan metnin, tarafların bir araya gelmesiyle kamuoyuna sunulması, bu metnin tek taraflı değil, “ortaklaşa” kaleme alındığını gösteriyor. Metinde yer alan maddelere baktığımız zaman, birçoğu toplumun bütün kesimleri tarafından kabul edilecek talepleri içeriyor.

 

Tabii örtülü mesajları da içeren metinde, şu an gündemde olan iç güvenlik paketinin gözden geçirilmesi de var. Zaten silahlara veda açıklaması ile iç güvenlik paketinin şu anki haliyle bazı maddeler çelişiyor. İç güvenlik paketinin bu şekilde çıkarılmasında ısrar edilmesi, Kürt siyaseti ve çözümün diğer bileşenleri tarafından tepkiyle karşılanmaya devam edecektir.

 

Hükümetin bu düzenlemede değişikliğe gitmesi de muhalefet ve AK Parti karşıtları tarafından “PKK, Hükümete geri adım attırdı” ya da daha ağır bir ifadeyle “PKK, Hükümete diz çöktürdü” propagandası yaptırtacaktır.

 

Nitekim seçimlere giderken MHP’den gelen çok sert açıklama bunun ilk işaretini verdi. Bu konunun seçim meydanlarında sürekli gündeme geleceğini ve MHP’ye birkaç puan kazandırabileceğini de gösteriyor. CHP ise biraz daha temkinli yaklaşıyor gelişmelere. Çünkü HDP, Türkiyeli gibi davranırsa barajı aşabilir. Bu da CHP’nin yo kaybetmesi demektir. AK Parti “barışı getireceğiz” diyecek, HDP de bunun bir parçası olacak. Anlayacağınız sıkıntı CHP’nin başında.

 

Ancak burada medyanın tutumu, özellikle ‘paralel medya’ diye adlandırılan kesimin ve onunla aynı paralelde yayın yapar gazetelerin “Savaş” sözcüğüne gelince büyük puntoları seçip, “barış” sözcüğüne gelince cılız puntoları tercih etmesi de dikkat çekiyor! 1 Mart tarihli gazete manşetlerine baktığınız zaman bunu görmek mümkün olacaktır.

 

Bir de metnin kamuoyuna açıklanmasının ardından Sn Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Önemli olan uygulamadır” açıklaması, Başbakan Davutoğlu’nun “Açıklamaların takipçisi olacağız” sözleri ve Demirtaş’ın “tehdit” içeren beyanları seçimlere giderken tabanı diri tutmanın göstergesidir. Şimdi geçmişteki hataları terk edip hepimiz için sorumluluk alma zamanıdır.

 www.ademyavuzirgatoglu.com.tr

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert