Advert
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Prof. Dr. Mevlüt Karakaya'yı ağırladık.

Kahverengi Koltuk'ta bu hafta MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof Dr. Mevlüt Karakaya'yı ağırladık.

RÖPORTAJIN UZUN VERSİYONUNU AŞAĞIDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

İlk sorumuz seçimlerle ilgili. Ak Parti ve MHP bir ittifak halinde şu an. Cumhur ittifakı oluşumu nasıl gerçekleşti? Süreç nasıl şekillendi ve ittifakın ortaç amaçları neler?

Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı adı altında bir birliktelik oluşturdular. Seçim birlikteliği, seçim ittifakı.. Bu ittifaka giden yol biraz daha geriden başlıyor. Seçim sathı mailine girince yapılan bir anlaşma ya da ittifak değil. Biliyorsunuz 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra Türkiye’de birçok şey değişmeye başladı. Bu değişmenin temelinde özellikle 7 Haziran 2015 öncesinde uygulanan ve bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak da o dönemde ağır şekilde eleştirdiğimiz gayri milli ya da milli olmayan politikaların izlenmesiydi. 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra bizim de üzerinde önemle durduğumuz açılım süreci denilen süreç bitti ve onun arkasından devam eden bir süreç başladı. Bunun devamında biliyorsunuz 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ’cü bir kalkışma oldu. 7 Haziran’dan sonraki çözüm süreci olarak ifade edilen bize göre çözülme süreci olan o sürecin bitmiş olması ve onun arkasından hatırlayacaksınız Güneydoğu Anadolu bölgesinde o süreç içerisinde iç savaşa hazırlık niteliğinde olan, silahların depolandığı, hendek ve tünellerin kazıldığı şehir merkezlerini gördük. Süreç bu şekilde başladı. 15 Temmuz’u gördükten sonra Türkiye devletinin beka sorunu yaşadığı çok açık bir şekilde ortaya kondu. Beka mücadelesi veren, iki terör örgütüyle yoğun bir mücadele içerisine giren, Türkiye’nin geleceği açısından, geleceğini teminat altına alma açısından öncelikle hükümet etme sistemindeki aksaklıkları, eksiklikleri gidermesi gerekiyordu. Dolayısıyla bu ittifak terörle mücadele konusunda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kararlılığını görüp ve bunun üzerine terörle mücadelede Milliyetçi Hareket Partisi’nin daha önce önerdiği adımları atmasıyla burada doğal olarak ittifak başlamıştı.

Diğer siyasi akımlar? Cumhur ittifakı dışında kalan siyasi partileri nasıl konumlandırıyorsunuz?

Bu konuda bazen Milliyetçi Hareket Partisi’ne soruluyor, efendim siz daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi’yle kavga içerisindeydiniz, birbirinize demediğinizi bırakmadınız, bugün niye bir aradasınız? Niye biz kavga ve gürültü içerisindeydik geçmişte. Bizim birbirimizle şahsi bir meselemiz yoktu, miras kavgamız da yoktu. Bizim kavgamız memleket kavgasıydı. Biz o gün yapılan politikaları doğru bulmuyorduk onun için eleştiriyorduk, kavgamız bunun içindi. Ama anlatmaya çalıştığım gibi bugün yapılan politikalar Milliyetçi Hareket Partisi’nin başından beri söylediği, olması gereken politikalar. Sayın Cumhurbaşkanının da ifade ettiği yerli ve milli politikalar. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi bu politikalara destek vermeyecekte neye verecek. Allah rızası için bir oturup düşünmeleri lazım. Türkiye’deki partilere, iddialı olan, seçime giren partilere bir bakalım. PKK ile mücadeleyi hangi parti ile yapabilirsiniz? Ben açık söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’yle veya Cumhuriyet Halk Partisi’nin İçinde bulunduğu bir ittifakla, HDP’nin içinde bulunduğu bir ittifakla bir mücadele yapılabilir mi? Zaten PKK’nın uzantısı HDP. Böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Biri bana bunu izah etsin. TBMM’de Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin önemli bir kısmı HDP ile zaten iç içe aynı şeyleri savunuyorlar. Aynı şeyleri konuşuyorlar. CHP değil mi Afrin konusunda milletten çekindiği için gitmesin, girmesin diye oradaki güvenlik güçlerimizin, askerimizin, özel Hareketımızın, polisimizin moralini bozma noktasında Afrin’e girersek buradan çıkamayız, bu çocukları ölüme gönderiyorsunuz şeklinde karşı çıkan. Sınırına gelinmiş, sınırından TIR’ların geçeceği tüneller açılmış, birileri bir şeylere hazırlanmış, biz içeride uyuyoruz. Bizim söylediğimiz buydu. Bu topraklarda bir kıvılcım olursa Allah göstermesin bunun arkasını iç savaşa götürürler rahat bırakmazlar. Yani biz CHP ile mi yapacağız böyle bir ittifakı?

Beri tarafa geliyorsun yeni bir parti çok fazla konuşmak istemiyorum bizim İP olarak ifade ettiğimiz parti. CHP ile kamuoyu önünde gördük, 15 vekil getirip götürüyor. CHP kiminle beraberse onun misyonuyla gidiyor.

Saadet Partisi?

