Advert

Advert
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Hakan Han Özcan'ı ağırladık.
Advert

24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili seçimi öncesi son Kahverengi Koltuk programında bu hafta Ak Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan’ı ağırladık.

Seçim çalışmalarınız nasıl gidiyor? Bir günü nasıl geçiyor Hakan Han Özcan’ın?

Biz zaten normalde de seçim varmış gibi çalışan bir teşkilatlar ailesiyiz. Sandık yöneticilerimizden mahalle teşkilatlarımıza, engelli koordinasyon merkezlerimiz, yaşlılar koordinasyon merkezlerimiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız, il ve ilçe yönetimlerimiz, belediyelerimiz ve meclis üyelerimize kadar bir bütün halinde seçim hep yakınmış gibi çalışıyoruz. Zaten seçim kararı alındığında bizler ilçe başkanlarımızla istişare toplantısındaydık. Hemen toplantıyı seçim toplantısına çevirdik. Önce seçim koordinasyon merkezlerimizi oluşturduk, akabinde eksikliklerimize baktık; zaten başta da dediğim gibi hep hazır bir teşkilatız. Milletvekili adaylarımızla sahadaki çalışmalarımızı dolu dolu yapıyoruz.  Bizim için hızlı bir seçim, hızlı bir maraton... O 100 metrelik deparı atıp 24 Haziran’da çifte bayramı yaşayacağız.

Kamuoyunun genel tepkisi nasıl?

Vatandaşlarımızla her zaman iç içe olduğumuz için sadece seçimden seçime, sadece oy istemeye giden bir teşkilat değiliz. En son Kasım seçimlerinden bu yana milletvekillerimizle hep sahanın içinde olduk. Güzel çalışmalar yaptık. Belediyemiz, vekillerimiz, teşkilatlarımızla şimdi görüyoruz ki, seçim yokken de aslında biz çok yere çok defa gitmişiz. Vatandaşımızı yalnız bırakmamışız. Artık adaylarımızla, dernek başkanlarının yanı sıra yönetimlerindeki diğer görevlilere ve esnaflarımıza kadar herkesin ismini öğrenmeye başladık. Allah’a şükürler olsun kamuoyu ve vatandaşlarımızdan çok olumlu tepkiler geliyor.

Eleştiriler var mı?

Eleştiriler tabii ki olabilir. Bölgesinde, sokağında ve mahallesinde ufak tefek sıkıntılar vardır. Bizler de bunları hemen iletip çözüyoruz ve geri dönüşlerini sağlıyoruz.

25 Haziran için bir tahmininiz veya Ankara için bir hedefiniz var mı?

Hedef vermeyi çok doğru bulmam ama adaylarımızdan, teşkilatlarımızdan, saha çalışmalarımızdan gelen bilgilerle ve ayrıca kamuoyu araştırma şirketlerinden aldığımız geri dönüşlerle sık sık sahanın nabzını tutuyoruz. Allah izin verirse Cumhurbaşkanlığı seçimi ve meclis seçimlerinde %55 ila 60 arasında, 56 bandında bu işi bitirmeyi hedefliyoruz ve bunun için çalışıyoruz. Gelen geri dönüşlerde bu yönde. Parlamentoda da buna yakın bir oy oranı hedefimiz var. İnşallah Ankara’da sandıkları patlatmayı hedefliyoruz. Bizim niyetimizde çalışmalarımız da bu şekilde.

Ekonomiyle alakalı bir sorum olacak. Seçim öncesi ekonomide bir kriz ortamı oluştu. Dolar, Euro zirveye vurdu vesaire… Sonrasında bugüne geldiğimizde biraz daha dalgalanmalar azaldı gibi. Ama hala piyasada bir güvensizlik ortamı hâkim. Bununla ilgili Ak Parti’nin planlaması nedir?

Ak Parti’nin planlaması şu.

Şöyle bir baktığımız zaman gezi olaylarına kadar gitmemiz lazım. Hatta daha öncesine, AK Parti’nin 2001 yılında kuruluşundan beri genel başkanımıza “muhtar bile olamaz” diye manşetler atılıyordu. Akabinde bu ülke ve AKPartitürlü badireler atlattı. Bu badireleri Cumhurbaşkanımızın güçlü iradesi ve milletimizin desteğiyle atlattık. Milletimizle, Cumhurbaşkanımız arasında çok güçlü bir bağ var. Bu bağ Cumhurbaşkanımızın inancı, güvenciyle oluştu. 17 Aralık ve Gezi olaylarına baktığımız zaman Cumhurbaşkanımızı ve bu milletin iradesini baltalamak için, darbeyle, çeşitli olaylarla, Güneydoğu’da hendek kazarak mahalleyi ve sokakları teslim almayla pek çok badireden geçti bu ülke.

Şimdi de Ankara’da bu 15 Temmuz.

Ankara, gazi bir şehir. En çok şehit ve gazi Ankara’dadır. Buradan şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, gazilerimize Allah’tan şifa diliyor ve ailelerine Allah razı olsun diyorum. Şuan Gölbaşı’ndayız. Gölbaşı’nda Özel Harekât’ta olsun, TÜRKSAT’ta olsun TRT’de olsun mücadele Gölbaşılı, Ankaralı vatandaşlarımız tarafından verilmiştir. Ama 15 Temmuz hala devam ediyor. 15 Temmuz darbe girişimini o zaman tankla tüfekle yapmaya çalıştılar. Vatandaşlarımızın paralarıyla alınan o malzemeleri vatandaşlarımızın üzerine doğrulttular. Şimdi ise 15 Temmuz farklı bir şekilde devam ediyor. Bu da Cumhurbaşkanımızın bahsettiği faiz lobisidir. Amaçları ise milletin iradesini yıkmak Cumhurbaşkanımızı bu ülkenin başından almaktır. Burası son kale oldu. Bölgemizde Suriye olsun, Filistin olsun, Mısır’da yaşananlar olsun, bunların hepsine baktığımız zaman en son girişim Türkiye’de 15 Temmuz olmuştur.

Yani yine dış güçler mi?

Yani hep deniliyor ya dış güçler dış güçler... Baktığımız zaman Avrupa’ya, orada çıkan dergilere yayınlara... 100 yıl önce Abdülhamit Han, cennet mekân, Ulu Hakan’a yapılanların aynısı şimdi de yapılıyor. Çok benzer gidiyor. İsimler değişik fakat olaylar ve yayınlar aynı zihniyetin ürünü. 80’de darbe olmuş, geçmişte başbakanlar asılmış bu ülkede. Biz mesela bu ülkenin gençleri olarak buna müsaade etmedik. Ekonomik krizle bizim vatandaşlarımızı korkutamazlar. Bu millet sırtında neler taşıdı. Hiçbir zaman dik duruşunu kaybetmedi. Kurtuluş savaşına bakıyorsunuz, bizim Satı kadınlarımız var, Mehmet onbaşılarımız var. 24 Haziran seçimi ve sonrasındaki haftayı izleyin. Allah’ın izniyle birçok şekilde rahatlama olacak. Çünkü bunların son kozları 24 Haziran. 24 Haziran’da bu ümitleri de bitmiş olacak.

Az önce 15 Temmuz’un hala devam ettiğini söylediniz. AK Parti, FETÖ ile mücadeleler kapsamında istediği mücadeleyi gerçekleştirebildi mi?

AK Parti sürekli kendini denetleyen, araştırma yapan ve inceleyen bir parti. Daha önceki kongrelerimizde de 17 Aralık baz alınarak, bunlarla iltisaklı, bu melanete destek verenleri teşkilatlarımız hiçbir şekilde yanaştırmadı, kendi içindekileri silip attı. AK Parti olarak biz kendi içimizde partimizi korumakla mükellefiz. Ağır bir girişim atlatıldı. Devletimizin bir refleksi oldu tabi. Birçok dava sonuçlanıyor, suçlu suçsuz ayrılıyor.

Bu davalarda mağdur olanlar var mı? Varsa buna yönelik çözümler üretiliyor mu?

Davalara gelmeden şunu belirtmek isterim ki; babasını, kocasını, çocuğunu vatan için o gece yalın ayakla, çıplak elle tanka tüfeğe karşı mücadeleye gönderenler de ne yazıktır ki istemeden mağdur oldular. Olmadılar mı? Bu olayların en büyük mağduriyetini biz yaşadık, milletimiz yaşadı.Biz o değerli ailelerin mağduriyetini nasıl gidereceğiz? Onların evladının, kocasının, babasının yerini kim tutabilir ki?

Ama yine de davalara gereken önemin verildiğini açık yüreklilikle söyleyebilirim.Partimizin ismi Adalet ve Kalkınma Partisi. Bizim için en önemli şey “adalet”. Bu konu Cumhurbaşkanımızın da en sıkı takip ettiği şeydir. Şimdi baktığımızda da böyle büyük bir olayın hemen neticeye kavuşması, araştırılmadan sonuçlandırılması olmaz. Bunların hepsi ince bir şekilde araştırılıyor. Mahkemelerimiz ve yargımız, suçlu ve suçsuzu ayırıyor ve ona göre bir yol izleniyor. Ama birileri kamuoyunda “FETÖ’yle mücadele iyi gitmiyor” diyorsa bu gerçeği yansıtmıyor. Bu da farklı bir oyun yani.

Sizin Milli Görüş kökenli olduğunuzu biliyoruz. Son dönemde de Ak Parti’nin özellikle Milli Görüş kökenli politikacıları üst düzey görevlere getirdiğini görüyoruz. Bu genel bir politika mı yoksa bir dönüşüm süreci midir?

Rahmetli babamız hem kendisi hem de arkadaşları olarak bir mücadele yaptılar. Milli Görüş önemli bir şey. Milli Görüş kavramını açtığımız zaman, içinde çok önemli şeyler var. Bizler baktığımız zaman, Ak Parti’nin kurulduğu zaman yaşımız itibarıyla da yenilikçi hareketin, Cumhurbaşkanımız, o zamanlar başbakanımız, genel başkanımızın yanında yer aldık. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tedrisatından geçtik ve hala da geçiyoruz hamdolsun.

Milli Görüş’ten geliyor diye bir şey yok. Bizim partimizin başarısı o Milli Görüş’ten geliyor, bu şuradan geliyor diye değil; burada kimin katma değeri var kim kendi donanımını koyabiliyor, kim daha çok çalışıyor bu yarışta ona bakılıyor.

Saadet Partisi’ni nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle son dönemini.

Saadet Partisi’nin son dönemini üzülerek değerlendiriyorum. Niye üzülüyoruz, böyle bir ittifakın içinde olduğu için. Şöyle baktığımız zaman rahmetli Erbakan Hocam, Allah rahmet eylesin, onun gittiği yoldan gitmiyorlar. Onun gittiği yoldan gidilse o ittifakta ve o oyunun içinde Saadet Partisi’nin olacağını düşünmezdim. Şu anda sadece izliyoruz.

Ortadoğu’yla ilgili birkaç sorum olacak. Kahire’de okudunuz. Ortadoğu ülkelerine sürekli gidip geliyorsunuz, orada çeşitli çalışmalar da yapıyorsunuz. Suriye politikamızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yani Suriye politikamızda sıkıntı mı görüyorsunuz?

Hayır, sizin bakış açınız nasıl? Orayı gerçekten yakından tanıyorsunuz.

Suriye konusunda politika yapmıyoruz. Biz Suriye politikasına tamamıyla insani bakıyoruz. Orada biz düzen bozalım diye bir şey yapmadık. Oradaki insanlar tamamıyla yok sayılıyor. Mesela Türkmen kardeşlerimiz askerliğe alındığında geri hizmette tutulup silah bile verilmiyordu. Baskıcı bir rejimle insanları ötekileştirip yok sayıyorlardı. Seçimlerini de açık oy gizli tasnif olarak yapıyorlardı. Cumhurbaşkanımız nasıl “dünya beşten büyüktür” deyip bu zalim düzeni deprem gibi bir zelzele gibi salladıysa…Görüyorsunuz G7’yi Trump terk etti. Cumhurbaşkanımız tek başına da olsa mazlumların sesi olarak dünyaya bir haykırışı var. Suriye politikasında da insani bir tutumumuz var. Suriye dediğiniz yer cetvelle çizilmiş bir yer. Yani şöyle Afrika’ya, Ortadoğu’ya baktığınız zaman, almışlar cetveli öyle çizmişler böyle çizmişler, parçalamışlar. 100 yıl, 200 yıl öncesine gidelim Halep’te yaşayanlara, İdlib’de yaşayanlara bakalım. Şam’da yaşayanlara bakalım, soyadlarına bakalım. İçi içe çoğu Türkçe bilen insanlar. Osmanlıca bilen insanlar. Oralar bizim zaten daha önceden de beldelerimiz, şehirlerimizdi.

Bugün Türkiye’yi yine umut olarak görüyorlar mı?

Türkiye’yi umut olarak görüyorlar. Bugün bakıyorsunuz, denizde mülteciler hapsedilmiş, Avrupa’ya alınmıyor. Kaç tane can var ama o kadar gaddar bir bakış açısı var ki, orada insanlar ölüyor. Biz insanların ne dinine, ne diline, ne rengine bakmışızdır, bu bizim mensubiyetimiz gereği, dinimiz gereği böyledir. Bu insanların sığındıkları ülke oldu Türkiye.

Bizler de sınırdan o insanları tekrardan ölüme gönderebilirdik ama Allah’a şükürler olsun bu işe insani baktığımızdan dolayı onları tek Suriye değil, Etiyopya eski ismiyle Habeşistan ilk hicret yeri olan Habeşistan’a Ak Parti Ankara Teşkilatı olarak biz yetimhane yaptırıyoruz, külliye yaptırıyoruz. Oralara gittik, yer tespitlerinde bulunduk, o bölgedeki insanlarla konuştuk, çeşitli yardım faaliyetlerinde bulunduk.

Size şunu söyleyeyim hiç unutamam bunu iki yıl önce gittiğimizde oradaki insanlar o yardım malzemelerini gördüklerinde, oradaki genç kızlar genç çocuklar o yardım malzemelerini almak için bekliyorlar… Ama baktığımızda ilerde yaşlı amcalar, yaşlı teyzeler, yaşlı dedeler çok uzakta oturup bakıyorlar. Gelmiyorlar, yanaşmıyorlar durumları da çok kötü; zayıflar, açlar. Bizde megafon aldık orda tercüman vasıtasıyla ‘selamünaleyküm, bizler Türkiye’den geliyoruz’ dedik. Bunu duyunca o yaşlı amcalar, yaşlı teyzeler geldiler öyle önlere doğru. Yardım paketleri dağıtılmaya başlandı. Kalabalığın arasından bir tane yaşlı amca geldi ve dedi ki; “Bak evladım bizler yıllardan beri burada kurumuş ağaçları öğütüyoruz, çamurlu suları tülbentle süzüyoruz içiyoruz ama asla imanımızı vermiyoruz. Bu evlatlarımız Avrupa’dan fonlanan, Amerika’dan fonlanan bu lobilerin fonladığı şeylerle o çocuklara zenginlik vaat ederek, lüks hayat vaat ederek çocuklarımızı devşirmeye dininden etmeye çalışıyorlar” dedi. “Bizler bu güne kadar imanımızı vermedik. Ama bu çocuklar gördüğünüz gibi bu yardımlar dağıtılırken sizin nereden ve kim olduğunuzu bilmeden zor şartlardan dolayı hemen geldiler. Bizlerin bu çocukları sizin de sorumluluğunuzda. Çünkü biz Osmanlıyı biliyoruz, çünkü biz İstanbul’u biliyoruz, çünkü biz ay yıldızı biliyoruz, çünkü biz Recep Tayyip Erdoğan’ı biliyoruz” dedi ve kendi şahsım adına söylüyorum bizim üzerimize ayrı bir yük yükledi.

Tam bu noktada, Kudüs, Filistin… Kınamalar yapıyoruz, eylemler yapıyoruz. Ama yeterince sonuç getirmediği açık. Şu anda da seçime odaklanmış durumdayız ve Kudüs gündemden düştü. Türkiye fiili olarak ne yapmalı Kudüs için?

Zaten şu an tek fiili olarak yapan bir şeyler yapabilen ülke Türkiye. O bölgelere baktığımız zaman Filistin olsun, uygulanan ambargolar olsun, Ortadoğu’da yaşananlar olsun hepsi oldukça üzücü. İslam dünyasında şia, sünni diye bir şey var. Bakıyorsun Alevi Sünni diye bir şey var, şu cemaatten bu tarikattan diye bir şey var, kimse Kur-an’ın ne dediğine bakmıyor. Asıl olan Allah’ın mesajına bakmıyor. Şu anda Anadolu insanı kenetlenmiş durumda elhamdülillah. Bizler bu oyuna gelmeden son kale ayakta kalacak. Tüm İslam dünyası ve Türk dünyası güven içinde devam edecek. Filistin konusu çok önemli. Filistin’de şu anda yaşananlar, daha önce yaşananlar… Kaç yıldan beri Filistin’le alakalı sıkıntılar yaşıyoruz. Filistin’de şuan kaç çocuk ölüyor, nasıl bir şey yaşanıyor, kaç tane Müslüman ülkesi var, kaçı buna duyarlı, görüyor ve ibretle izliyoruz. Burada da yine o Müslüman idarecilerin halklarının iradesini yansıtmayarak Filistin konusunda da hem Filistinli kardeşlerini, hem Türkiye’deki bu onurlu duruşu yalnız bırakıyorlar. Allah hepimizin yardımcısı olsun. Kudüs bizim için ilk mescit,nasıl Mekke, Medine önemliyse Kudüs de bizim için önemli. Kudüs, Mescid-i Aksa bizim tamamıyla kırmızı çizgimizdir. Oradaki kardeşlerimiz nasıl onurlu bir mücadele veriyorsa bizlerde burada sesimizi tüm dünyaya duyurmak için Cumhurbaşkanımızın arkasında devam edeceğiz. Kudüs’ü yalnız bırakmamalıyız, Anadolu insanından Kudüs’ü görmeyen kalmamalı. Bizim için Kudüs çok şey ifade ediyor. Harem bizim için nasılsa orası da bizim için harem; bizim namusumuz. Namusumuzu korumak ve müdafaa etmekten hiçbir şekilde çekinmeyiz, öyle de bir liderimiz var hamdolsun.

İl başkanı olmadan önce Gölbaşı meclis üyeliğinden istifa ettiniz. Yoğun bir şekilde meclis toplantılarına gelmemekle eleştirildiniz. Bu süreci anlatır mısınız? Neden gelmediniz meclis toplantılarına?

Bu meclis üyeliğinin daha öncesi var. Bizler sıkı bir muhalefet ettik. Yapılan yanlışları da doğruları da kürsüden söyledik basın aracılığıyla sizler aracılığınızla duyurduk. Halkımız da o şekilde takdir etti ve AK Partili belediye oldu. Bizler meclis üyeliği konusunda da tekrar meclis üyesi olarak seçildikten sonra 2014 yılında il yönetiminde görev almaya başladık. Bir önceki dönem ve şimdiki dönemde yapmış olduğumuz işlere bakıldığında belediye başkanımız ve ilçe başkanımızla birçok katma değer sağladığımızı düşünüyorum. Gölbaşı’na hem hükümetimizden hem de büyükşehirden yatırım geldi ve gelmeye devam ediyor. Fazla mütevazılık yapmayalım, bunlarda ufak da olsa katkımız var. Sağ olsun hem belediye başkanımız hem de ilçe başkanımız bunları birçok yerde deklare ediyorlar. Bizler bir aile, kardeşler topluluğuyuz. Bizim orada burada olmamızın hiçbir önemi yok. Ben Gölbaşı’nın köylüsüyüm, Bezirhaneliyim. Gölbaşı’nda, Bezirhane’de köyde büyümedik ama doku olarak da aidiyet olarak da oraya bağlıyız. İnsanlara doğduğu büyüdüğü yerlere hizmet etmek hadimlik yapmak büyük bir şereftir. Bizlerin dönüp dolaşacağımız, en son musalla taşına konulacağımız, son yolculuğa uğurlanacağımız, helallik alacağımız yer yine buradaki Gölbaşı’ndaki kardeşlerimiz ve Bezirhane’deki köylülerimiz olacaktır.

Son olarak 24 Haziran’a giderken Gölbaşı İlçe Teşkilatı’nın çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Gölbaşı İlçe teşkilatımızın çalışmaları güzel ve ivme kazanarak devam ediyor. Sağ olsun şu anda ilçe başkanımız, ilçe yöneticilerimiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız, mahalle yönetimlerimiz, sandık yönetimlerimiz, belediyemiz, meclis üyelerimiz, belediye başkanımız kenetlenmiş bir şekilde sahadalar. Tek vücut olmuşlar. Çok güzel bir seçim kampanyası gerçekleştiriyoruz. Dışarı çıkıp baktığımızda birçok evin balkonunda bayrak görüyoruz. Bizim için en önemli olan bu. Bunları vatandaşlarımız istiyor. Seçim merkezlerimize gidip, ilçe teşkilatlarımıza gidip partimizin, Cumhurbaşkanımızın bayraklarını isteyip kendi balkonlarına asıyorlar. Arkadaşlarımızı arıyorlar, bu vazifeyi yerine getiriyorlar. Bir teşkilatın seçim kampanyasında çalışıp çalışmadığı sahadaki görünürlüğünden belli olur. Bir de seçim günü sandığa sahip çıkmasından…

Bu vesileyle de Rabbim tüm vatandaşlarımızın Ramazan Bayramı’nı hayırlara vesile etsin. Çocukların ölmediği, katledilmediği, tüm dünyada hukukun ve adaletin olduğu, zulmün baş göstermediği bir dünya getirir inşallah bu bayram. Rabbim hepimizin yardımcısı olsun.

ETİKETLER
Ankara Ak Parti Hakan Han Özcan İl Başkanı Kahverengi Koltuk Nisa Sayar Seçim 2018 24 Haziran Ekonomi FETÖ soruşturma Milli Görüş Saadet Partisi Ortadoğu Kudüs Suriye Filistin Burası Son Kale Gölbaşı
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert