Advert
Nisa Sayar İle Kahverengi Koltuk
Nisa Sayar İle Kahverengi Koltuk
Kahverengi Koltuk'ta bu hafta KAI Federasyon Başkanı Erdoğan Yıldırım'ı ağırladık.

 

“Sonucu isimler değil, projeler belirleyecek”


Erdoğan Bey hoşgeldiniz. Davetimizi kırmadığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle kendinizden kısaca biraz bahsedebilir misiniz? Özellikle siyasi ve kişisel yaşamınızdan.. Erdoğan Yıldırım kimdir?


Öncelikle Aktif Haber’e ve size teşekkür ediyorum. Güzel bir program Kahverengi Koltuk, ben de takip ediyorum. Çok da ciddi bir izleyici kitlesi var. Güzel konulara da değiniyorsunuz. Ben her zaman yerel basını destekleme noktasında irade koyucuların basınla olan ilişkilerinin her zaman en üst düzeyde olması gerektiğine inanıyorum. İnsanların bilgilenmesinde yerel basının çok önemi olduğuna inanan biriyim. Onun için tekrar bu programda bize yer verdiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Aslen Karslıyız. Ama insanların bir doğduğu yer var bir de doyduğu yer var. Uzun yıllar önce Ankara’ya geldik. Gölbaşı’nda da yaklaşık bir 45-50 yıllık geçmişimiz var. Tüm eğitimimizi biz Ankara’da aldık. Daha sonra yüksek lisans ve siyaset bilimi doktorası yaptık.


Siyasi geçmişinizden bahsetmediniz. Geçmişte hangi görevlerde, nerelerde bulundunuz?


Siyasi olarak son 15 yılda Sayın Cumhurbaşkanımız biliyorsunuz Ak Parti ile beraber Türkiye’de ciddi bir yol aldı. Biz de tabi karınca kararınca bu işlerin içinde olduk, hala da devam ediyoruz. Türkiye’nin birliği ve bekası konu olduğunda her zaman taşın altına elimizi değil, gövdemizi koymamız gerektiğine inanıyorum. Siyasi geçmişimizde şükürler olsun insanları ne kırdık, ne üzdük. Hep vatanına ve bölgesine, şehrine hizmet etme noktasında insanlara neler verilebilir, yaşadığımız şehre neler yapılabilir diye siyasi boyutunda tamamen kişisel değil, toplumu ilgilendiren projelerin ve söylemlerin içinde olduk. Hem bir işadamı kimliğimiz, hem bir sosyal çevresi olan bir kişi olarak, STK başkanlıklarımızla beraber, Ticaret Odası ve MÜSİAD gibi kuruluşlarda aldığımız görevlerden dolayı bunlar bize çok yabancı işler değildi. Projelerle hareket eden bir yapının içinde olmak bize her zaman da güç verdi. Onun için başta Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Ak Parti’de emeği olan herkese ben teşekkür ediyorum.
Tabi bizim bir STK boyutumuz da var. Bizim üyelerimizin arasında da çeşitli görüşlere sahip olan arkadaşlarımız var. Bu da olacaktır. Olmaz ise bir eksiklik vardır. Bunlar zaten bir mozaik, toplumun olmazsa olmazları.


Gölbaşı’nın önde gelen ve çok eski ailelerinden birisiniz. 45-50 yıldır burada olduğunuzu söylediniz. Şöyle bir göz ucuyla baktığınızda bundan 50 yıl öncesinin Gölbaşısıyla bugünü karşılaştırdığımızda ne gibi değişiklikler oldu? Nereden nereye geldi Gölbaşı?


Çok güzel nostaljik değişiklikler var. Çocukluğumuzda buralarda gelir oynardık. İşte gölün durumuna bakardık. Mesela eskiden orada yüzenleri bilirdik. Belki biz onların sonlarına yetiştik. Ama daha böyle şirin bir kasaba, daha şirin bir ilçeydi. Çünkü hakikaten Gölbaşı şanslı. İki tane böyle güzle gölün olması buraya değer katmıştı. Malum her şey değişiyor, dönüşüyor. Gölbaşı da değişecekti, dönüşecekti. Onun için eski Gölbaşı ile yeni Gölbaşı’nı kıyasladığımızda arada ciddi bir fark var. Gölbaşı eksiklerle devam eden bir ilçemiz. Gölbaşı aslında bunun daha fazlasını hak ediyor. 
Evet böyle bir cümle var. ‘Gölbaşı hak ettiği yerde değil’ diye herkesin söylediği, kullandığı.. Şimdi Gölbaşı’nın hak ettiği yer neresi de orada değil?
Şu anda Gölbaşı metropol bir ilçe. Gölbaşı biraz daha kabuğunu kırmayı bekleyen, daha yapı anlamında, imarı anlamında, sosyal anlamda hak ettiği yerde olmayan bir ilçe. Gölbaşı Ankara’ya bu kadar yakın, Ankara’nın nefes alacağı ve hakikaten güzide bir ilçesi. Bunun nimetlerinden bence Gölbaşı biraz az faydalanıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın başbakanlık döneminde de bu dönemde de Gölbaşı’na ehemmiyet verdiğine şahit olduk. Ama eksikler var, bunu tamamlamak lazım. Bu eksiklikleri giderip Gölbaşı’nı daha üst noktalara çekmekte fayda var diye düşünüyorum.

 

Siz bu noktada özellikle dernek faaliyetlerine çok önem veriyorsunuz. Sivil toplum örgütlerinde de bulunuyorsunuz. MÜSİAD var, ATO var, Kent Konseyi vesaire. Tüm bu yapılar içerisinde hangi görevlerde bulundunuz, neler yaptınız?


STK başkanları ciddi anlamda bir rol üstlenmiş vaziyetteler. Toplumun ve örgütlü yapının olmazsa olmazlarıdır. Şu an Ankara Ticaret Odası olarak bir fuar merkezi kazandırmak için çalışıyoruz. Akyurt tarafında havaalanına da yakın olması anlamında Ankara’ya ciddi anlamda bir katma değer sağlayacak. Bunlarla ilgili birçok projemiz var. Federasyonumuz Kars Ardahan Iğdır Federasyonu, MÜSİAD ve birçok sivil toplum kuruluşunda üyeliğimiz ve yöneticiliğimiz var. KAI Federasyonu Başkanı olarak da hem gelenek ve göreneklerimizi bizden sonraki nesillere aktarma noktasında çalışıyoruz, hem de Ankaramıza nasıl en iyi hizmeti verebiliriz diye çalışıyoruz.


2015’te de Kars’ta milletvekili adayı olmuştunuz. Ankara’yı düşünüyor musunuz?


Bize nerede görev verilirse Türkiye’nin her yeri bizim için kutsaldır. Ama bu bilgi birikimimizi Kars’ı bilmemizden dolayı ve Kars’a hizmet etmek istediğimiz için böyle bir başvurumuz olmuştu. Türkiye’nin ilk imarlı şehri Kars’tır mesela. Hem alt yapısıyla hem de tarihi dokusuyla örnektir. Eksikler var mıdır, vardır. Biz de dedik ki milletvekilliğine Kars’tan müracaat edelim, Kars’a hizmet edelim. Çünkü Kars’a yapılacak çok şey var. Şimdi mesela Avrupa Birliğiyle ilgili projelerimiz var onlara çalışıyoruz. İnşallah sonuçlarımızı alacağız, o sonuçlar çerçevesinde Kars Ardahan Iğdır Federasyonu olarak Ankara’da yapmamız gereken işlerin başında onların geldiğini düşünüyorum. Yani STK’lar yalnızca yemek yapmak, piknik yapmakla kalmamalı. Daha çok eğitime önem vermeli. STK’lar yönlerini biraz değiştirmek zorundalar, çünkü dünyada bu kurumlar çok çok önemli.
 

Kars’tan tekrar Gölbaşı’na dönecek olursak, bugün Gölbaşı’nda yürütülen siyaseti, il teşkilatlanmalarında görev almış biri olarak nasıl yorumluyorsunuz? Nasıl bakıyorsunuz buradaki yapıya?


Gölbaşı önemli bir yer ama buranın belki şanssızlıklarından bir tanesi burada siyaset yapanların, yapmak isteyenlerden fazla olması. Yani yapmak isteyen insanlar var ama belki sisteme dahil olamıyorlar, belki üretme azminden dolayı dışarıda kalıyorlar. İnsanlar ya biz gittiğimizde kabul görmeyiz, zaten orada bir tane ekip var veya birileri var düşüncesiyle çekiliyorlar. Bunlardan korkmamak lazım. Eğer şehrinize bir şeyler verecekseniz siz de bu işe dahil olmak zorundasınız. Dışarıdan eleştirmek kolay. Eleştiriyorsanız karşılığını koymak zorundasınız. Ben bunu daha iyi yaparım demelisiniz. Gölbaşı siyasetinde yılların vermiş olduğu bir yapılanma var. Bu yapılara da insanlar dahil olamadıkları için boşverip, olmadı, olmuyor, hep aynı insanlar diyerek girmek istemiyorlar. İnşallah bu yaklaşan yerel seçimde debizler de üstümüze düşen görevi yaptık, yaparız da. Burada bir STK başkanı olarak da, bir işadamı olarak da, Yıldırım ailesi olarak da biz elimizden gelen katkıyı Gölbaşı’na her zaman en üst noktada vermeye çalışıyoruz. Bence insanlar siyaset yapacaksalar kendilerini de biraz önplana çıkarma noktasında olsunlar.


Babanız Cemil Yıldırım’ın adının yaşatıldığı bir okul da var Gölbaşı’nda. Bu tür sosyal sorumluluk projeleri nasıl bir heyecan uyandırıyor sizde?


Manevi anlamda bizi en üst noktaya çıkaran bir doyum noktası oluyor. Ben burada hayır yapmak isteyen ve ne yapabilirim diyecek olanlara, bence eğitime ciddi katkı versinler. Eğitim çok önemli. Çocuklarımız orada cıvıl cıvıl. Okulu ziyaret ettiğimde de hakikaten bir duygu seline kapılıyorum. Bunları gördüğünüz zaman keşke biraz daha yapsak, keşke şu da şunu yapsa diye düşünüyoruz. İnşallah örnek olur. Babam her zaman bu tür şeylerin içinde olan bir insan. Bunları çok adlandırmak istemem ama bazı şeyleri de anlatmak lazım, insanlara örnek olması anlamında söylüyorum. Ankara’ya hizmet etmeye çalışıyoruz bu konularda.


Gölbaşı’nda istikrarlı bir yönetim oluşmadı. Özellikle son 15 yıldır her dönem belediye başkanı da değişiyor, parti de değişiyor. Bu istikrarsızlığı siz nasıl yorumluyorsunuz? Nerede hata yapıyor başkanlar sizce?


Bu önemli bir soru. Nereden baktığınıza da bağlı bir soru. Demek ki kamuoyunda eksik bir şeyler var ki vatandaş da böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyuyor. Belki buradaki vatandaşa tam ulaşamamanız, belki projelerde eksiklikler olması, belki onların ihtiyacını karşılayan manevi şeyleri verememeniz. Bunun bir çok nedeni vardır, altını doldurabilirsiniz. Millet ne istiyorsa onu yapmak lazım. Ben burada belediye başkanı olsaydım vatandaş böyle diyorsa demek ki bir eksiklik var, beni değiştirmek istiyorsa baş göz üstüne diyip, eksiklikleri tespit ettikten sonra o eksiklerin çerçevesinde hareket etmek lazım. Bunu bir istikrarsızlık olarak düşünmeyelim. Bunu güzel bir yarış olarak düşünelim.Buradaki o siyasetin kısır çekişmesinden, siyasetin belirli grupların elinde olmasından dolayı belki bu başarısızlıklar geliyor. Küçük olsun, benim olsun mantığıyla hareket etmemek lazım. Büyük olsun, hepimizin olsun mantığıyla hareket etmek lazım. Siz bunu herkese açarsanız o görüşler çok kıymetli ve önemli. Bunu da değerlendirmek lazım. İnsanlar sizin hatalarınızı size söylüyorsa, kırıcı olmadan olumlu eleştiri yapıyorsa değerlidir. Her eleştiri hatayı azaltır. Eleştirilere açık olacaksınız. Bir belediye başkanı seçildiğiniz andan itibaren rozetinizi çıkarıp artık siz tüm Gölbaşı’nın başkanısınız. Herkesin başkanı olarak hareket ederseniz kabul görürsünüz. Ben bir zümrenin başkanlığını yapayım dediğinizde ikinci dönem olmuyor. Bu belediye başkanının vizyonu ve misyonuyla da çok alakalı. Bu misyona en iyi şekilde sahip olacak, donanımlı ama öncelikle samimi olmalı. İnsanlar şunu da istiyor, yeni yüz, yeni söz söyleyecek, yıpranmamış, hakikaten bizim olan, bize değer veren insanları gördükleri zaman evet diyor, bu olmalı. Belki orada diğer başkan bazı şeyleri eksik yapmış olabilir, bazı insanlarla temas kuramamış olabilr. Bu bütün insanlarda olur. Pratikte herkesin hatası vardır. Çalışan insan hata yapar Nisa Hanım. Çalışmayan insan hata yapmaz. Ben hep böyle bakarım. Ama aynı şeyde de hatayı tekrar etmemek lazım.


Gölbaşı’nın sorunlarına şöyle bir eğildiğimiz zaman burada yıllardır tartışılan bir 74 parsel mevzusu var. Bu alanda sizin de yeriniz var bildiğim kadarıyla. 74 parselin çözümü konusunda sürekli tartışmalar devam ediyor. Bozuluyor çözülüyor vesaire. Bu konuda gelinen son aşama nedir, bilginiz var mı? Ve sizin çözüme yönelik adımlarınız varmı?


Aslında bir noktaya gelmişti 74 parsel. Yani bizler, oradaki paydaşlar da bu işle ilgili 15 yıl önce de taşın altına elimizi koymuştuk. Fazla arsa sahipleri taşın altına elini koymuştu. Hatta orada bir bağış da söz konusu olmuştu, bir şey yapılmış bazı konular çözülmüştü. Burada bir noktaya gelindi ama biraz herhalde diyalog eksikliğinden bir çözümsüzlük ortaya çıktı. Çözülmeyecek bir boyutta değil. Belediye de çalışıyor. Bizler de üstümüze düşen bir görev varsa 74’le ilgili yapmaya hazırız. Ordaki muhataplarla ayrı ayrı görüşmektense ortak bir toplantı düzenlenip çözüme ulaşılabilir. Yoksa onu çağırdı beni çağırmadı durumu oluşuyor, insanlar orada kendini dışlanmış hissedebiliyor.


İnşaat, gayrimenkul ve enerji sektörlerinde hizmet veriyorsunuz. Türkiye’de ve Ankara’da bu alanlarda gözlemlediğiniz eksiklikler var mı?


Ankara ve İstanbul özellikle inşaat sektöründe artık Türkiye’nin lokomotifi. Bu anlamda bizim de Gölbaşı’nda, Çayyolu tarafında devam eden projelerimiz var. Bu projeler Ankara’ya katmadeğer üreten projeler. Yalnız şöyle de bir şey var. Çok fazla insan inşaat sektörüne girdi. Belki bilgi birikimden öte sermayesi olan, ben ne iş yaparım diyen şuradan bir arsa alayım da inşaat yapayım diyor.


Bugün Ankara’da arabaya binip karış karış dolaştığınızda her yer ama her yer inşaat. Bizim ülkemizde inşaattan başka yapılacak iş yok mu?


Var ama bu inşaat sektörü biraz lokomotif sektör olunca bunların gözleri o taraf doğru kaydı. Ama herkes yapmaya başlayınca arzın çok olduğu yerde talep yoksa sıkıntı çekersiniz. Ankara’da şimdi ciddi anlamda konut stoğu oldu. Bu anlamda Ankara da İstanbul da bunun sıkıntısını yaşıyor. Yapıyorsunuz ama satamıyorsunuz. Yani bunu biraz daha dikkat ederek yapmak lazım.


Peki genel olarak şu an Türkiye’nin ekonomisini nasıl değerlendiriyorsunuz bir işadamı olarak? Dış saldırılar vesaire vesaire..


Bu durum ekonomiyle çok izah edilebilecek bir durum değil. Sizin olmadığınız bir masada size bir saldırı diyelim, algı diyin. Algı yönetimi çok önemlidir. İki üç aydır bize dışarıdan yapılan bir algı yönetimi ve saldırı var. Bu saldırılar karşısında Sayın Cumhurbaşkanımız ve maliye bakanımız da eylem paketleri açıkladılar. Bu pakette bazı eksiklikler var. Mesela inşaat sektörünün üstündeki yükler hafifletilebilirdi. Bunlar eğer olursa sektör biraz daha rahatlar.


Bu bağlamda mesela geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan çıktı dedi ki “Şehirlerimizi beton yığınına çevirmişiz”. Şimdi bunların konuşulduğu bir yerde kimse mesela ziraat, tarım, hayvancılık düşünmüyor. Sizin, Karslı bir işadamı olarak, Gölbaşı’na yönelik mesela bu alanda düşündüğünüz projeleriniz var mı? İnşaat dışında..


Tabii. İnşaat dışında mesela tarımla ilgili bir düşüncemiz var, turizmle ilgili bir düşüncemiz var. Kars Ardahan Iğdır’da biz tarım yapıyoruz. Hayvancılıkla ilgili şimdi girişimlerimiz var, onları yapacağız. Mesela Gölbaşı’nda da güneş enerjisiyle ilgili bazı projeleri düşünüyoruz. Aynı zamanda burada da tarımı düşünüyoruz. Turizmle de ilgili Gölbaşı’nda bazı bölgeler imar konusunda netleşirse, bunlardan biri de 74, eğer netleşirse Gölbaşı için güzel turistik bazı şeyler de yapmayı düşünüyoruz.


Peki son olarak yaklaşan yerel seçimlerle ilgili bir soru sormak istiyorum. Ne olur seçim sonucu, gidişatı nasıl görüyorsunuz? Tahminleriniz nedir?


Biraz erken daha ama aday adayları çıkıyor şu an. Hepsi birbirinden değerli insanlar. İşte mevcut belediye başkanımız var, herhalde devam etmek istiyor. Şimdi görmek lazım. Seslendirilen isimler var. Bunlara bir bakmak lazım. Ben gezdiğimde insanlar isim vermekten de imtina ediyorlar. Ama sanki böyle tüm partiler için söylüyorum, yıpranmamış adaylar, yeni yüzler bekliyorlar. Diğer ilçeler için de bu böyle. Gölbaşı’nda da bir görelim adaylarımızı. Bununla beraber büyükşehirin adayları çok önemli, hangi parti olursa olsun. Tabi Allah kime nasip eder belliolmaz. Gölbaşı halkı yine bir değişiklik yapmak ister mi istemez mi bunu da işte 1 Nisan’da görmüş olacağız. Adaylarımız çıktıktan sonra inşallah yine sohbet ederiz. İnşallah aday arkadaşların ellerinde ciddi projeleri vardır. Tamam bir isminiz var belki sizi tanıyorlar ama çıkıp kendinizi iyi ifade ettiğinizde, amacınızın Gülbaşı’na güzel şeyler yapmak olduğunu ifade ettiğinizde, bunlarla ilgili de projelerinizi ortaya koyuyorsanız bence Gölbaşı’nda bu itibar görecek. Yani seçimin sonucunu projeler belirleyecek.Yani bence projeler belirleyecek. İnsanlarla olan o samimiyetiniz belirleyecek. Bu mevcut belediye başkanımız da olabilir diğer arkadaşlarımız da olabilir. İnsanlar hem o samimiyeti görecekler hem de evet şu projenin ayağı yere basıyor diyecekleri projeleri ortaya koyan insanların yol alacaklarını düşünüyorum. Biz zaten bir fahri Gölbaşılı olarak üstümüze düşen her şeyi yapıyoruz. Yani bu yapmak için de illa belediye başkanı veya ilçe başkanı olmanız şart değil. Sizler de yapıyorsunuz üzerinize düşen görevi, yerel basın olarak siz de burada bir kamu görevi yapıyorsunuz aslında. Onun için bizim de Gölbaşı’yla ilgili üstümüze ne düşüyorsa her zaman yapmaya hazırız.
Ben tekrar sizlere, Aktif Haber’e teşekkür ediyorum. İnşallah tekrar bir sohbetimizde yine bir arada oluruz.

ETİKETLER
Kahverengi Koltuk Nisa Sayar Erdoğan Yıldırım
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500