Advert
Advert
Mavi İntihar…
Soner Aksakal

Mavi İntihar…

Kızgınım, kırgınım, gülüyorum ve ağlıyorum. Bu kadar karmaşık duyguların aynı anda yaşanabileceği birçok olay tezahür ederken hayatına hiç bir şey olmamışçasına devam edenleri izliyorum.

Mavi İntihar…

 

Kızgınım, kırgınım, gülüyorum ve ağlıyorum. Bu kadar karmaşık duyguların aynı anda yaşanabileceği birçok olay tezahür ederken hayatına hiç bir şey olmamışçasına devam edenleri izliyorum. Karmaşık bir o kadar da tüm dünyanın gündemine oturan bununla hem utanç, hem gurur duyduğumuz bir dönemi yaşıyoruz.

 

İşte bu karmaşıklığı özetleyecek birkaç kelime, hem de Uluslar arası İlişkiler yani kendi alanımdan kaptığım birkaç sözcük; Reel Politik, Ben-i İsrail, Mavi Marmara, Onurlu Duruş, Konjonktür, Ulusal çıkar, Küresel Güç, BM, Arz-u Mevut (Vaad edilmiş Topraklar), D-8 vs. vs. vs… Kafanız karıştı mı diye sormanın dahi anlamını yitirdiği günler yaşıyoruz. Evet bu sözcükler tek başına bir anlam ifade etmezken bütünleştiğinde nasıl bir oyun içinde olduğumuzu tahayyül dahi etmek mümkün değil. Dünyanın hiçbir yerinde gündeme gelmeyen ayrıntı bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Mavi Marmara gemisine saldırı olayı oldukça simgesel ve sembolik şifreleri de kendi içinde barındıran bir olay halini aldı. Şifre ve semboller denilince akla ilk gelen toplum olan bu millet bu kez sembolik ve şifresel bir olayın içine boğulmuştur. İddia ediyorum İsrail “mavi intihar” adını verdiğim bir intiharı gerçekleştirerek komik duruma düşmüş ve kendine sıkmıştır. Neden mi?

 

Dikkat edin İsrail bayrağının rengi mavidir. İsrail mavi sular üzerinde ve yine saldırdığı geminin ismi “Mavi Marmara”dır. Bugüne kadar her şeyi tozpembe gören bu İsrail yaptığı bu saldırı ile resmen itihar etmiş ve tozpembe gördüğü dünyaya şimdi masmavi bakmaktadır. Bu kadar çok mavinin olduğu ve sonuçlarının şımarık ve kural tanımaz İsrail’in bu tür eylemlerinin sonunun geldiği bu olayı mavi intihar olarak adlandırıyorum.

 

Olayın başka bir boyutu ise 9 şehit verdiğimiz ve onur mücadelesine başladığımız bir dönemde kendi kendimize oyun oynuyoruz. Tüm dünyanın ismimizi telafüz ediyor olması bizi sevindirirken bunu bir artı olarak görme gafletine düşüp 9 şehidimizin acısını sanki unutuyoruz. Komik dedim ya işte bu yüzden komik…

 

Hesap soracakken rica eder bir tarzı Uluslar arası literatüre ve Reel Politiğin konjonktürel şartlarına duyarlı, BM’nin verdiği hak ve yetkiye sığınarak Ben-i İsrail’in, Arz-u Mevut a ulaşmasına göz yumacak tarzı benimseyerek D-8 in pasifliğini uygun görüp küresel güçlerin egemenliği ile sözüm ona Ulusal çıkarlarımızı savunuyoruz ya da savunduğumuzu sanıyoruz. İşte durum bu kelimelerin yan yana gelmesi ile nasıl karışıyor ise bizim kafalarımızda uygulanan dış politika ve yansımaları karşısında karmakarışık bir hal alıyor.

 

Özetle; Mavi intiharı gerçekleştiren İsrail’in sonunun gelmesi dünya da bu olayla vuku bulmuş bizden önce birçok devlet bizim yapmamız gerekenleri daha önceden yaparak büyük elçilerini çekmiş ve hatta kendi ülkesinden kovmuştur. Bu arada biz sağduyuyu benimsemiş sonu gelen İsrail’e dünyanın en diplomatik tarzını benimseyerek ağır duruşumuzun yankıları ve getirileri tartışılır olmuştur.

 

Sonuç; İsaril’in adım atacak hiçbir konumu kalmamışken biz kendimize “ONE MİNUTE” diyoruz.

 

Dipnot; olması gereken ve izlenmesi gereken politika Uluslar arası ilişkilerde sürece bağlı olarak değişkenlik gösterir ve sonuçları o günün şartları ile kestirmek mümkün değildir. Bu süreci ön yargılarla kirletmek her zaman tehlikelidir. İçimizden gelenlerin dışında mantığımızı devreye sokmak en akılcı yoldur. Ancak tek bir noktayı kaçırmadan Şerhi koyarak şunu ifade etmek istiyorum. İzlenen politikada bu gibi hassas mevzuların siyasi rantta dönüştürmemesi şartı ile Hükümetimize ve bu konudaki politikalarına sonuna kadar güveniyoruz. Onların duyarlılıklarından hiçbir şüphe duymadığımızın altını çiziyoruz.

 

Öyle değil mi?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.........................

yazılara devam istiyoruz

sayın aksakal köşe yazılarınızı gerçekten çok beğenerek okuyoruz ailecek.güncel konularla ilgili sizden bomba gibi acıklamalı yazılar beklıyoruz

 

TOLGA GENÇER

ÖYLE DEĞİL

Yerel seçimler öncesi ''one minute'' ile %48'lere oyunu çıkaran AKP'nin yeni bir oy arttırma operasyonuna dönüşmüştür bu olay,esasen bu konu beni başka dünyalara götürmüştür.Elbette ki İsrail'in yaptığı katillikle dahi tesvir edilemiyecek kadar insanlık dışı,lakin ben bir Türk olarak bu yolculuğa çıkan kardeşlerimizin neden Doğutürkistan'daki,Filistindekilerden katbe kat daha kardeş olduğumuz insanlar için de böyle bir yolculuk yapmadıkları konusuna daha çok takılıyorum.Bu olay AKP ile aynı çizgide ama AKP ye muhalefettekilerin;AKP'yi, tabiri caizse, yeme operasyonuydu.Ama ne yazık ki AKP'yi güçlendirmekten başka bir işe yaramamıştır...

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Devrim gibi..
Devrim gibi..
Fatih Polat’a kritik görev
Fatih Polat’a kritik görev