Facebook Sayfamızı Beğenin
BİZ KIZIMIZI YEDİRTMEYİZ!...
Soner Aksakal

BİZ KIZIMIZI YEDİRTMEYİZ!...

....

 

 

Zulmü Alkışlayamam, Zalimi Asla Sevemem,

Gelenin Keyfi İçin Geçmişe Kalkıp Sövemem…

 

Mehmet Akif Ersoy

 

 

Ne de güzel söylemiş üstat ve ne kadar yerinde bir gelenle geçmiş arasında tezat… Her yer fitne her yer fesat… Bir çok olay kendi içinde tezat… Neden söver geçmişine mahlûkat… Sat satabildiğin kadar sat ama her zaman vardır verilecek bir hesap…

 

Yine ne saçmalıyor bu adam ne zırvalıyor diyenlere bu yazıyı okumak yasak…Gelen neden gelir?, geçmişe neden sövülür? Ona bakıyorum bu yazıda. Bir insan geldiği yere söver mi? Geçmişi hiçe sayabilir mi? Bir doğum kadar mümkündür bu olgu ve doğaldır yaşananlar. Güvensiz bir toplumda, duyarsız bir yapı da bütün tezatları hâkim kılan bir yapı hâkimdir mutlaka. Evet söylediğim gibi güvensiz bir ortam ve çaresiz bir çok insan..Bir bedene indirmek kolay tarafıdır.Oysa çaresiz olan fikirler ve duygulardır. Bu fikir ve duyguları bir bedenden ibaret görenler aslında ahmaktır. Bahsettiğim konuyu anlaşılacak bir dille ancak şöyle izah edebilirim.

 

 Doğduğum, büyüdüğüm, her sokağında fink attığım coğrafyanın içinde bulunduğu koşullarla alakalı. Yaşanan sıkıntıların, çaresizliği ve çözümsüzlüğüdür bahsettiğim sözler. Bir çoğunuzun aklına Ulusal Siyasetle alakalı bir yazı olduğu kanaati hakim olabilir. Ancak ben bir önce ki yazımın devamını yönelik bir girişte bulundum. Önceki yazımda Gölbaşı’nın kendi gözlüklerimden görünen fotoğrafını çekmiştim ve diğer kurumların bi tabii odakların etkisinden söz etmiştim. Zamanla gündeme getireceğimi söyleyerek sözlerimi bitirmiştim. Şimdi sırada yazının devamı var. Gölbaşı; Metropoldür ama sinemaya gidilmez, köydür ama ineği sağılmaz, tarlası ekilmez demiştik. Aynen devam ediyorum Gölbaşı benim için Dünyanın en güzel yeridir ancak kıymeti bilinmeyen, tarlası sürülmeyen… Siyasilerinin, siyaset kavramına bakış açısı birbirinin ayağını kaydırmak olan bir yapıdadır.

 

Siyasiler birbirlerinin omuzları üzerinde yükselmeyi siyaset olarak zanneden, omuz omuza gelmeyi ise birbirlerine yağcılık olarak atfeden bir yapının kölesi olmuşlardır. Bir araya geldiklerinde Gölbaşı’nın hayalleri süsleyen bir kent olabileceği algısını bir türlü içlerine sindirememektedirler. Birçoğu önce kendi rakiplerini harcamayı doğru görürken, hak yediklerini ve bir değeri yok ettiklerini kendileri de kaybettikleri zaman fark edebilmektedirler. Bir iki örnekle devam ediyorum.

 

Geçtiğimiz seçimlerde Meclis üyesi listesinde çok arka sıralarda yer alan bir adam, bu seçimde belki de seçimin kaderini etkileyecek bir koltuğa oturtuluyor. O gün onu Meclis Üyesi dahi yapmayan kadro bir sonraki seçimde İlçe Başkanı olabileceğini geçte olsa fark edebiliyor. Bu isim AKP İlçe Başkanı Osman Karaaslan’dır. Geçtiğimiz seçimde Meclis Üyesi listesinde seçilemeyecek bir yere kondu. Bu seçimde ise şuan itibariyle geminin kaptanı…

 

Bir başka örnek; Şu an nerede ne yapar bilmem Sedat Susamlı. Kendisi geçtiğimiz seçimlerde İl Genel Meclis Üyesi Üçüncü Sıra adayıydı yine AKP’den 60 oyla kaybetmişti. Sonrasında AKP İl Yönetiminde görev aldı ve çok iyi bildiğim bir şey bir Traktör gübreyi, bir şişeye indirebilecek projenin Türkiye’de ki önderi oldu. İnanılmaz bir başarıya imza atarak Bakan düzeyinde görüşmelerin adamı oldu. Peki, adama sormazlar mı bu adamın bu kadar başarılı olabileceğini bildiğimiz halde Mecliste neden yer almadı? Onun değerini de birkaç seçim sonra mı anlayacağız? Bu sadece bir örnek.  Maksat şu; Gerçekten kaliteli ve işinin uzmanı adamları neden yeterince Gölbaşı’na Kazandıramıyoruz? Engel olmaya çalıştığım nokta, 4 yıl Gölbaşı’na uğramayıp Gölbaşı için, Halk için, bir çivi çakmayan adamların seçim yaklaştığın da ben Gölbaşılıyım diyerek siyasi Arenaya dâhil olmasıdır. Bu yüzden gelenin keyfi için yıllardır Gölbaşı’na hizmet vermeye çalışanlara SÖVEMEM…

 

Hak anlayışıyla hizmet veren ve siyaseti Allah’a hesap vereceğini bilerek yapanların hakkını da yiyemem ve kimsede yememeli. Sırf bir makam sahibi olacağım diyerek siyasilerin birbirlerine haksız itamlar da bulunmasının aracı olmadım, olamam ve kimsede olmamalı… Bu nedenledir ki kamuoyuna düşen görev işini hakkaniyetiyle yapan ve vizyon sahibi isimleri yıpratanlara ve bu tür oyunlara gelmemektir. Çünkü bu bir vebaldir ve bu gün Gölbaşı Meclisin de beğenmediğimiz isimlerin meclis üyesi olmasının en büyük suçlusu da bu tür oyunların kurbanı olmamızdır. Unutmayalım ki, Belediyeyi ve makamları çalıştıracak güç gelenin keyfi için, geçmişe sövenlerin etkin olmasıdır. Bizler gelenin keyfi için tanıdığımız, bildiğimiz ve kefil olacağımız değerlere sahip çıkmalıyız. Ayak oyunlarının, siyasi manevraların, film fırtınanın kurbanı olmayacağız kısaca biz KIZIMIZI YEDİRTMEYİZ…

 

 

Soner Aksakal

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Bakmakta Fayda Var
MHP Gölbaşı Belediye Meclis Grup Başkanvekili belli oldu.
MHP Gölbaşı Belediye Meclis Grup Başkanvekili belli oldu.
Yol Açım Çalışmaları
Yol Açım Çalışmaları