Advert
Advert
Çözüm sürecinden samimiyet sürecine…
Adem Yavuz Irgatoğlu

Çözüm sürecinden samimiyet sürecine…

Çözüm sürecinde yeni umutlar doğdu. Karşılıklı görüşmeler ve beraberinde gelen açıklamalar umutları bir kez daha yeşertti. Yeşertti diyorum çünkü…

Çözüm süreci sadece Türkiye’nin meselesiymiş gibi görülse de etrafımızdaki komşu ülkeleri de ilgilendiren bir meseledir. Tıkandığı zaman birçok etken harekete geçiyor. Ortadoğu’da yaşananlar ve hemen yanı başımızdaki Suriye ve Irak’ın içinde bulunduğu durum, kucak açtığımız 2 milyona yakın mülteci, vb etkenler bir arada düşünüldüğü zaman bu meselenin kapsadığı alanlar daha iyi anlaşılabilir.

 

Dolayısıyla 6-7 Ekim olaylarıyla büyük bir yara alan süreç, PKK’nın Doğu ve Güneydoğu’daki defacto durumuyla iyice çığırından çıktı. Bunlar her ne kadar yansıtılmasa da orada hayat çok farklı yaşanıyor. CNN Türk’te Levent Gültekin, Doğu illerinden bir mülki amirin ifadelerine dayandırarak aktardığı şu cümleleri ben de bizzat Doğu’daki mülki amirlerden ne yazık ki teyit ettim: “Bir ilim mülki amiri aradı. PKK çadır ve mahkemeler kuruyor. Mülki amire PKK’dan bir mahkeme kâğıdı geldi. ‘Seni yargılamak üzere çağırıyoruz.’ (Mülki amir: ‘Bize kesin talimat var, hiçbir müdahalede bulunmayacağız’ diyor.”

 

Hükümet kanadı çözüm sürecinde bu problemi eşit vatandaşlık ilkesi içinde ortadan kaldırmak, örgütün silah bırakmasını sağlamak ve taleplerin siyaset zemininde ifade edilmesine yol açmak istiyor. Hükümet bunu söylüyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu bu düşünceyi TRT Haber’de altını çizerek bir kez daha açıkladı. Ancak…

 

Ya PKK veya paydaşları ne diyor? 1-Özerklik, 2-Ana dilde eğitim, 3-Genel af, 4-Özel olarak da Öcalan’ın affı… Bunları nereden mi çıkartıyoruz? HDP’li siyasetçilerin söylemlerinden. Pervin Buldan’ın açıklamalarına bakılabilir. Şimdi gelelim HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarına. Demirtaş diyor ki “İmralı’ya bizim heyetimiz, bir izleme heyeti ve devlet heyeti birlikte gidecek.  Bunların hepsi aynı masada aynı anda oturacak. Taraflar birbirine yol haritalarını sunacak ve müzakere süreci başlamış olacak.” Bunları da Hakan Fidan ile Öcalan arasında sağlanan sözde mutabakata bağlıyor.

 

Hayda! Hani müzakere başlamıştı? CHP’si, MHP’si, paraleli, meridyeni ve diğer partilisi, partisizi her gün “PKK ile müzakere ediliyor” diye söylem geliştirip, siyaset yapıyordu. Başbakan Ahmet Davutoğlu, yardımcısı Yalçın Akdoğan başka bir şey söylüyor; HDP ve bileşenleri başka şey söylüyor. Kamuoyunun kafası ise karışık! Demek ki şu an geldiğimiz nokta samimiyet sürecidir.

 

Eğer Hükümet kanadı Kürt Meselesini Öcalan veya başka bir aktör ile görüşüyorsa bu demektir ki “PKK, Kürtlerin temsilcisidir.” Yok, eğer Öcalan ve başka aktörlerle silahsızlanma ve örgütün lağvedilmesi konusu” görüşülüyorsa bu da PKK’nın Kürtlerin temsilcisi olmadığını, sadece PKK’nın yok edilmesine dair bir müzakerenin yapıldığına işarettir. 

 

Maalesef bu iki konunun birbiri ile karıştırılması daha doğrusu bu iki konu arasındaki farkın şeffaf bir şekilde ifade edil(e)memesi problemi çıkılmaz hale sokuyor. Kısacası Hükümet silahların bırakılması, şiddet eylemlerinin son bulması ve taleplerin demokratik yöntemlerle siyaset zemininde dile getirilmesi olarak bu süreci tanımlıyor. HDP ve bileşenleri de başka şeyler söyleyerek Doğu ve Güneydoğu’daki defacto durumu perdelemeye, gücünü artırmaya çalışıyor.


 www.ademyavuzirgatoglu.com.tr

Twitter:irgatogluayavuz

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev