Advert

Advert
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Ali İhsan Tunç'u ağırladık.

Kahverengi Koltuk'ta bu hafta Gölbaşı Belediye Meclis Üyesi Ali İhsan Tunç'u ağırladık.

RÖPORTAJIN GENİŞ VERSİYONUNU AŞAĞIDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz? Ali İhsan Tunç kimdir?

Öncelikle teşekkür ederim, programınıza beni konuk ettiğiniz için. Böyle güzide bir programda olmanın gururunu yaşıyorum. Ben Ali İhsan Tunç. Gölbaşı Hacılar Köyü, 1961 doğumluyum. Köyden 5 yaşlarında Gölbaşı’na ikamet ettim. O günden beri de Gölbaşı Karşıyaka Mahallesi’nde ikamet etmekteyim. İlkokulu Gölbaşı Baldudak İlkokulu’nda, ortaokulu Ankara Namık Kemal Ortaokulu’nda, liseyi Ankara Atatürk Lisesi’nde okudum. 77-78 lise mezunuyum. O yıllarda 80 öncesinin siyasi olayları, sokak hareketleri sebebiyle kazandığımız üniversitelere gidemedik. Uzun yıllar konfeksiyon üzerine mağaza çalıştırdım. O arada kısa dönem kahvehanecilik hayatım var, taksicilik hayatım var. 91-92 yıllarında da inşaat-elektrik işlerine başladık. Esnaflığın her türlü sıkıntısını, kriz dönemlerini yaşadık. 2006 yılında emekli oldum, 2010 yılında da aktif ticari hayatımı bitirdim. Şu an emeklilik hayatı yaşıyoruz. Siyasetin içinde yer almaya çalışıyoruz.

Geçmişte hangi mevkilerde bulundunuz? Hangi partiler içerisinde hareket ettiniz?

Okul dönemlerimizde Ülkücü hareketin içinde yer aldık. Ortaokul yıllarında Gölbaşı ocaktan başlamıştır. Ülkücü hareketin ocak eğitimi ve bilinciyle yetişmiş biriyim. 80 ihtilalinden sonraki oluşumlarda, gelişen sebeplerden dolayı Doğru Yol Partisi’ne üye olmamız gerekti. O zorunlulukla beraber DYP’de uzun yıllar siyaset yaptık. 1999 senesinde Namık Kemal Doğan’la birlikte girdiğimiz seçimde il genel meclis üyesi adayı oldum. O dönem Namık Kemal Doğan’ın belediye başkan adayı olmasıyla birlikte ilçe başkanlığı görevi bana verildi. 2000 yılında da hem ilçe başkanlığından hem DYP’den istifa ettim. Ondan sonra da bugün Milliyetçi Hareket Partsisi’nden belediye meclisi üyesi olarak devam ediyoruz.

Gölbaşı’nın en eski isimlerinden birisiniz. Geçmişe dair çok fazla bilginiz var. Geçmişe ve günümüze dair Gölbaşı’nın sosyal yapısının tahlilini yapabilir misiniz?

50 küsür yıldır Gölbaşı’nda yaşayan bir insan olarak 50 yıllık mevzusunu çok iyi biliyorum. Gölbaşı bu hale kolay gelmedi. O yılları anımsatmaya çalışırsak. Çamur deryasında olan, yolları düzgün olmayan, ulaşım sorunları yaşayan bir köy havasındaki Gölbaşı’nın nahiye olması ve sonrasında belediye olmasıyla ilgili çok uzun bir süreç var. Bu süreçte yaşayan insanlar, gelen yönetimler, yapılan hizmetler oldukça çoktur. Ankara’ya o zaman çift yol yok, tek yol var. O şartlarda biz okula gidip geliyoruz, onun zorluklarını yaşadık.

O günden bu güne Gölbaşı’nda nasıl bir değişim oldu?

Değişim çok fazla. Çok zor şartlarda Gölbaşı bugünlere geldi. Tabii ki gelişmekte olan yeni bir ilçeydi. Düzgün yapılan her şey kalıcı olacak. Gelen yönetimlerin o günün şartlarına göre yaptıkları hizmetlerin daha sonra çevrilmesi zor olduğu için sıkıntılar hep büyüyerek gelmiştir. Mesela Bahçelievler konumundaki meyve bahçeleriyle dolu bir Gölbaşı’ndan bugün soluk alamayacağımız beton yığınına dönüşmüş bir Gölbaşı’na geldik. Burada kimseyi suçlamak anlamında söylemiyorum ama günün ihtiyacına göre işler yapmak değil de uzun vadeye yönelik hizmetler yapılmış olsaydı bugün Gölbaşı’nda yaşanan sorunların birçoğu olmayacaktı. Örneğin bugün Gölbaşı’nda korkunç bir yapılaşma var. Sokaklarda yürüyemeyecek haldeyiz. Bunlar sürüp gelen hataların bugünlere getirdiği sonuçlardır bence. Baştan 40-50 yıllık hedeflere yönelik işler yapılmış olsaydı çok daha farklı olurdu.

Bugün Milliyetçi Hareket Partisi’nden belediye meclisi üyesisiniz. Geldiğimiz bu süreçte, geçmişte yapılan onca hatadan sonra Gölbaşı Belediye Meclisini ve kendinizi başarılı buluyor musunuz?

Başarı çok anlamlı bir kelime. Çok açıdan bakmak lazım. Yapılan hizmetlerin geneline, topluma yansımasına bakmak lazım. Geçmişten gelen bütün sorunları mevcut belediyeye ve mevcut iktidara yüklemek yanlış olur. Ama bir yerde hatayı gördükçe kesmek gerekirdi. Burada onca dönem belediye başkanı gelmiş geçmiş. Gölbaşı hala o ahbap çavuş ilişkilerinden kurtulamadı. Kollamacılık zihniyeti hala mevcut. Bir yerde bir yönetim buna dur demiş olsaydı o şekilde devam ederdi. Hatalar ardı ardına devam ediyor, bu hatalar da Gölbaşı’nı sıkıntılara boğuyor. Geçmiş dönem de yapıldı biz de yaparız zihniyeti bana göre yanlış. Öyle keşke dediğimiz işler var mı belediye olarak, tabii ki var. Ama güzel şeyler de var. Gölbaşı şu an Ankara’nın gözde ilçelerinden bir tanesi. Sürekli de göç alan bir ilçemiz. O yüzden hizmet açısından alacağımız şeyler daha çok. Gölbaşı bundan daha fazlasına layık ve ihtiyacı var.

Gölbaşı Belediye Meclisi bugüne kadar nelere imza attı? Büyük çalışmalar diyebileceğimiz neler yaptı meclis?

Burada meclis derken iktidar ve muhalefet üyelerinin tamamı.. Gölbaşı’na yapılacak hiçbir hizmete karşı gelmedik. Yapılan her hizmetin yanında muhalefet olarak iktidarla birlikte hareket ettik, başkana bu konuda tam yetki verdik. Örneğin gölün temizlenmesi konusunda tam yetki vermişizdir, oy birliğiyle geçmiştir. Konya Yolunun alta alınmasıyla ilgili tam yetki vermişizdir, hastane konusunda aynı şekilde.. Yeter ki hizmet topluma yansıyacak olsun.

MHP’nin grup başkan vekiliydiniz. Daha sonra sessiz sedasız bir şekilde başkan vekilliğinden ayrıldınız ve görevi Ali ihsan Güçlü’ye devrettiniz. O dönem neler yaşandı? Neden bir anda bırakıp gittiniz?

Aslına yaşanan bir şey yok. O biraz da siyasetin döngüsü diyelim. Siyaset kendi içinde biraz farklı işliyor. Mesela Yücel Aksakal arkadaşımız 3 yıla yakın grup başkan vekilimiz olmuştur. Ama kendi özel hastaları vardı, devam edemeyeceğini söyleyerek görevden ayrıldı. Onun ayrılmasıyla da arkadaşlar kendi aralarında görüşmüşler, ilçe başkanımız da dahil, benim grup başkan vekili olarak çalışmamı istediler. Ben de arkadaşlar uygun görmüşseler tabii ki seve seve yaparım diyerek grup başkan vekili oldum. Ben o dönem çalışma açısından gerekli şeyleri yaptığıma inanıyorum. Vicdanen rahatım. Ama kendi içimde başarılı olamadım ben, kendi içimizde o bütünlüğü sağlayamadık. Kendi içimizdeki birlikteliği ben sağlayamadım. Böyle bir inanca kapıldım. Bunu yapamadığım yerde dışarıya karşı başarılı olmam benim için önemli değildi. O yüzden bunu ilçe başkanımla da paylaştım. Fakat o uygun görmedi. Hatta Ersin Başkan ilk geldiğinde kendisine ifade ettim. Böyle böyle siz uygun gördüğünüz arkadaşla devam edin dedim. Dedi ki ‘Abi hayır biz sizinle devam edeceğiz’. Ama baktım hoş şeyler olmayacak. Ayrılmamın daha uygun olacağını, kendi içimizde sıkıntı olmaması açısından ayrılmak durumunda kaldım kendi isteğimle. Benim yerime de Ali İhsan Güçlü arkadaşımız devam ediyor şu anda, sıkıntı yok. Her türlü yardımı da veriyoruz kendisine.

İmar komisyonu seçimlerinde de bir kriz yaşandı geçmiş dönemde. Bir yıl kadar önceydi sanırım. O olayın detaylarını anlatabilir misiniz Ali İhsan Bey?

Orada aslında anlatılacak bir detay yok. Orada biliyorsunuz komisyonlarımız var bizim. Beşer kişiden oluşan komisyonlar. 3 Ak Parti meclis üyesi 2 tane de muhalefet partilerinden üye görev alıyor. Biz de MHP’den 2 üye arkadaşımız imar komisyonunda üye olarak görev aldık. Zaten normal işleyiş tarzında da bu komisyon başkanları Ak Parti’nin kendi meclis üyeleri içinden çıkıyor. Yani onlardan biri komisyon başkanı oluyor. Orada Ak Parti’den aday olarak iki arkadaş çıktı komisyon başkanlığı için. İki arkadaşla da bizim sorunumuz yok.

Kimler?

Birisi Rıza Kuyrukçu birisi de Ferit Yılmaz. Ferit Yılmaz zaten bir yıl önceki komisyon başkanıydı. Onun devam etmesi yönünde bir talebi oldu. O arada bizim ilçe başkanımızın da olduğu bir grup toplantısında aldığımız bir karar var. İki aday çıkması durumunda yeni çıkacak adayın desteklenmesi konusunda grup kararı alındı. Biz de karara uyarak Rıza Kuyrukçu arkadaşımıza oy verdik, o da komisyon başkanı oldu. Böyle bir şey. Sıkıntı mı oldu artık, değil midir onun kararını siz verin.

Pekala, pek girmek istemiyorsunuz sanırım bu konuya daha fazla..

Yani, gerek yok.

Konya Yolunun alta alınması ve Mogan Gölü’nün temizlenmesiyle ilgili, bu hizmetlerin Gölbaşı’na kazandırılmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Tabii ki temizlendiğini görmek bizim en büyük hayalimiz, en büyük talebimiz. Bunun için yapılan her türlü hizmete biz MHP grubu olarak desteğimizi vermişizdir. Yapılan her hizmet için de teşekkür ediyoruz. Tabii o aşamada yapılan gölün eski durumuna geleceği söylentileri, çok daha temiz olacağı söylentileri, atılan başlıklar çok daha hoşumuza gitmişti. Ama bugün ne durumda olacak, ne kadarı temizlenecek. Bunu bitince göreceğiz. Ne kadar temizlenirse temizlensin bir başarı mıdır? Bana göre başarıdır. Bu konuda devletin verdiği desteğe de teşekkür etmek lazım. Bu belediye imkanlarıyla olacak bir güç değil çünkü. Geçmiş dönemlerde de çok yapılmak istenmiş ama bir türlü gerçekleşmemiş bir hadise. Bugün birtakım çalışmalar var. Başarılarını temenni ediyoruz, inşallah dedikleri gibi gölümüz eski haline kavuşur.

Konya Yolu çalışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? İki yakanın bir araya getirilmediği söylenmişti mecliste. Tam olarak istenilen çalışma gerçekleştirilmiyor diye eleştiriler vardı.

O konuda tam bir bilgi sahibi yok. Şu anda görüntülere göre 490 metre mesafelik bir birleşme olacak. Araç geçişi için de iki göbek olacak. Gölbaşı’nın iki büyük caddesi bir şekilde birleşecek. Hizmet olarak güzel bir hizmet mi, evet bunu inkar etmemek lazım. Ama bunun Gölbaşı’na nasıl bir faydası olacak, neler kazandıracak bunu zamanla göreceğiz. Yarın ne sorunlar getirecek, şimdi karşılıklı trafik akışı gerçekleşecek. Hükümet Caddesi ile Cemal Gürsel Caddesi birleşecek, araç geçişi olacak. Çoğu zaman görüyoruz. Karşı tarafta işi olan arabasını oraya park ediyor dolaşmamak için. Yürüyerek bu tarafa geçiyor. Park sorunu var. Araba alışkanlığımız var, arabaya binme lüksümüz var. Bana göre trafikte sıkıntılar yaşayacağız. Ama inşallah yaşanmaz.

Oradaki otopark sorununu yeni yapılan Seğmenler Pazar Yeri altındaki otopark çözer mi?

Dediğim gibi bizim her yere araçla gitme gibi bir alışkanlığımız var ya. Pazar yerinin altındaki park şu an ne kadar kullanılıyor, gidip bakmak lazım. O ayrı bir konu. Bizim insanımız bir alt kata inip de arabasını otoparka park etmez. Yine pazarın kenarında bulduğu yere park edecek. O sıkışıklığa yine meydan verecek.

Şehir Parkı ve diğer Gölbaşı Belediyesi tarafından yapılan yatırımlarla ilgili yapım aşaması ve sonuçları itibariyle düşünceleriniz neler?

Yatırım olarak güzel yatırımlar var. Yapılan şeyleri inkar etmemek lazım. Geçmiş dönem de olsun bu dönem de olsun. Deriz ya hani kim bir çivi çakmışsa Allah razı olsun. Ama taşı taş üstüne koyarken biraz düzgün taşlar koyalım da görüntü de düzgün olsun. Yapılan işleri olumsuz olarak nitelemiyorum. Ama hizmetler konusunda endişelerim var.

Mesela Seğmenler Pazar Yeri diyoruz. Tesis güzel. Ancak bana göre yeri değil. Bu benim şahsi fikrim. Bunu muhalefet olsun falan diye de söylemiyorum. Öyle bir düşüncem yok. Gölbaşı zaten sıkışmış durumda, nefes alamıyor, beton yığını haline gelmiş. Seğmenler Pazar Yeri zaten 6-7 yıllık bir binaydı. Bunu mecliste de dile getirdik. O tesis yerinde kalsaydı da ikinci bir tesisi başka bir yere yapmış olsaydık hem o tesis boşa gitmemiş olurdu hem de Gölbaşı ikinci bir tesis daha kazanmış olurdu.

Mesela Mevlana Parkı’na yapılan yüzme havuzu.. Şimdi orası zaten sıkış sıkış bir alan. Hizmetler güzel, bakın ben yatırımlara bir şey demiyorum.

Ama farklı alanlara yapılmalıydı..

Tabii. Orada yatırımın değeri de büyük. Gölbaşı zaten sıkışmış, beton yığını haline gelmiş. Bunda senin kabahatin yok belki ama senin de dur demen gereken bir nokta var. Anlatmaya çalıştığım bu.

Tüm bu yatırımları, Gölbaşı Belediyesi’nin bugüne kadar yaptığı işleri göz önüne alarak Fatih Duruay’ı ve yönetimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçmiş dönemlerle Fatih Duruay dönemini karşılaştırabilir misiniz?

Karşılaştırmak bana göre biraz tuhaf olur. Çünkü Fatih Duruay dönemi iktidar partisinin bir ilçedeki belediyeyi kazandığı dönem. Üçlü olsun güçlü olsun diye geldikleri bir dönem. Beklentisi çok fazla olan bir dönem. Çok büyük vaatlerle gelindi. Yaptıkları var, yapamadıkları var. Bunlar hep konuşulacak şeyler. Bugün devlet imkanları ve desteğiyle yapılan hizmetler var mı Gölbaşı’nda, tabii ki var. Gölün temizlenmesi devletin en büyük desteğidir. Aynı şekilde Konya Yolunun alta alınması da öyle. 300 milyonluk bir yatırım olduğu söyleniyor. Bu Gölbaşı Belediyesi’nin bütçesiyle yapılacak bir hizmet değil. Aynı şekilde Hasvak Devlet Hastanesi’nin bugün durumunu biliyoruz, soluk alınamayan sıkışık bir hastane. Poliklinik sayesinde soluk almaya başladı. Ülkü Ulusoy ablamıza da buradan teşekkür ediyoruz. Belediyemizin burada verdiği destekler de var, onları da inkar etmiyoruz.

Öbür taraftan Şehir Parkı güzel bir park. Ama aşağıda bizim bir Sahil Parkımız var, onunla ilgili biliyorsunuz bir ara 29 yıllığına yap işlet devret modeliyle bir kiralama girişiminde bulunuldu. Ki o zaman çok karşı çıkmıştık biz. Şu an herhangi bir işlem yapılmadı, duruyor. Sahil Parkı, Gölbaşı’nın soluk aldığı en büyük mekanlardan bir tanesi. Ama şu ana kadar Sahil Parka yapılmış bir kuruşluk yatırım yok. Gölbaşı halkını orada daha çok tutacak yatırımlar gerekir bana göre. Onunla ilgili de arsanın bakanlığa ait olduğu söylendi. Bizim olmayan bir araziyi siz yap işlet devret modeliyle nasıl kiraya vermeyi düşündünüz? O da bir çelişki.

Alparslan Türkeş Parkı geçen dönem yapılmıştı, eksik işleri kalmıştı. Eksik işleri tamamlandı, ondan sonra da orası nikah salonu olarak tahsis edildi. Belli bir miktar masraf edildi. O masraflar yapıldıktan sonra da nikah salonu faaliyetteyken kiraya verildi ve düğün salonu yapıldı. Düğün salonu olmasına karşı çıktık çünkü Alparslan Türkeş ismi bizim için manevi değer. O konuda hassasiyetimizi gösterdik, taleplerimiz oldu. Üstelik yanında hastane var oranın. Onun altında mesela Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na bir yer tahsis edildi. Ona karşı çıkmadık, oy birliğiyle vermedik. Çünkü Gölbaşı esnafına hizmet edecek konumdaki bir yer. Çalgısı yok çengisi yok. Ama Alparslan Türkeş’in isminin olduğu yerde düğün salonu olmasına karşı çıktık.

Ne kadar bir bütçe harcandı oraya?

Nikah salonuna 500 bin lira civarında harcandı diye duyduk. Bu arada şunu da söyleyeyim ben, madem sordunuz. Şimdi biz meclis üyesiyiz. Ama meclis üyesinin Gölbaşı Belediyesi’nde olan her işten haberi yok.

Nasıl oluyor?

Biz encümende yokuz. Encümen yetkisi dahilinde yapılan işler var. O encümen kararlarının hiçbirini bilmiyoruz. Duyduğumuz veya gördüğümüz olursa anca haberimiz oluyor.

Bu encümen kararları açıklanmak zorunda değil mi?

Hayır, bir ara internet sitesinde yayınlanıyordu alınan kararlar. Ama bir ara kestiler. Site zaten bir bozuluyor bir açılıyor. Yani böyle bir sıkıntı var. İhale komisyonunda da yokuz. Neler alınıyor, neler satılıyor anca duyarsak haberimiz oluyor. Öbür taraftan doğrudan alımlarla bir ilgimiz yok. Çünkü muhalefet meclis üyesiyiz. Böyle olunca da belediyenin işleyen ticari çarkında bizim bilgimiz yok.

Bu konuda bir bilgilendirme istediğinizde yapılıyor mu yöneticiler tarafından?

Tabii, onu yazılı önergeyle veriyoruz ama zamanında geliyor mu? Geldiği oluyor ama geç geliyor. Kaçak yapıyla ilgili bir önerge verdik biz mesela. Allah sorsun, bir şey diyemiyoruz.2014 yılı Nisan ayından itibaren toplam 611 adet encümen kararı alınmış kaçak yapılarla ilgili. Bu encümen kararlarından 214 adedi yapısını uygun hale getirmiş. Şimdi 611 tespit edilen kaçak yapı var, 214’ü yasal hale getirilmiş. Arada bir dünya fark var şimdi. Uygun hale getirilmemiş ama mevcut olan yapı var. Peki bunlar yapılırken niye göz yumduk bunlara biz?

Mesela biz 2014 yılından bugüne kadar ne kadar satılmış arsa var diye önerge verdik. Hatta onunla ilgili o günkü meclis toplantısında Sayın Belediye Başkanımız ‘Geçmiş dönemi de beraber irdeleyelim, kim ne kadar satmış görelim’ dedi. Geçmiş dönemle ilgili 5 yılda satılan arsa miktarı 45 milyon. 2014-15-16 ve 2017 başında ise 80 milyon civarı bir arsa satışı vardı.

Hizmetler konusuna tekrar dönersek.. Asfalt plenti aynı konumda. Asfalt plenti meclise ilk geldiğinde yetki istendi, kendi asfaltımızı üreteceğiz diye. Tabii ki kabul ettik, onay verdik. Ama ikinci bir taleple hem BELLAS adına kiraya verme yetkisi istendi hem de kredi artırımına gidildi. Biz ona karşı çıktık. Hayır kardeşim, şimdi sen bunu niye BELLAS adına yapıyorsun. İpoteğini sen yapıyorsun, harçlarını sen yatırıyorsun, bütün teminatlarını sen veriyorsun. Ama BELLAS kiraya veriyor. Üstelik o dönem karşı çıktığımız bir diğer konu da BELLAS’ın %2,5’unun özel şahsa ait bir belediye kuruluşu. O özel şahsın olan hissenin de satışına niye müsaade edildi diye de bir eleştirimiz olmuştu bizim.

Bugün ne durumda asfalt plenti?

Asfalt plenti bugün çalışıyor. BELLAS orayı bir firmaya kiraya vermiş durumda. Şu an belediye olarak işleten firmadan paramızla asfalt alıyoruz. Tesisi biz kurduk, biz para harcadık, faiziyle kredi çektik. Adama verdik, sermaye sahibi yaptık. Şimdi adamdan asfalt alıyoruz paramızla.

Mesela doğrudan alımlarla ilgili de daha hassas ve inceleyici olmak gerektiğini düşünüyorum. Fiyatlar daha ihale usulüyle yapılacak bir konuma getirilmeli. Üç tane teklif geliyor, en düşük teklifi verene işi veriyorsun. Bana göre pek uygun ve dürüst bir şekil değil.

Anlaşılarak yapılan bir şey mi aslında o teklifler?

Yani onu da diyemem. Kimseyi zan altında bırakmak istemem. Ama tabii ki insan tereddüt ediyor, aklından da geçiyor. Hakikaten doğrudan alımlarla iş ehline veriliyor mu, gerçek değeriyle mi yapılıyor? Bilmediğimiz konular. Bilmediğimiz için de kimseyi suçlamak yersiz olur.

Bir de mesela bu belediyenin ilan ve tanıtım amaçlı yapılan broşür, kitapçık, kitap, ilan gibi giderler var. Bunlara kalıcı olarak belediye kendi bünyesinde bir baskı sistemi kurup basamaz mı? Çünkü adedi, sayısı belli olmayan şeyler. Giderlerinin çok fazla olduğunu düşünüyoruz. Belediyeye daha kar getirici bir sistem olmaz mı?

Bütün bunlardan yola çıkarak ne yapmamız gerektiği konusuna gelecek olursak. Belediyecilik farklı bir konu. Burada siyasi partilerin kendi aday ve meclis listelerini seçerken hakikaten bu konularda uzman kişilerden ekipler oluşturulursa daha verimli olur. Mesela bir mecliste iyi bir şehir plancısının, imardan anlayan bir meclis üyesinin olması gerektiğine inanırım. İyi bir inşaatçı, makinacı, hukukçu, maliyeci olsun. Liyakati olan insanlar olsun. Çünkü belediyenin düzeni bu iş birimleri üzerinde dönüyor. Başkanın yanında, bürokrasinin yanında başkana yardımcı olacak bir meclisin olması gerekir. Gölbaşı artık ufak bir Gölbaşı değil. O yüzden seçici olmalıyız. Siyaseti, ticareti için değil de; ticareti, siyaseti için yapan insanlara ihtiyacımız var bizim.

Yaklaşık bir ay önce bir seçim geçirdik. 24 Haziran seçimlerinde cumhurbaşkanı ve milletvekillerini seçtik. MHP ve Ak Parti de burada bir ittifak yaptı. Seçimlerde istenilen başarı da sağlandı hem Gölbaşı’nda hem Türkiye’de. Bu ittifakla ilgili sizin düşünceleriniz neler, yerel seçimlere nasıl yansır?

İttifakla ilgili Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli üst seviyede yaptıkları anlaşma gereği ülkenin bulunduğu konum itibariyle ittifakın gerekliliği, ülkenin şu an buna ihtiyacı olduğu ve şu an hiç kimsenin kendi çıkar veya menfaatini düşünecek konumda olmadığı konusunda gerekli açıklamaları yapmıştır. Biz inandığımız ve doğru bildiğimiz şeyi yaptık. Türkiye’ye yansıyacak olan bir birlikteliğin ilk adımları atılmış oldu.

Bunun yerele yansıması nasıl olacaktır, şu an onu biz bilemeyiz. Ama bunu biz ilçe bazında çalışmalarımızı yaptık mı yaptık. İlçe başkanlarımız kendi aralarında görüşmüşlerdir, çalışma alanlarımızı belirlemişlerdir. Bu konu da ben ilçe başkanımız Ersin Pehlivan Bey’e de teşekkür ediyorum. Çünkü bu aşamada gerçekten hakkaniyetle, özveriyle iyi bir çalışma çıkartmıştır.

Tabii ki yerelde bu ittifakın devam etmesi konusunda benim sevineceğim ve fikir bazında savunacağım düşünceler var. Seçime girdiğimiz noktada ittifak eğer devam ederse biz ‘sen muhalefetsin senin yapma gücün yok’ şeklindeki sorulara ‘hayır biz bu ittifakın içinde siyasi gücüz’ şeklinde bir çalışmamız da olacaktır.

İttifak olmazsa MHP’yi nasıl görüyorsunuz yerel seçimlerde?

Daha önce burada iki defa seçim kazanmış bir siyasi partiyiz. Üçüncüsünü alacak en büyük adaylardan da biriyiz. Kolay bir seçim değil. Burada teşkilat olarak birlik beraberliğin çok büyük önemi var. Teşkilatı hiçe saymanın zararlarını geçmişte çok yaşadık. Teşkilatın direktifleriyle, il ilçe ve genel merkezimiz organize olmuş bir şekilde birlikteliğimizle belirlediğimiz aday ve listeler konusunda iyi yapılmış programlarla alınmayacak hiçbir seçim yoktur. Yeter ki seçim atmosferimizi iyi yönetelim. Yapacağımız şeyleri vatandaşımıza iyi aktarabilelim. Alacağımıza inanıyorum.

Ali İhsan Bey siyasi hayatınız boyunca en büyük hatam dediğiniz herhangi bir olay veya unutamadığınız bir şey var mı?

Evet, zor bir soru. Şimdi ben bu meclis üyeliğime kadar siyasetin hep dışında kaldım. Yani belediyelerde işin yönetici konumunda olmadım. Görev alanlarım hep teşkilatlarda oldu. Nasip oldu bu dönem belediye meclis üyesi olduk. Bugüne kadar siyasetin içerisinde bir beklentiyle siyaset yapmadık. Geçmiş dönemde ilçe başkanlıklarımız oldu. Ama o dönemlerde de devletten beklediğimiz, aldığımız bir kuruşluk bir menfaat yoktur, olmayacaktır da. Allah nasip etmesin.

Bu benim için unutulmaz bir anıdır. 2014 yılında seçimler bittikten sonra meclis üyesi olduk. Teşkilatta kalmamın verdiği bilmemezlikten gelen ve sonrasında bildiğim bir şey oldu. Bilmece gibi oldu ama.. O sene 2014 yılının hesaplarını incelemek için 2015 yılında denetleme komisyonuna girdik. Komisyonda 5 tane üye varız. 3 Ak Parti üyesi, 2 MHP üyesi. 2014 yılına ait hesapların inceleme komisyonu, yani 2014 yılında yapılan işlerin, kesilen faturaların bir özetini inceledik. Komisyon inceliyor, rapor düzenleniyor, mecliste de okunuyor. Tabii incelemeler bittikten sonra ben 30 yıllık geçmiş siyasi hayatımdan biraz ürperti duydum. Biz bugüne kadar ne için hizmet etmişiz, kimlere hizmet etmişiz gibi bir endişem oluştu. O gün kendi siyasi hayatıma kahrettim.

Her şey güzel. Bir sistem var, sistem aynen devam ediyor. Sistemi de değiştirmeye kimsenin gücü yetmiyor. Sistemi değiştirmek için gelenler bile onu değiştiremediği gibi çok kısa bir sürede sistemin parçası oluyor. Yanlışlara yanlışlarla devam etmenin yolunu açıyor. Hatta bir meclis konuşmamda da dile getirdim. Dedim ki ‘Envanterler düzgün, yazışmalar düzgün, klasörler çok düzgün de vicdanlardaki envanter de düzgün mü?’. Bu soruyu hala soruyorum. İnsanlar kendi vicdanlarındaki envanterle hesaplaşsın. Eğer vicdanları rahatsa bir sorun yok demektir. Yeter ki vicdanları rahat olsun. Çünkü ne deriz, tüyü bitmedik yetimin hakkı var. O hak bir gün sorulur. Bu her kim olursa olsun.Ben burada kişilerden veya dönemlerden bahsetmiyorum. Her kimse.. İyiyse Allah razı olsun, Allah başarılarını devam ettirsin. Ama art niyetle bu milletin hakkını gasp ederek birtakım şeyler yaptıysa da bu milletin mabalını, günahını çekmek ona nasip olsun.

Benim sormayı unuttuğum, sizin söylemek istediğiniz son bir şey var mı Ali İhsan Bey?

Ben çok teşekkür ediyorum. Kısa da olsa Gölbaşı sorunları hakkında beni buraya davet edip dile getirme şansı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sürçü lisan etmiş olabilirim. Atladığım konular olabilir, yanlış anlaşılmalar olabilir. Hiç kimseyi zan altında bırakmak istemem. Sadece bunlar benim kişisel olarak gördüğüm eksikliklerdir. Ben Gölbaşı’nda siyaset yapan, çalışan her kesime teşekkür ediyorum.

ETİKETLER
Ankara Gölbaşı Belediye Meclisi Ali İhsan Tunç Kahverengi Koltuk Nisa Sayar MHP Meclis Üyesi
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert