Advert

Advert Advert
CHP'nin içler acısı hali
CHP'nin içler acısı hali
Nisa Sayar yazdı..

Bir futbol müsabakasına çıktığınızı düşünün. Takımın teknik direktörüsünüz. Kadronuzda en iyileri bir araya getirmişsinniz. Kalede Buffon var. Çift forvet çıkacaksınız sahaya, Messi ve Ronaldo yan yana. Orta saha kemik gibi, Modric’i mi ararsın Hazard’ı mı.. Defansınız kale gibi, Ramos, Alves, Marcelo.. Karşınızda da en az sizin kadar güçlü bir rakip. Ama kendinizden eminsiniz, masa şampiyonlar ligi, özgüven tam, inanç zirvede. Geriye sadece o sahaya çıkıp kupayı almak kalmış. Geriye sadece 90 dakika kalmış.

Çıkıyorsunuz maça. Tribünler Borussia Dortmund deplasmanı gibi, hava güzel, çimler güzel, stad yıkılıyor. İlk düdük çalıyor, kenarda takımınızı izliyorsunuz. O da ne? Messi ile Ronaldo daha ilk dakikadan “sen vuracaktın, ben niye vurmadım” diye birbiriyle didişmeye başlıyorlar. Dakika 20. Kalenizde bir gol. Tribünler suskun. Dönüyorsunuz savunmaya, Ramos’la Alves kavga ediyor. “Sen niye tutmadın adamı, ben niye kornere bırakmadım topu”.

Dakika 30. Bir gol daha. Bakıyorsun Buffon’a, başı yerde, üzgün. Hazard oradan bağırıyor, tribünleri hareketlendirmeye çalışıyor. İnanılmaz bir kadroyla maça çıkmışsın, 30. dakikada 2-0 geridesin. Yedek kulübesinde gerginlik başlamış, hafiften kaos rüzgarları esiyor. Kulüp başkanı tribünden sana bakıyor. “Herkesin hayali olan kadroyu verdim sana, bunu bile oynatamıyorsan bırak git” der gibi bakıyor.

Dakika 44. Kalede bir gol daha, skor 3-0. Maç gidiyor, kupa ellerinden kayıyor. Oyuncuların birbirine düşmüş. Tribünlerden hafif hafif “istifa” sesleri yükseliyor. Bunalmışsın, şaşkınsın, terliyorsun, öfkelisin, çaresizsin. Derken bir düdük sesi. Düdük sesi seni kendine getiriyor. Hakem ilk yarı bitti diyor. Soyunma odasına giriyorsun. Biri hakemi suçluyor, diğeri seyircinin yeterli desteği vermediğini savunuyor, öteki teknik direktörün, yani senin yeterli antrenman yaptırmadığını ileri sürüyor. Herkes birbirini suçluyor.

Bu takımın adı Cumhuriyet Halk Partisi. Bu stadın adı Gölbaşı. Bu maç 2019 yerel seçimi. Bu kadro CHP Gölbaşı İlçe Örgütü. Peki, bu kavga hangi kavga?

Yukarıda saydığım kadro 2018 yılının en iyi ilk 11’i seçildi. Bana göre, Gölbaşı’nda en iyi kadroya sahip ama en başarısız parti de Cumhuriyet Halk Partisi’dir.

Düşündükçe insanın sinirleri bozuluyor. Hakikaten kanser eder bunlar insanı. Ben bile dışarıdan gözlemledikçe psikolojim alt üst oluyor, parti içindeki insanların halini düşünemiyorum bile. Gölbaşı standartlarında belki de en üst düzeyde yeterliliğe sahip siyaset adamlarını CHP yetiştiriyor. Ama o yetiştirdiği insanları da en çabuk yoldan CHP harcıyor, en kolay şekilde CHP tüketiyor.

Bakın birkaç örnek sayacağım. Şöyle göz ucuyla parti içinden birkaç ismi özet geçeceğim.

İbrahim Karaca. Şu an CHP Gölbaşı İlçe Başkanı. Avukat kendisi. Gazi hukuk mezunu. Müthiş bir heyecanı var. Herhangi bir konuda savunduğu bir görüşü nasıl heyecanla ve inançla anlattığını bir kez izleyin. Öğrendiği yeni bir şeyi mesela, başka birilerine öğretme arzusuna bir kez şahitlik edin. Hızlı hızlı konuşmasından, aceleci el kol mimiklerinden, yüzündeki heyecana kadar o kadar müthiş ki! Geçtiğimiz yıl başkanlık sistemine geçiş evresinde yapılacak olan referandumla ilgili bir röportaj yapma imkanı bulmuştum kedisiyle. O röportajı açıp bir kez okuyun, bugün neden ilçe başkanı olduğunu az çok anlayacaksınız. Böyle bir siyasetçiyi Gölbaşı’na kazandıran CHP’ye teşekkür etmek lazım.

Ümit Atak. Önceki dönem ilçe başkanlarından. Ankara Üniversitesi siyaset bilimi mezunu. İlçe başkanlığı döneminde muhabirliğe yeni başlamıştım. Çok sakin bir yapısı vardı o zamanlar. Mütevazı, hoşgörülü ve çok nazik bir beyefendiydi. Şimdilerde daha çok köyünde çiftçilik yapıyor. Oturup saatlerce Türkiye ve dünya siyasetini, hatta Arjantin’in bir kasabasındaki siyaseti bile konuşabilirsiniz kendisiyle. Her şeye en ters ve en bilinmeyen, hiç denenmemiş açıdan bakabilen bir yapısı var. Üç dakika içerisinde etrafındaki kitleyi etkisi altına alabilecek bilgi donanımına sahip bir politikacı. Böyle bir siyasetçiyi Gölbaşı’na kazandıran CHP’ye teşekkür etmek lazım.

Ercan Şimşek. Önceki dönem ilçe başkanlarından. İnşaat mühendisi. İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu. 2014 yılında CHP’nin Gölbaşı Belediye başkan adayıydı. Hani ‘salon beyefendisi’ derler ya, işte tam olarak CHP’de o profili üstleniyor. Gönül kırmaz, incitmez, efendi gibi söyleyeceğini söyler kenara çekilir. Bağırıp çağırmadan, ortalığı inletmeden de siyaset yapılabileceğini, hakaret etmeden, kendini yırtmadan da muhalefet yapılabileceğini en güzel ispatlayan isimlerden biri. Ak Partili’ye sorun, MHP’liye sorun. Hakkında olumsuz bir şey duymanız çok zordur, herkesin takdirini kazanmış bir siyasetçidir. Ama kendi partililerine sorun bir de, mutlaka dibinden bucağından bir kulp bulur yerden yere vurmak için bahane yaratırlar. Böyle bir siyasetçiyi Gölbaşı’na kazandıran CHP’ye teşekkür etmek lazım.

Özgür Sağlam. 2009 yılının belediye başkan adayıydı. Ankara Üniversitesi hukuk bölümünü dereceyle bitirmiş biri. Avukat. Yeri geldiğinde yumruğunu masaya vura vura siyasetini yapar, yeri geldiğinde arka planda kalır, yön verir. Görev düştüğünde o görevi en iyi şekilde yerine getirebilen, biraz daha perde arkası görev adamı niteliğinde bir politikacı. Böyle bir siyasetçiyi Gölbaşı’na kazandıran CHP’ye teşekkür etmek lazım.

Nuriye Atabey. Önceki dönem ilçe başkanlarından biri daha. Eski bir gazeteci. Ankara Üniversitesi iletişim fakültesi mezunu. Güler yüzlü, şeffaf, muazzam bir iletişim gücüne sahip, samimi ve içten bir yapısı var. İlçe başkanı olduğu dönem yeni bir ilçe binası için harcadığı çaba, gösterdiği gayret kimilerine göre basit bir çalışma olarak algılanabilir. Ama bu, sıradan bir partili olmanın da o partinin ilçe başkanlığı görevini yürütmenin de üzerinde bir fedakarlıktı. İlçe teşkilatlanmasında yapmaya çalıştığı küçük çaplı devrim, kurmaya çalıştığı düzen bir anda tepe taklak edildi. Küsmedi, küstürülemedi. Cumhuriyet Halk Partisi’ne olan inancını, güvenini ve bağlılığını hiç kimse kaybettiremedi. Mücadeleci duruşundan taviz verdirmedi. Böyle bir siyasetçiyi Gölbaşı’na kazandıran CHP’ye teşekkür etmek lazım.

Bülent Elikesik. Bir önceki ilçe başkanı. Şu anda da belediye başkan aday adayı. Son seçimde elde edilen başarıda payı büyük, kim ne derse desin. Yarım asırlık tabulaşmış CHP yaklaşımlarını yeniden şekillendirdi. “CHP, sadece kendi kemikleşmiş seçmenine hitap eden siyaseti üretir” algısını yıktı. Her siyasi partinin istediği ‘vatandaşa temas edebilen, halkın adamı’ profilini çok iyi taşıyor. Böyle bir siyasetçiyi Gölbaşı’na kazandıran CHP’ye teşekkür etmek lazım.

Ya şimdi şu tabloya geniş açıdan bir bakın. Elinizde böyle bir kadro var. Daha da sayabileceğim onlarca isim var. Bir tarafta üç cümleyi bir araya getiremeden siyaset yapmaya çalışan insanlar, diğer tarafta da yukarıda saydığım isimler.. Aradaki fark uçurum! Ama kendi içinde en çok birbirini yiyen teşkilat da bu teşkilat. Ha bunu söyleyince de yıllardır sığınılan o bahane ortaya atılıyor hemen. CHP demokrasi partisidir, herkes fikrini özgürce ifade edebilir, biz kavga etmiyoruz, burası istişare ortamı vesaire vesaire.. Ya bırakın arkadaşım bu işleri. Ne demokrasisi ne istişaresi. Birbirinizle didişmekten iktidarı denetlemeye vakit bulamıyorsunuz. Her seçim öncesi bir anlık gaza gelmelerinizle haydi hep beraber birlik oluyoruz, tek yumruk oluyoruz, başaracağız diye yola çıkıyorsunuz. Daha yolu yarılamadan can sıkıntısından birbirinize sardırmaya başlıyorsunuz.

Yapmayın. Allah aşkına yapmayın. Yıl olmuş 2018, millet niye yüzde 50 aldık da 60 alamadık diye üzülüyor. Siz hala 150 yıllık siyasi argümanlarla kendi partinizi yiyip bitiriyorsunuz. Kendi yol arkadaşlarınızı harcıyorsunuz. Kendi ailenizi yok ediyorsunuz. Yapmayın. Bari bu maçta yapmayın.

ETİKETLER
Ankara Gölbaşı Nisa Sayar köşe yazısı CHP Bülent Elikesik İbrahim Karaca Özgür Sağlam Ümit Atak Nuriye Atabey Ercan Şimşek yerel seçim 2019
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500