Advert
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Kahverengi Koltuk'ta bu hafta Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin'i ağırladık

 

Öncelikle hoş geldiniz. Tanımayanlar olabilir, kısaca Selçuk Çetin’i tanıyabilir miyiz? Eğitim hayatınız, çocukluğunuz, gençlik döneminiz ve siyasi gecmişiniz..


Ben 1961 Ankara doğumluyum. Çoçukluğum Ankara  Altındağ Hasköy’de geçti.İlkokulu orada okudum. Ortaokulu Dikmen’de okudum. Yine lise çağlarımda Dikmen’deydim ama Ankara Merkezi İmam Hatip Lisesi’nde eğitime başladım, İstanbul Fatih İmam Hatip Lisesi’nde bitirdim. Sonra Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdim.Sonra tekrardan doğdum yer Solfasol’a döndüm. Orada imam hatip öğrentmenliği yaptım. Daha sonra 28 Şubat sürecinde Yıldırım Beyazıt Lisesi’nde öğrentmenliğime devam ettim. 2002 yılında Ak Parti Ankara İl Başkan Yardımcılığı görevinde bulundum. Daha sonra o vakitlerde Kızılay’da özel eğitimle uğraştım. 2004 seçimlerinde de Pursaklar belediye Başkanı oldum. 2008'de Pursaklar ilçe olduktan sonra da 2009 ve 2014 senelerinde Pursaklar Belediye Başkanı olarak 2 dönem olmak üzeri devam ediyorum. Hep siyasetin ve teşkilatın içinde olduk. Lise çağlarında Akıncılar Derneği vardı, oradaydık. Daha sonra da öğrentmenliğim süresinde Altındağ İlçe Başkanlığı yaptım. Daha sonra yine aynı dönemde Altındağ eğitim şube başkanlığı yaptım. Velhasıl şu anda belediye başkanlığına devam ediyorum.


Peki şimdi, eğitimci bir geçmişiniz var. ‘Selçuk Hoca’dan ‘Selçuk Başkan’a geçiş nasıl oldu? Yani gerçi bugün hala Selçuk Hoca diye hitap ediliyor ama siyasete geçiş süreci nasıl gerçekleşti?


Lise çağlarında ihtilal, siyasi ve ideolojik düşüncemizden dolayı Ankara Merkez İmam Hatip Lisesi’nden sürgün ve sonra  gidip Fatih’te imam hatibi bitirmemiz.. Zaten biz siyasetin içinde büyüdük. Sonrasında geleceğin teminatı olan bir parti kuruldu. Özgürlükler partisi olur, inananlar partisi olur, biz bu süreçte memurluğa son verelim dedik. İnsanoğlu doğar, öğretmen olur, vekil olur, başkan olur, paşa olur, başbakan olur, bakan olur ama niyetinde öldüğünde er kişi niyetine derler. Biz de öğrentmeniz, hocayız, başkan olduK ama o da biter. Bittiğinde yine biz öğrentmenliğimize devam ederiz. Hocalık böyle başkanlığa geçti ama başkanlık olsa da hoca olmaya devam edebiliriz.


Şöyle de bir şey var. Pursaklar’da ve Ankara’da genel olarak söylenen şöyle bir kanı var. ‘Pursaklar, Selçuk Çetin’le Pursaklar oldu.’ Beldeden belediye oluşu vesaire. 2004'ten sonra neler değişti?  Pursaklar bugün nereden nereye geldi? 


Şimdi biz Pursaklar’a belki hiçbir belediye başkanına nasip olmayan birtakım güzellikler nasip oldu. Pursaklar bizim elimizde gerçekten büyüdü. Beldeydi  ama tabi beldede neyi vardı, kibar bir belediye binası, bir makam aracı vardı. Ne zabıtamızı ne işçilerimizi götürecek aracımız bile yoktu. Belediyeciliğin okulu yok, göreve geldiğimizde de biz şunları şunları yapacağız, bunlar olacak diye hiçbir şey söylemedik.  Biz dedik ki Pursaklar bize emananettir, biz bu emanete ihanet etmeden halkımızın ve hemşehrilerin hakkını ve hukukunu koruyarak eksiklerimiz ne varsa teker teker yapacağız dedik. Ama şunu da söyledik inşallah Pursaklar’ı ilçe yapacağız dedik. Rabbim 4 sene sonra nasip etti, 2008’de Pursaklar ilçe oldu. İlçe olmasıyla Pursaklar’da ilk olarak imar planlarını değiştirdik ve Pursaklar yeniden doğdu. İmar planları çok kötü yapılmıştı ama yine de biz hüsn-ü zanla konuşalım. Bu planları yapan ağabeylerimiz Pursaklar’ın bu kadar büyüyeceğini düşünemedikleri için çalakalem bir plan yapılmış. Yüzde 18’i yapılaşmıştı, bazı alanların dolmaısyla yüzde 22’lere geldi eski planla. Ama şu anda yeni planla artık Pursaklar, Ankara’nın tebessümü ve göz bebeği bence.


Evet, Tebessüm Şehri diyorsunuz. Bu isim nereden geldi, nasıl oluştu? Bugün patentli sanırım Tebessüm Şehri ismi?


Pursaklar’da göreve başladığımızda Pursaklar isiminin nerden geldiğini sorduk. Pursaklar’ın yerlilerine ve büyüklerine sorduk. Yani net bir cevap alamadık, bizi tatmin eden de pek bir şey olmadı. Biz de dedik ki Pursaklar yerlisi ve büyüklerimizi hiç kırmayalım yani gelin Pursaklar ismini değiştirelim demedik. Düşündük bir isim daha koyalım ne olsun derken Tebessüm Şehri olsun dedik. Herkes  Tebessüm Şehrini okuduğumuzda rahatladık diyor. Tabi bizim hedefimiz de şu, bütün herkese tebessüm ettirebilmek.


Sosyal belediyecilik başlığı altında toplayaileceğimiz çok büyük projleriniz var. Mesela Türkiye’nin hatta dünyanın takip ettiği bir festival var Pursaklar’da. Kedi Güzellik Festivali. Bunun yanında Nezaket Okulları var, dede torun evleri, yine dedelere ve ninelere yönelik her sene düzenlenen koşular var. Tüm bu projelerin perde arkasında ne yatıyor? Yani bunlar sizin hayalleriniz miydi? Nasıl bir ekipten çıktı bu projeler?


Bu projelerin arkaplanında şu var. Belediye başkanı yaptığı hizmeti bir ibadet aşkıyla yapacak. Dertli olacak, derdi olacak belediye başkanı. Bunu dert edecek kendisine.  Ben ne yapabilirim diyecek veya bu gençlik nereye gidiyor diye düşünecek. Ben bu yavrularımıza nasıl bir eğitim verebilirim de muasır medeiyetler seviyesine ulaşailiriz diyecek. Bu yavrularımıza vatan, millet, bayrak, devlet ve dinn sevdasını aşılayabilmek, bu dert etmek. Ailelerin durumu ortada. Bu aileler manevi olarak nasıl rehabilite edilebilir, bunu dert etmek. Eskiden geniş bir aile yapısına sahipken biz yıllar sonra modernleşme adına çekirdek aile yapısına döndük. Torunlar dedelerinden, büyüklerinden kopuyor. İşte bunları dert ederseniz bu projeler çıkıyor. Yoksa yani ben burası iki emsalse bunu beş emsal yapayım, şöyle olsun, şu yeil alana da güzel site yapılır, böyle olsun. Bunu ders edersen huzur olmuyor, proje üretilemiyor. Dertlenmek ve dertli olmak gerekiyor. Bu projelerin arkaplanında bu var, dertli arkadaşların projeleridir bunlar. Bizim bunu dert etmemiz lazım, bize verilen bu emanetin hesabını mutlaka bu dünyada olmasa da öbür dünyada rabbime vereceğiz. Zaten bundan böyle bu güzel projeler çıkıyor diye düşünüyorum.


Az önce bahsetmiştiniz, ben hiç, bir vaatte bulunmadım seçim süreçlerinde diye. Vaatte bulunmadınız ama mesela hayal ettiğiniz ve gerçekleştiremediğiniz, projeye dökemediğiniz bir şey oldu mu Pursaklar için? Yani şunu istedik ama yapamadık dediğiniz..


Tabii hayal ediyorsun. Pursaklar için ben hayal ettiklerimin hepsini gerçekleştirdim, rabbime şükürler olsun. Bunları gerçekleştirdikten sonra acaba neler yapabilirizin hayalini kurmamız lazım. Hayaller öyle dengeli kuralı ki, o hayalleri geçekleştirmek lazım. Ondan sonra da yeni yeni hayaller kurulması lazım. Pursaklar’ın ilçe olması hayalimdi, gerçekleştirdik. Devlet hastanesiydi, gerçekleştirdik. Yüzme havuzuydu, gerçekleştirdik. Kültür merkezleri, spor salonları vesaire. Hepsini gerçekleştirdik. Yeşil alan, parklar, bahçeler hepsini gerçekleştirdik. İşte biraz önce söylediniz. Nezaket Okulları, dede torun lokali, kitap yarışmaları, okullar, camiler hepsini gerçekleştirdik. Şimdi oturup yeniden hayal kurma zamanı. Benim hayalimde tabii ilçemiz sınırları içerisinde olan orman arazisi var, orayı yeniden ıslah edip kontrol altına almak var. Bunun yanında spor kompleksini tamamlamak var. Bu spor kompleksinde çocuklarımızın iyi eğitimini sağlayıp burada Türkiye’nin geleceğine mühür vurabilecek olimpiyat ve dünya şampiyonlarını burada yetiştirebilmek var.


Biraz da genel siyasete değinelim. Şimdi her seçimde Pursaklar’da Ak Parti rekor oyları alıyor ve bunda sizin payınız illaki çok büyük. Her belediye başkaının da hayalidir aslında ir ilçede bu oyları alabilmek. Bu başarının sırrı nedir?


Samimi olmak lazım. Benim telefonum 15 senedir, 24 saat hep açık olmuştur, hiç kapanmamıştır. Mütevazi olmak, çoçuklarımızla çoçuk olmak, pazarcıyla pazarcı olmak, okuldaki öğrencilerimizle öğrenci, dede torunla dede olmak lazım. Ben duygusunu kesinlikle bir yere atmak lazım. Ben ben dememen lazım, ne olursanız olun bizim inancımız siz eşitsiniz diyor. Sokakta temizlik yapan işçi Allah’ın nezdinde benden daha çok değerlidir, olaya öyle bakmak lazım.


Gönüllere dokunmak mı gerekiyor?


Gönül belediyeciliği önemli. İnsanların gönlüne girmen lazım. Gönlüne girmen için ben dememen lazı. Tevazul sahibi olman lazım. Benliği bir kenara atıp biz olmamız lazım. Böyle olursan oluyor yani. Bunun karşılığında sana karşı çıkan olmuyor mu, oluyor. Rabbim şeytanı yaratmış ve insana nefis vermiş. Ben diyen birçok insan da var, bugün belediye başkanlarımıza söylüyorum. Çok güzel hizmetler yapan arkadaşlarımız var. Onlarla beraber çalıştık, çalışıyoruz. Hepsi de ibadet aşkıyla çalışıyor. Bu arkadaşlarımız şu bana şöyle diyor, bu bana böyle diyor, şuradan şöyle saldırıyorlar.. Hiç umurunda olmasın. Yapacak tek şey var. Tabii bize de iftira edecekler, engellemeye çalışacaklar. Belki dedikodu yapacaklar, moralimizi bozmaya çalışacaklar. Allah’a verilemeyecek bir hesabım var mı, yastığa başımı koyduğumda rahat mıyım? Öyleysem afedersiniz, it  ürür kervan yürür. İtlerin ürümesi kervanın yüremisini durdurmaz. Dikkat edin, Pursaklar’a ilk geldiğimde 40 bin nüfusu vardı. Yüzde 55 kadar bir oy sürekli büyüyor. Bizim ikinci dönemimiz, bakıyorsunuz yüzde 55’ler yüzde 60’lara çıkmış. Sonra ilçe olmanın ikinci dönemi, orada 65’lere çıkmış. Her yıl 10 bin nüfusu artıyor bu ilçenin. Bu çok büyük bir manada artıdır. Tabii bunu kendimiz için söylemiyorum. Bir elin nesi var iki elin sesi var. Bu projelerin gerçekleştirilmesinde sebep olan başkan yardımcılarımız var, müdürlerimiz var, çalışanlarımız var. Hepsinin bu çorbada tuzu var.


Son olarak şunu sormak istiyorum. Ankara’nın diğer ilçelerine bakış açınız nedir? Mesela ben özellikle Gölbaşı’nda yaşayan biri olarak Gölbaşı ile ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum. Bir yerel yönetici, belediye başkanı olarak Gölbaşı’nın gelişimini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?


Ben Gölbaşı’na pek fazla gelemiyorum. Ara sıra sizinle sohbet ediyoruz. Bir de belediye başkanı arkadaşımız çok sevdiğimiz bir arkadaşımız. İnsan olarak çok kaliteli bir insan. Gölbaşı güzel. Özellikle ben Konya’da okuduğum için ilahiyatı, sürekli buradaki Konya yolundan otobüslerle geçerdik. Bu yolun alta alınması çok çok büyük bir proje, emeği geçenlerden Allah razı olsun. Bu önemli. Gölün temizlenme olayı da güzel. Tabii ben biraz da bizim eğitimciliğimizden kaynaklanan şu sosyal faaliyetler var ya, gönül istiyor ki, yalnız Gölbaşı için söylemiyorum, bu eğitime biraz daha önem verilmeli. Spor salonları açıyoruz, iyi sporcularımız olmadıktan sonra neye yarar. Cemaat olmadıktan sonra cami olsa neye yarar. Gençleri iyi yetiştirmemiz lazım, o da yerel yönetimlerin  boynunun borcudur. Banane diyemezsin. Ben 18 senelik öğretmenlik ve idarecilik hayatımda çok öğrencilerle, ailelerle oturup kalktık. Çok büyük desteğim olan öğrenciler oldu. Bir tanesi yüzümüze karşı gelip hocam bana da şöyle yaptınız demedi. Tokatlamışızdır, yapmışızdır bir şeyler. Ama o insanları biz bu ülkeye kazandırdık. Şu anda baş savcısı var, hakimi var, kaymakamı var, valisi var. Dert bu olduktan sonra rabbim senin önünü açıyor zaten. Şuna getireceğim. İnanın ben 15 yılda yerel yöneticilikte yaptıklarımı belki milli eğitimde bir asırda yapamazdım. Onun için yerel yönetimlerin imkanları var ve bunun iyi değerlendirmek lazım.


Teşekkür ediyoruz. Benim sormayı unuttuğum, sizin söylemek istediğiniz son bir şey var mı?


Ben şeçimlerde bütün arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. İnşallah ülkemiz için hayırlı olur. Ak Parti şu anda belediye başkanlığını aldığı yerlerde yine alsın inşallah diyorum ve rabbime dua ediyorum. Büyükşehirimiz önemli. Yine büyükşehir belediye başkan adayımız Mehmet Özhaseki’ye de başarılar diliyorum.

ETİKETLER
Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin Kahverengi Koltuk Nisa Sayar
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500