Advert
Advert
HDP’li yetkililer “inkâr” mı ediyor?
Adem Yavuz Irgatoğlu

HDP’li yetkililer “inkâr” mı ediyor?

Ekim ayının gündemini IŞİD ve Kobani’de yaşananlar belirledi. Ve ortaya bir “karmaşık oyun” çıktı. Oyunun aktörleri de bu süreçte “ne kadar rol kapabiliriz” duygusuna kapıldı. Siyaset, spor, iş dünyası, yazarlar, çizerler bu “oyun”u çözmek için yazdı, konuştu, tartıştı. Gelinen nokta itibariyle ortada bir kafa karışıklığının olduğu görülüyor.

 

Yaşananlar taraflar nezdinde çok farklı aktarılıyor. Yalçın Akdoğan’ın deyimiyle “HDP ve bileşenleri” birbirlerinden farklı sesler çıkartıyor. Hükümet kanadında ise süreç –normal şartlarda- Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun öncülüğünde ilerlerken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da süreçteki müdahalesini sürdürüyor.

 

Bu durum; çözüm sürecini anlamaya çalışanlar, sürecin sekteyi uğramasını arzulayanlar ve hamaset duygularıyla hareket edenler için “çatlak ses” olarak değerlendiriliyor. Bunun en güçlü dayanağını ise üç örnekle ifade etmeye çalışayım.

22 Ekim’de Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ, TV ekranlarında açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamalar kamuoyunda ‘birbirlerini yalanlama gayretinde’ oldukları izlenimi oluşturdu.

 

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, çözüm sürecinin yol haritasının iki şekli olduğunu belirtti. “Bunlardan bir kısmı kamuoyu tarafından bilinebilecek olan gelişmeler, bir kısmı da kamuoyunun bilmemesi gereken durumlar.” Akdoğan, süreçli ilgili yol haritasının HDP, Kandil ve İmralı ile paylaşıldığını, çözümün bileşenleri tarafından bu durumun bilindiğini söyledi. Ve çözüm sürecinde her şeyin hükümet tarafından yapıldığını, PKK, Kandil ve bileşenlerinin sözlerinde durmadığını “silah bırakıp terk etmediler, kamu düzenini bozuyorlar” diye özetledi. Önceliklerinin kamu düzeni olduğunu ısrarla vurguladı.

 

Gelelim HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ, Ahmet Hakan’ın sunduğu Tarafsız Bölge’de konuştu. Karşısındaki gazeteciler sordu, daha doğrusu sormaya çalıştı. Çünkü Yüksekdağ, üste perdeden konuşuyordu. (HDP’li siyasetçilerin genelinde bu var. Fırsatını bulduklarında karşısındakileri bastırmayı ihmal etmiyorlar.)

 

Ve asıl beni şaşırtan kısım ise Yüksekdağ “Bizim tabanımızda okol yakma eğilim yoktur. Şiddet yoktur.” demesiydi. Peki, adama sormazlar mı “Yüzlerce okulu kim yaktı? Kütüphanelere, müzelere, kamu binalarına, parti teşkilatlarına kim saldırdı?” Yüksekdağ ile devam edelim. 6-7 Ekim’de meydana gelen olayların bir öfke patlaması olduğunu söyledi. Sonuçtan ziyade sebebe bakılmasını önerdi. Çözüm sürecinin yol haritasından haberleri olmadığını yüksek sesle dillendirdi. Ama şunu unuttu ki hiçbir sebep şiddet göstererek, parti tarafından sokaklara dökülme çağrısını haklı kı-la-maz! Bu tutum kamuoyunda “size imkan tanındıkça ülkeyi yakıp yıkmaya çalışıyorsunuz” algısı oluşturuyor.

 

HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ı yalanlar nitelikte açıklamalar yaptı. Çözüm sürecinde  “İmralı’da sekretaryanın oluşturulacağı, akil insanlarla birlikte bir kurul oluşturulacağı ve çözüm komisyonlarının sayısının arttırılacağını” açıkladı. Bu açıklamaların doğru olduğuna dair kanaat ise Yalçın Akdoğan’ın “Madem haberleri yok, Sırrı Süreyya Önder bazı açıklamalarda bulunuyor. Bunları nereden biliyor?” diyerek teyit etmiş oldu.

 

Demek ki süreçle ilgili sağlıklı bir iletişim yok. Ve taraflar birbirini anlamıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu da Akil İnsanlar toplantısında yaptığı konuşmada kendilerine verilen sözün yerine getirilmediğinden yakınmış. Bunu Yıldıray Oğur ve İsmet Berkan köşelerinde detaylı bir şekilde paylaştı. Bazı şeyler inkâr edilerek bir başarı elde edilemez. Hele çözüm süreci gibi hayati bir meselede kimsenin kimseyi kandırmaya çalışması fayda vermez!


 www.ademyavuzirgatoglu.com.tr

Twitter: irgatogluayavuz

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev