El Öpmek!...
Soner Aksakal

El Öpmek!...

El öpmenin el emeğinden üstün olduğu bir dünyada elden ne gelir.

 

El öpmenin el emeğinden üstün olduğu bir dünyada elden ne gelir.

Hz. Mevlana.

Öyle sözler vardır ki ana değil asırlara damgasını vurur. Anlayan için bir ok, idrak eden için hayat tarzı haline gelir. Yüzyıllardır insanoğlu belirli bir düzenin hiç değişmeyen kurallar bütünüyle yaşamını sürdürdü bu âlemde… Doğmak, yaşamak, ölmek döngüsünün vazgeçilmez bir parçası oldu.

 

Bunlar gibi doğal bir hadise haline gelen el öpmekte, siyasetin anatomisiyle vazgeçilmez bir kural haline geldi. El öpmekle dudak aşınmaz elbet, bir saygı göstergesi hürmetin temsilidir. Lakin bir de farklı kullanım tarzı ile metalaşan bir kavram olarak karşımıza çıktı.

 

El öpmek ahlaki, örfi bir değerdir. Saygının simgesidir. Atanın, büyüğün eli öpülür. Lakin bu dönemde el öpmek, etek öpmek çok, çok farklılaştı. Kendisinden büyüğüne bile ismiyle hitap eden bir nesil olduk. Kendisinden küçüğe bile hürmet eden, kul köle olan, abartırsak rab affetsin secde eden insanlara şahitlik ettik. Çıkar uğruna beş para etmez adamların önünde el pençe divan durduk.

Bir koltuk için, bir ihale için kısaca çıkar için el öper olduk. Küçük insan olmamak adına kişilerle, normal insan olmamak için olaylarla, büyük insan olabilmek için de hep fikirlerle uğraşmayı tercih ettik. Bu yazımda en azından küçük olmamak için kişilerden söz etmiyorum. Çünkü kişiyle işimiz yok, toplumumuza bir hastalık nüksetmiş, yanlış bir bakış açısı hayatımızın odak noktası haline gelmiş… Sırf bu nedenle böyle bir konuya değindim. Unutmadan bir siyasinin de Hz. Mevlana’ya ait bu sözü, bir ortamda kullanması da etkisi olmuştur. Allah Razı Olsun.

Dünyaya gelmemizde aracı olan eli öpülesi anne babaları gözümüzün önüne getirirsek, gerçekten el öpmenin ne kadar haz verici bir duygu olduğunu, daha iyi idrak edebiliriz. Anneler günü münasebetiyle bütün annelerin ellerini de bu vesileyle öpüp alnımıza koymuş olalım. Samimiyetle ve içten bahsettiğim bu konu eminim hepimizi derinden yaralamakta ama kimimize göre mecburiyetten de olsa sırf makamı mevkisi var diye, sırf çıkar sağlayabileceğimiz için mecazi anlamda da olsa el etek öpmenin, dışarıdan bakıldığında ne kadar çirkin bir görüntü aksettirdiğini, hepimiz görebiliyoruz. Her ortam da bu tür olaylarla karşılaşabiliyoruz.

 

Peki, çok mu zor dik durmak? Gerçekten hak edenin elini öpmek ve hak etmeyene elimizin tersini gösterebilmek… Bu düzen böyle geldi, böyle gitmez diyebilmek… İşte her birey kendi duruşunu sağlamlaştırırsa bu yalakalara ve iki yüzlülere terbiyesi bu vesileyle verilmiş olur.

 

İsmini veremeyeceğim bir partideki geçmişte beraber görev yaptığımız bir kardeşimin, siteminden oldukça etkilendim. İfadesi şöyleydi; ‘ Farklı bir parti de geçmişte görev yaptığımız dönemi hatırladım ve kardeşimiz o günleri özlediğini, o heyecanı o dönemdeki saygı ve hürmeti, büyüklerimize bakış açısını ve inandığımız değerlere sahip çıkmamızın verdiği hazzı, anlattı.’’O dönem Belediye Başkan adayının, meclis üyesinin daha doğrusu her hangi bir koltuğun mücadelesinin verilmediğini, sadece adil bir düzenin hem yaşadığımız toplum, hem ülkemiz, hem de dünya için tesisini sağlamak amacıyla nefer olmanın verdiği huzurdan, söz etti. Evet hatırlıyorum o dönem, bizler gençtik..

 

Meclis üyeliğiymiş, Belediye Başkanlığıymış, Başbakanlıkmış bilmezdik. Tek bir sevdamız vardı yaşanabilir bir TÜRKİYE, yeniden büyük bir TÜRKİYE ve yeni bir dünyaydı. Bu hayallerle büyüdük, bu sevdayla bayraklar asmıştık. Her konuştuğumuz bireyin bu hayale ortak olması için mücadele etmiştik ve biz böyle birer fidan gibi yetişmiştik. Şimdi ise o fidanlar birer kalas, eski çamlar ise bardak oldu.

 

Bu hayal yine devam edecek, Bu dava yine sürecek ve zafer mutlaka inananların olacaktır. Zafer inananlarındır, zafer yakındır.

 

Bu arada eski demişken mesleğine son verdiğini kendi yayın organı aracılığıyla kamuoyuna duyuran, Gölbaşı’na basın sektöründe yıllarca emek veren iyi ve kötü anlamda bir çok habere imza atan, bu haberler için kendi hayatından vazgeçtiğini ifade etmiş, emektar Gazeteci Bayram Türkmez’i  Gölbaşı’na sağladığı katma değerler, basın sektörüne verdiği emekten dolayı kendisine teşekkür ediyor ve geri kalan hayatın da mutluluk, huzur diliyorum. Aynı zaman da yine Gölbaşı’nda Gazetecilik camiasına genç bakışıyla ve tarzıyla hizmet veren Ziya Özkan kardeşime, Net Haber Gazetesi kaptanlığı yolunda da başarılar diliyorum.

 

Bayram Türkmez’in mesleğe verdiği katkılardan ve yaşından dolayı ellerinden öpüyor, Ziya kardeşimin ise bu yeni yolunda her daim dostu olarak kalmayı temenni ediyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı