Niye Yaşıyoruz ki?
Soner Aksakal

Niye Yaşıyoruz ki?

Adı yaşamaksa yaşıyoruz.

 

Adı yaşamaksa yaşıyoruz. Her gün kalkıp kahvaltımızı yapıyor, güne merhaba diyoruz. Aralıksız nefes alıyoruz. Acaba neden yaşıyoruz. Hiç düşündünüz mü? Hayatımın bir gününü gözden geçirdim.

 

Ne kadar boş, ne kadar anlamsız. Her şey rutin, her şey manasız. Sizin için söylemedim bu benim hayatım. Üstünüze alınmayın. Ancak biraz düşünelim. Düşünelim, irdeleyelim bu konuyu. Gün boyu biz ne yapıyoruz. Nefes almakta ki amacımız nedir? Neden varız, olmasak ne olurdu? Hepimiz adımız gibi biliyoruz ki imtihan dünyasındayız. Yaptığımız her hareket an, an kayıt altında, bu imtihan sathında…

 

Var oluşumuzun bir gayesi var elbet ve taşıdığımız bedene ait sorumluluklar. Herkesin yüklendiği bir misyon, herkesin iştigal olduğu bir meşguliyet var mutlaka. Herkesin bir vizyonu, her suretin farklı bir kimyası. Bunların birleşiminden doğan belli hassasiyetler ve tarz var mutlak.

 

Peki, hassasiyetlerimiz ne kadar hassa vizyonumuz ne kadar geniş? ve tarzımız ne kadar dik soralım kendimize. Rahatça nefes aldığımız bu coğrafya ve nimetler için elbette şükrediyoruz yaradana ama teşekkür etmeyi unutuyoruz bu vatan uğruna can atanlara…

 

Herkes manzara karşısında fotoğraf çektirirken, en çok sevdiği arabayla poz verirken ya da köpeğini afiş ederken yüce şehidimiz Yalçın Dizdaroğlu’nun ilk sayfadaki fotoğrafı tam bu noktada gözüme ilişti. Elinde Silahı o heybetli duruşuyla poz vermişti bizlere. İşte tam da anlatmaya çalıştığım buydu. Herkesin farklı bir duruşu, herkesin farklı bir misyonu, herkesin farklı bir tarzı vardı.

 

Duruşuna kurban olduğum Dizdaroğlu ve binlerce şehidimiz işte bu tarzlarıyla ve bu misyonlarıyla bizim sevdamız olmuştu. Onlar adına ne yazsak az ve her kelime kifayetsiz kalacaktı. İşte kafama dank eden ve hayran olduğum, kendimi yargılamak zorunda kaldığım ve anlamsız yaşadığımı düşündüğüm bu haleti ruhiyenin sebebi yüce şehitlerimizin ve şehit olma yolunda görev yapan bu yüce teşkilatların misyonları duruşları ve tarzlarıydı.

 

O dakika yine siyasetten, siyasetçilerden, kendimden bir kez daha sinirle bahsetmek geçti içimden. Küçük tartışmaların, küçük adamları olmaktan yorulduğumu hissettim. Kirli oyunların, sahtekâr yüzlerin hayatı ne kadar zorlaştırdığını bir kez daha iliklerimde hissettim. Asıl mevzu şuydu. BİZ BİR ŞEYİ BAŞARAMADIK, o da birbirimizi anlayabilmek, hissedebilmek ve sevebilmek…

 

 Kısır tartışmalar içinde kısır döngülerin adamı olduk. Birlik bilincimizi ve Milli hassasiyetlerimizi unutmaya başladık. Daha fazla kaybetmemek ve daha fazla uzatmamak adına bir olalım diri olalım DİYORUM. Birbirimizin eksikleri üzerinden pirim yapmak yerine birbirimizi severek zor günlerin acı günlerin üstesinden gelelim ve hep birlikte yüce şehitlerimiz için dua edelim. Ruhunuz şad, mekanınız cennet olsun El Fatiha.

 

Bismillahirrahmanirrahim.

 

Elhamdü lillâhi rabbil'alemin. Errahmânir'rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na'budü ve iyyâke neste'în, İhdinessırâtel müstâkim. Sırâtellezîne en'amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn. Amin

 

Soner Aksakal

 

aktifhabergazetesi-@hotmail.com

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Karaaslan dolmuşa bindi
Karaaslan dolmuşa bindi
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı
50 kişi iş hayatına ilk adımını attı