Advert
Advert
SİZCE HANGİSİ DOĞRU
Nevzat Laleli

SİZCE HANGİSİ DOĞRU

Nevzat Laleli'nin Yeni Yazısı

 

SİZCE HANGİSİ DOĞRU                                        

        

1900’lü yıllar… Osmanlı hâkimiyetinin yeryüzünde perçinlendiği, Batılıların bırakın soygun, talan ve korsanlık yapmalarını, Osmanlının haberi olmadan ve ondan izin alınmadan hiçbir çalışmanın yapıamadıkları devirler. Osmanlının başında, Devlet Başkanı olarak Padişah II. Abdülhamit Han (cennetmekân) var.

        

         Diğer taraftan kendini dünyanın efendisi sayan, bütün insanları kendine köle olmaya veya ölmeye çağıran “yeryüzünde fitne, fesat ve bozgunculuk çıkartan… (Kur’an-l Kerim)” bir kısım Yahudiler bulunmaktadır. Yıl 1898 ye gelince Siyonist Theodor Herzl (Avusturya Hahamı) dünyanın değişik yerlerinde ki kalburüstü Yahudilerle İsviçre’nin Bazel şehrinde bir toplantıya çağırır.

        

Toplantı sonucunda “Yahudilerin dünya hâkimiyetlerinin gerçekleştirmesinin artık zamanının geldiğini…” karar altına alırlar. Gelecek elli yılsonunda Filistin’de bir İsrail’in devletinin kurulacaktır. Yüz yılın sonunda da Anadolu’nun büyük bir kısmını içine alan ve Mısır’a kadar dayanan Büyük İsrail devletinin kurulacağını…” programa bağlar ve bu programa bağlarlar.

        

Filistin o yıllar Osmanlı idaresindedir ve orada Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Museviler ticaretlerini, ibadetlerini ve eğitimlerini huzur içerisinde yapmaktadırlar.

        

Önce Ruslar, Osmanlılar üzerine kışkırtılarak bir Osmanlı – Rus harbinin çıkmasını sağlarlar. Osmanlı bir taraftan ülke kalkınmasında büyük çabalar harcarken diğer taraftan çıkar harp sebebiyle bütçesi sarsılır büyük borçlanmaya girer.

 

Theodor Herzl, II. Abdülhamit’le Kont Nevlinski aracılığıyla görüşür, Filistin'e özerklik ve Musevi ikametliği ister, buna karşılık şu taahhütlerde bulunur.

1- Osmanlı Devleti’nin 33 milyon İngiliz altınına ulaşan borçlarının tamamını ödeyelim.

 
2- İmparatorluğu korumak için 120 milyon altın Frank’a mal olacak deniz filosu yaptıralım.

 

3- Devletin mali durumunu canlandırmak için 35 milyon altın lira faizsiz borç verelim.

 

Buna mukabil bize Filistin’de biraz toprak verin. Size ömür boyunca dua edelim, der.

 

Ancak, teklifi kabul etmeyen II. Abdülhamit; “ Bu meselede (Theodor Herzl) ikinci bir adım atmasın. Ben bir karış toprağı dahi satmam. Zira bu vatan bana ait değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmıştır. O, bizden uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz…”(www.dunya48.com) diyerek Teodor Herzel’i huzurundan koğar.

 

Theodor Herzl İstanbul’dan Avusturya’ya dönerken tren kompartımanında hatıralarını yazar. Bu işi başaramadığı için ağlar ve gözyaşları hatırat kâğıtlarının üzerine düşer. Ancak işin peşini bırakmaya da hiç niyeti yoktur. “O halde önce Sultan düşürülmeli, sonra da Osmanlı parçalanmalıdır” diye karar alır. (Siyonizm - Doç. Dr. Yaşar Kutluay)

 

Nitekim Osmanlı yıkıldıktan sonra büyük paralar vererek Filistin’de toprak satın alan Yahudiler İsrail Devletini tam elli sene sonra 1948 de kurarlar. Türkiye, İsrail’i ilk tanıyan devletler içine girer.

 

ZAMANIMIZDA TOPRAK SATIŞI

        

Ülkemizde 2002 yılından sonra çıkartılan bir yasayla “Yabancılara 25 dönüm toprak satılmasına karar verilir.” O sırada Maliye Bakanı olan Kemal Unakıtan’ın; “Topraklarımız aldı da götürdüler mi?” ifadesi çok meşhurdur.

 

Bu arada Amerika’da Yahudi lobileri Başbakanımıza “Üstün cesaret ödülü” verirler. 5.Mayıs.2012 tarihinde çıkan ve 17. Ağustos.2012 de Cumhur Başkanı tarafından onaylanan yasayla yabancıya devredilen topraklar 25 dönümden 600 dönüme (60 hektar) çıkartılarak, ülke topraklarının yabancılar tarafından talan edilmesine fırsat verilir.

 

Trakya'dan arazilerin toplandığını söyleyen Tekirdağ Valisi Ali Yerlikaya, çiftçileri arazilerinizi yabancılara satmamaları konusunda uyarı yapar.  

 

Vali Yerlikaya, “Dünyanın ilk 4 zengini dünyanın blok, tek tapu olarak yekün verimli tarım arazilerini son 10 yıldan beri topluyor. Bizim şehrimiz yüz ölçümümüzün yani 6 bin 313 kilometre karenin yüzde 56,6’sı tarım arazisi. Valiniz olarak, olarak bana1 dekar arazi verin parası neyse alın dersem lütfen buna cevap vermeyin. Topraklarınızı satmayın.” der.

 

ARAZİ SATIŞLARI HIZLANDI

 

Sadece Tekirdağ'da  değil, birçok ilimiz de satışlar patlamış durumda. Yabancıların Türkiye'de en çok taşınmaz edindikleri ilçelerin ilk sırasında yer alan Alanya'da, Mütekabiliyet Yasası'yla birlikte tapu işlemleri yüzde 60 arttı.

 

Alanya Tapu Sicil Müdürü Çetin Özdemir daha önce 60 ülkenin yer aldığı listenin, yabancılara mülk satışının önünü açan yasa ile birlikte 180 ülkeye çıktığını belirterek, 2,5 aydır 600'e yakın işlem yaptıklarını söyledi.

 

Yabancı şirketler, ise en çok araziyi Muğla'dan aldı. Sadece 85 şirket, 4 milyon 749 bin 710 metrekare büyüklüğünde araziyi satın aldı. Muğla'yı 1 milyon 522 bin 203 metrekare alanla Antalya, 1 milyon 441 bin 371 metrekarelik alanla İstanbul takip etti.

 

ALMANLAR BAŞI ÇEKİYOR

 

Yabancılar arasında Türkiye'ye en büyük rağbeti İngilizler ve Almanlar gösterdi. 37 bin 819 İngiliz, Türkiye'den 6 milyon 451 bin 357 metrekare büyüklüğünde 27 bin 22 taşınmaz aldı. 30 bin 412 Alman ise, 65 milyon 166 bin 746 metrekarelik 49 bin 399 taşınmazla ikinci sıraya yerleşti.

 

Rakamlar, Almanları birden fazla konut ve arazi alarak Türkiye'de en fazla taşınmaz alan 1. ülke konumuna yükseltirken, 4 bin 715 Avusturyalı ise 16 milyon 222 bin 560 metrekarelik 8 bin 644 taşınmazla Türkiye'de en çok arazi alan ikinci ülke oldu.

Buyrun bakalım… Size göre bu uygulamalardan hangi doğru? Topraklarımızı yabancılara peşkeş çekenler, acaba yarın bütün şehit ve gazilerimizin yakalarından tutacaklarından korkmazlar mı?

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev