Advert
Advert
Zihinleri özgürleştirmek
Adem Yavuz Irgatoğlu

Zihinleri özgürleştirmek


21. Yüzyıl Türkiye’sinin en büyük tartışmalarından biri demokrasi ve özgürlük kavramları çerçevesinde şekilleniyor. Demokrasi tartışmalarını başka bir yazıda değerlendirmek üzere buraya virgül koyarak, özgürlük konusunu ele alalım.

Dünyada ve Türkiye’deki gelişmelere yakından baktığımızda, bu gelişmeler eşliğinde yaşayan fertler olarak, aklımıza ilk gelen özgürlük tartışması “fikir özgürlüğü” temelinde şekilleniyor. Bir de özellikle son zamanlarda paralel yapı ile iktidar çatışmasında meydana gelen ve kamuoyunda etkili bir algı oluşturulan “basın özgürlüğü” tartışmaları… Bu iki kavramın buluştuğu noktalar olduğu gibi ayrıştığı kısımlar da var.

Ergenekon, Balyoz, Sarıkız, Ayışığı, Oda Tv, Hanefi Avcı olayı, 17-25 Aralık darbe girişimi, 14 Aralık soruşturması gibi aklımıza ilk gelen ve bir solukta sıraladığımız başlıklar ve bunlara bağlı olarak gözaltına alınan, tutuklanan, haklı veya haksız yere hapis yatan kişiler arasında bulunan yazarlara ve gazetecilere uygulanan muamele bile “özgürlük” konusunda bizleri ikiye ayırdı.

Rüzgâr ne yönden eserse o yön istikamete yürümenin kolay olduğu dönemlerde,  özgürlük konusu hep bir “çıkar” unsuru olarak tartışıldı. Başkasının özgürlüğüne saygı göstermeyen, sözüm ona fırsatını bulmuşken “vuran”  kişiler, kesimler, gruplar, siyasi yelpazeler; bugün belli çıkarlar için yaygara koparıyor. Oysa bu “özgürlük” herkes için lazım. ANCAK şartlara ve çıkarla göre değil…

Öyle çetin dönemlerden geçtik ve geçiyoruz ki insan ile kelime arasında yaşanan kavganın oluşturduğu kaypak bir zeminde, yolumuzu kesen ‘hayalet’lerle baş başa yaşıyoruz. Bu ‘hayalet’lerle yaşarken de kavrayamadığımız kavramların curcunasına (karışıklığına) hapsolup gidiyoruz.

Kavramları kendi “çıkarlarımız” uğruna eğip bükerek ilerliyoruz. Fikir özgürlüğü, herkesin kendini ifade etmesi, konuşması, yazması, tartışması durumu kendi bağlamının dışına çıkartılıp; yalan, iftira, gıybet, hakaret ve küfür noktasına geldiği zaman “ifade özgürlüğü”nden uzaklaşıp, başkasının özgürlüğüne saldırıya geçmiş demektir. Galiba bugün farkını ayırt edemediğimiz mevzu bu olsa gerek.

“Fikir özgürlüğü ve basın özgürlüğü yok” diye kampanyaların düzenlendiği, sadece kendi çevrelerine yönelik meydana gelen gelişmeler neticesinde bu ayaklanmaları yapanlar, “özgürlük savunuculuğuna” soyunanlar,  bir başkasının kişilik hakkına saldırırken, küfrederken kullandığı sınırsız ifadelerle ne kadar “özgür” olduğunun bile farkına varamayacak kadar “fikir yoksunu” hale gelmişler. Çünkü hakaretler bile kendilere ait değil. Hep başkasının güdümünde ilerliyorlar. Bu demektir ki bir fikir özgürlü meselesinden ziyade “küfür” özgürlüğü derdi olanlar var.

Aslında bunun da dert olduğuna inanmıyorum. Çünkü Türk basınına baktığınız zaman her gün değişik karikatürler üzerine monta edilmiş fotoğrafların altını süsleyen salya sümük küfürlerle neşredilen -ne yazık ki- gazeteler var! Ve bu gazeteler “fikir özgürlüğü savunuculuğu” yapıyor. Okur kitlesi buluyor.

Küfür, hakaret, yalan, iftira, gıybetin engellenemeyen yükselişi ile “özgürlük” mücadelesi veriliyor. Gerçeğin, kelimelerin arkasına saklandığı bir iletişim sisteminde, ‘canavar’larla dolu bir dünyada olduğumuzu anlamalıyız. Böyle bir dünyada gerçek, çoğu zaman kelimelerin arkasında kalıyor ve açığa çıkartılmayı bekliyor.

Fikir özgürlüğü ve basın özgürlüğü tartışmaları da bu hale geldi. Kavramların ve konuların sınırlarının ortadan kalktığı, bilinçli olmaktan ziyade taklitçi olmanın revaç gördüğü bu günlerde, slogan haline gelmiş küfürleri bile aynen alıp kullanan, kendine ait bir fikir, bir değer ortaya koyamayan, beyinlerini ipotek altına aldırtan kişiler, zihinlerini özgürleştirmedikçe bir yere varamazlar. Başkalarının kelimeleriyle kavga edenler hep başkalarına muhtaç olurlar.

Burada Üstad Cemil Meriç’in sözünü hatırlatarak yazımıza son verelim: “Kavga, insanla kader arasında değil artık, insanla kelime arasındadır.”

 

 

Twitter: irgatogluayavuz

 www.ademyavuzirgatoglu.com.tr

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev