Reklamı Geç
Advert
Advert
Doğu ve Güneydoğu’da sular bulanık akıyor
Adem Yavuz Irgatoğlu

Doğu ve Güneydoğu’da sular bulanık akıyor


Kobani eylemleri ile başlayan süreç sonrası Doğu ve Güneydoğu’da sular bir türlü durulmuyor, hep bulanık akıyor. Nedeni gökyüzündeki masumluğuyla toz bulutlarından boşalan yağmur tanecikleri değil elbet de. Neden çok basit, halk suyu bulandıran çamuru temizlemek istiyor, devletini orada görmek istiyor.

Duble yollar, barajlar, çiftçiye destek paketleri, havaalanları, okullar, hastaneler gibi önemli ihtiyaçlar elbet de bu ülkede AK Parti iktidarı tarafından önemli ölçüde karşılandı. Bu yeterli mi? Değil. Çünkü halkın zaruri ihtiyacı olan ‘huzur’ bazı yerlerde eksik kaldı. İktidarın tamir ve temin etmesi gereken en önemli konu şu anda halkın huzurudur.

 

Bakınız… Ege, Akdeniz, Marmara, İç Anadolu, Karadeniz gibi bölgelerden gelen haberlerle Doğu ve Güneydoğu’dan gelen haberler arasında önemli bir fark var. Doğu ve Güneydoğu korku, panik içinde yaşıyor. Belki diyeceksiniz “bu coğrafyanın kederi bu!” Ama değil.

 

Kadim bir coğrafyada yaşayan necip bir millet eğer bugünlere bu şekilde geldiyse, bereketli toprağına hamaset tohumları  ek(tir)mek zorunda kaldıysa bunda birçok kesimin vebali vardır. İster buna geçmişte yapılan hatalar diyelim, ister belli kesimlerce “terk edilmişlik” diyelim. Adına ne dersek diyelim buralarda yaşayanlar içtikleri suyun, aldıkları havanın huzurunu şu an bulamıyor.

 

Belli yapılanmalar kendi kafalarınca “bağımsızlık” ilan ediyor, “kurtarılmış bölge” edebiyatı yapıyor. Gerek eylemleriyle gerekse söylemleriyle halkın huzurunu kaçırıyor. Bölge halkı çaresizlik içinde ya bulundukları yerden göç ediyor –ki şu an bölgede istenen şey ‘eğer bizim gibi düşünmüyorsan burayı terk etmelisin, çünkü sana yaşam hakkı tanımıyoruz’ tutumudur- ya da boyun eğmek zorunda kalınmasıdır.

 

Köylü tarlasını rahatlıkla ekip biçemiyorsa, şehirli caddesinde huzur içinde yürüyemiyorsa, siyasetçisi, devlet adamı korumasız bir şekilde bölgeyi ziyaret edemiyorsa burada büyük bir yanlış var demektir!

Düşünün ki tapulu arazinizde çiftçilik yapmak, helal yolla çoluk çocuğunuzun rızkını kazanmak istiyorsunuz. Ama bir grup kendini bilmez, PKK sempatizanı gelip size diyor ki “Tarlanıza tohum ekmenize gerek yok. Nasıl olsa bunu hasat zamanı kaldıramayacaksınız.” Bu açık tehdit karşısında ne yaparsınız?

 

Yapılacak iki şey var: Ya tarlanızı ekmeyecek, topraklarınızı, bin yıllık mazinizi, geçmişinizi, eşinizi, dostunuzu bırakıp göç edeceksiniz; ya da devletin gelip sizi kurtarmasını beklemek için yapılanlara boyun eğeceksiniz. Var mı bunun aksini düşünen?


Paralel yapılarla, yol kesmelerle, çadır kurmalarla, haraç toplamalarla başlayan bir düzensizlik içende oluşturulmaya çalışılan düzen karşısında halk ne yapacak? “Her bir vatandaşımın hakkı, huzuru, güvenliği benden sorulur” diyenler bölgeye bir çıkarma yapsın. Siyasetçiler, akademisyenler, devlet adamları, işadamları, sanatçısı, sporcusu yanına koruma almadan gidip gezsin. Gördüklerini, yaşadıklarını, duyduklarını çıkıp kamuoyu önünde paylaşsın. Görelim kim, neyi, nerede, nasıl, neden ve ne zaman yapıyor. Belki o zaman anlarız iletişimdeki vazgeçilmez olan 5N1K kuralını. O zaman anlarız Doğu ve Güneydoğu’da huzurun olmadığını ve suların durulmadığını. Bir kez daha söylüyorum, Doğu ve güneydoğu, Ankara’dan görüldüğü gibi değil!

www.ademyavuzirgatoglu.com.tr

Twitter: irgatogluayavuz

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert