Advert

Birlikte Rahmet, Ayrılıkta Azap Vardır

Birlikte Rahmet, Ayrılıkta Azap Vardır

Birlikte Rahmet, Ayrılıkta Azap Vardır
Birlikte Rahmet, Ayrılıkta Azap Vardır Murat YILDIZ

“Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.” Şanlı peygamberimizin bu uyarısını görmezden gelmek, her türlü musibete açık hale gelmek demektir. Her Türk, her Müslüman hatta dini, milliyeti, dünya görüşü ne olursa olsun her insan, bu kutlu sözü okuduğunda, kendi aklının erdiği kadarıyla doğru mesajı alır. Bu kadar açık ve nettir mesaj.

 

Bu durumu anlatan bir başka önemli kaynak Oğuz Kağan’ın sözleridir. Şöyle der Oğuz Atamız: “Birlikten kuvvet doğar.” Bu sözünün doğruluğunu kanıtlamak için de, tek tek kırılan oklardan sonra, topluca duran okların kırılamadığını uygulamalı olarak gösterip, birlik ve beraberliğin önemini vurgulamıştır.

 

İstiklal marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy ise “Birlik” olmanın önemini şu mısralarla ne kadar veciz bir biçimde anlatmıştır:

 

“Tefrika girmeden bir millete, düşman giremez

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

 

Evet, mesele yüreklerin toplu vurmasıdır. Türk milleti olarak bunu başarmak zorundayız. Birlik olma ruhunu canlandıramazsak, Allah muhafaza, bu coğrafyada tutunamaz duruma düşeriz. Kendimizi bu duruma düşürmeye ise hakkımız yoktur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti, inancı ne olursa olsun dünyadaki bütün Türklerin Devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, mezhebi ne olursa olsun dünyadaki bütün Müslümanların Devletidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, soyu, inancı, mezhebi ne olursa olsun, bütün mazlum milletlerin devletidir. Dünya üzerinde bu misyona sahip ikinci bir devlet daha yoktur. Bu görevi bize Yüce Allah vermiştir. Tarih boyunca adalet terazisini ve adaletin kılıcını Türkler kadar ehil taşıyan ve kullanan başka bir millet mevcut değildir. Türk milletinin bilinen on bin yıllık tarihinde, bu inanç ve yaşama biçimi, bizim Töremizi oluşturmuştur. Bu görevi bize Allah vermiştir, ancak Allah geri alır. Bu inançla olsa gerek Bilge Kağan şu vurguyu yapmıştır:

 

Bilge Kağan diyor ki;

 

"Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, (Yani, kıyamet kopmadıkça) senin ilini ve töreni kim bozabilir"

 

Türk irfan idraki canlı oldukça, Türk Devlet aklı var olmaya devam ettiği sürece, hiçbir güç Devletimizi ve Töremizi bozamayacaktır. Birliğini muhafaza ettiği müddetçe, Türk devleti payidar olacaktır.

 

“Türk Devlet aklını taşıyanlar ve yaşayanlar son derece mütevazı ve münzevi bir hayata nefislerini ikna etmiş, Milleti ve Davası için yaşayan ve kendisini sine-i millette çok başarılı bir şekilde saklayan/koruyan bir eğitimden geçmiş olup Allah’ın himayesinden başka güç tanımazlar.”

Türk milletinin geleceğini Anadolu’da gören her aklıselim insan, beynini ve gönlünü pazarlık etmeden Türk Devlet aklının yörüngesine oturtmalı, gözünü ve kalbini sadece ve sadece Ankara'ya dönmelidir. Ancak o zaman "Sana yok, ırkıma yok ebediyen izmihlâl" diyebiliriz.”

Anadolu'nun en ücra köşelerine yayılmış Bilge kocalar, aksakallar, derin milletin sinir uçları, tıpkı Hoca Ahmet Yesevi’nin öğrencileri gibi, Türk İrfan idrakini ve Türk Devlet aklının yörüngesini oluşturmuşlardır. Bu coğrafyada binlerce yıldan beri böyle yürür işler. Emekle, sabırla, umutla yürür.

“Türk Devletinin plânı bitmez, Türk Devletinin her şartta bir yedek plânı, hatta iki, üç yedek plânı olmalıdır, vardır.”

“Türk Devleti, süreklilik ve beka garantisinin takibini, asla tek takıma bırakmaz. Bırakmamıştır, bırakmayacaktır da. Her şartta birbirini izleyen, yedekleyen, dengeleyen, denetleyen, tamamlayan ve takviye eden, birden fazla hafıza ve icraat merkezi itinayla hayatiyetini sürdürmektedir.”

“Ayağına giyecek çarığı yokken yedi düvele teslim olmayan Türk milleti, bir buçuk trilyon dolar ekonomisi ve sekiz milyon üniversite öğrencisi varken kime yem olabilir, kime teslim olabilir ki.”

Önemli olan, birlik ve beraberlik ruhunu canlandırarak, yeniden kol kola, gönül gönüle yol gitmemizdir. Herkes kendi başına yol gittiği takdirde, herkesin bir vadide kaybolmak gibi bir geleceği olacaktır.

“Aslolan îman ve umutlarımızı hep yükseklerde tutarak kol kola omuz omuza çok çalışıp, çok üretip, adaletle bölüşerek, daima uyanık olmak ve kulağımızı hep o seste tutmaktır.”

"Hazır ol cenge ister isen sulhu salâh.”

“Köklerinden haberdar olan ve özgür milletlerden meydana gelen bir "İslam ümmeti” mensubiyeti ile Milleti, Devleti, Coğrafyayı reddeden, insanımızı köklerinden koparıp bir çeşit "dünya vatandaşı" yapmaya çalışan "siyasi ümmetçilik" arasında dağlar kadar fark vardır. İki farklı kavram aynı kelime kullanılarak ifade edilmek suretiyle kafalar karıştırılmakta sular bulandırılmaktadır.”

 

“Bir taraf ümmetçilik adı altında Millet, Devlet, Coğrafya kavramına karşı çıkıp düşmanlık üretirken, bunların karşısında konumlanan başka bir grup da, siyasi ümmetçilerin bu sakat duruşuna karşı çıkmak görüntüsü vererek dinimize, imanımıza ve İslam kardeşliği kavramına karşı çıkmakta, düşmanlık üretmektedir.” Bu oyunlara karşı çok uyanık olmak zorundayız.

 

“Etnik ırkçılar sadece kendi uluslarını konu alır, Türk milliyetçileri ise bütün Türk dünyasını, akraba toplulukları, tüm Müslümanları ve mazlum milletleri kapsayan âlemşümul bir düşünce, inanç sistemine, disiplinine tabi olarak evrensel bir duruş sergiler. Kürtçülük Kürtleri, Arapçılık Arapları, Arnavutçuluk Arnavutları, Çerkezcilik Çerkezleri savunuyormuş gibi yapıp, ittifak ettiği dış servislere hizmet eder. Ama Türk milliyetçiliği bütün vatandaşlarımızın ve coğrafyamızın hakkının, hukukunun ve geleceğinin teminatı olarak hepsine hizmet eder.” Türk milleti geçtiğimiz bin yılda bu iddiamızı kanıtlamıştır. Bugün en zor şartlarda da kanıtlamaya devam etmektedir.

 

Bu durumda, bizimle kader birliği yapan ve yapacak olan Türklerin, Müslümanların ve mazlum milletlerin çok dikkat etmesi gereken tek husus, birlik ve beraberliktir. Bu birlik ve beraberlik, önce bu birliği sağlayanların, sonra da bütün insanlığın gelecekteki huzurunu ve mutluluğunu inşa etmenin yegâne yoldur.

Hızla ilerleyen teknolojik gelişmelere paralel olarak, dünyayı tek başına yönetme sevdasında olan küresel güçler, bu teknolojik gelişmeleri kendi hedefleri doğrultusunda kullanmaktadırlar. Bize düşen ise çok geç olmadan, particilik, hizipçilik, mezhepçilik vb. ayrıştırıcı davranışlardan uzaklaşıp, bu geminin içinde birlikte olduğumuzun farkına varmaktır. Gelişen teknolojiye ayak uydurarak, yabancıların eski teknoloji kullandırma boyunduruğundan çıkmamız şarttır. Bunu yapabilmek için de, kendi kültür coğrafyamızdan başlayarak, sürekli genişleyen birliklerin temelini atmak zorundayız.

 

Şanlı peygamberimizin “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” kutlu sözünü bir kez daha hatırlattıktan sonra, Anadolu’muzu aydınlatan güçlü ışık kaynaklarından biri olan Hacı Bektaş’ı Veli’nin bir sözü ile yazımı bitiriyorum:

“Gelin canlar, bir olalım”

“Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

 

Sağlıcakla ve birlikte kalın.

 

Gölbaşı Ülkü Ocakları Başkanlığı

Yasin Dinçer

Ankara Gölbaşı Yasin Dinçer Gölbaşı Ülkü Ocakları Başkanlığı
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ankara Seçimini Yaptı
Ankara Seçimini Yaptı
Mamak Seçimini Yaptı
Mamak Seçimini Yaptı