Peki FETÖ’yle mücadeleyi kim yapabilir? Burada çıkılıp şu söyleniyor, Recep Tayyip Erdoğan ya da Adalet ve Kalkınma Partisi bunları bu güne getirdi. Bunları bu duruma getirdi veya destek verdi meselesi ayrı bir mesele ama bugün yapılacak mücadele çatıda yangın çıkmış biz yangını mı söndüreceğiz yoksa yangını kim çıkardı derdine mi düşeceğiz. Peki yangın binayı sararsa ne olacak. Yangını şu anda kim söndürmeye çalışıyor. Dolayısıyla yangını söndürmeye çalışanlara destek vermek lazım. Dolayısıyla bugün Adalet ve Kalkınma Partisi ve başta sayın Cumhurbaşkanı her iki terör örgütüyle mücadeleyi kararlı bir biçimde yürütmeye karar vermişse politikalar milli ve yerli politikalara doğru Milliyetçi Hareket Partisi’nin tasvip edeceği şekilde devam ettiriliyorsa Milliyetçi Hareket Partisi’ne düşen tek şey bu desteği vermekti ve bu ittifakın oluşmasıydı. Milletimiz de bunu sokaktan görüyoruz bu kısa süre içerisinde hakikaten Cumhur İttifakını benimsemişler, destekleyeceklerini söylüyorlar. Sevindirici taraf Milliyetçi Hareket Partisi’ni de bu yapı içerisinde ülkenin teminatı olarak görüyorlar, bekanın teminatı olarak görüyorlar, geleceğin teminatı olarak görüyorlar dolayısıyla buda bizi ziyadesiyle memnun ediyor.

Milletvekili adaylarınız açıklandı geçtiğimiz günlerde. Adaylar belirlenirken hangi kriterler ön planda tutuldu?

Milliyetçi Hareket Partisi’nin zaten öteden beri belli kriterleri vardı ama bu dönemde biraz daha FETÖ konusu gündemde. FETÖ’nün siyasi ayağının temizlenmesi, siyasi ayağına girilmesi konusu uzun zamandır konuşuluyor. Siyasi ayağının temizlenmesi bu süreçlerle olur. Yasal olmayan veya suç işlememiş olanlar olabilir ama bu yapıyla alakalı, bağlantılı olabilir. Bu konuyla ilgili hassas bir süreçten geçti.  Adayların özellikle sosyal medya paylaşımlarından oradaki değerlendirmelerinden başlayarak, kendi müracaat ettiği bölgeleri ve teşkilatlarıyla istişare edilerek bizim tüzüğümüzdeki merkez yoklaması dediğimiz bir yöntemle gerçekleştirilmiş oldu. Bir de kamuoyu denetimine sunduk. Yüksek Seçim Kuruluna son gün 21 Mayıs olmasına rağmen biz listeleri daha erken vererek bir kamuoyu denetimine de listelerimizi sunduk. Basında medyada veya seçim çevrelerinde kim ne diyecekse adaylarla ilgili söylüyorlar, eleştirilerini de yapıyorlar.

Ekonomi, maliye, finans sizin alanlarınız olduğu için soruyorum. Türkiye’de bugün ekonominin iyi olmadığı yönünde bir hava var, bu her yerde hissediliyor, konuşuluyor. Bununla ilgili düşünce ve önerileriniz nelerdir?

Türkiye ekonomisini, küresel ekonomiden bağımsız olarak düşünmek mümkün değil. Tabii bu uzunca bir süre özetle serbest piyasa ekonomisine geçilmeyle birlikte başladı ama küresel ekonomiye entegrasyon gittikçe artmaya başladı. Yani o bütünleşme dış ekonomilerle bütünleşme olayı şimdi doğal olarak bizi etkiler. Çünkü artık o entegrasyon geçmişle mukayese edilemeyecek belli bir ölçüde, belli bir seviyede. Şuna benziyor siz esnafsınız, işletmesiniz ben öyle, arkadaşım öyle. Ne oluyor bir ticaretimiz var, ben sizden alıyorum, siz oradan alıyorsunuz. Şimdi bu döngü içerisinde bir arıza olduğu zaman diğerine borcunu ödeyemiyor, o da öbürüne ödeyemiyor. Küresel ekonomideki durum bu. Entegrasyon ekonomileri aslında birbirine bağımlı hale getirdi. Aslında bunun iyi tarafları var kötü tarafları var dolayısıyla iyi yönetebilirseniz iyi taraflarından istifade edebilirsiniz. Bu süreçte Türkiye Suriye’de Afrin Hareketı ile birlikte uzun zamandır bir mücadele yürütüyor. Bu mücadele sadece orada teröristlerin temizlenmesi ile alakalı bir mücadele değil. Bu mücadele aynı zamanda dünyayı ben yöneteceğim, dünyanın sahibi benim diyen ülkelerle yürütülen bir mücadele. Bunların arkasında ekonomik şeyler de var. Türkiye ekonomisiyle ilgili bir takım sorunların çıkarılmasına yönelik ciddi gayretlerin olduğunu biliyoruz ama işin diğer tarafından bakıldığında belki bizim ekonomi yönetimimizin hatası olmadı mı, oldu. Biz bunu da süreç içerisinde öteden beri hep eleştirerek geldik. Üretim karşıtı politikalar, ağırlık olarak yapılan ithalatın tüketimle alakalı olması ve tasarruf oranlarının düşüyor olması ve o tasarruflarla yapılan yatırımlarımızı finanse edemememiz. Bu tasarruflarda ki düşmenin sürekli devam etmesi Türkiye’de sonuçta borçlanmaya, bu borçlanma ise özellikle özel sektörün borçlanmasına neden oldu. Bunlarda başka sıkıntıları ister istemez getirdi, getiriyor. Ben şuna inanıyorum, özellikle şu anki dolardaki hareketliliğin seçimden sonra oturacağını düşünüyorum.

Uluslararası siyasette bugün Türkiye’yi nasıl konumlandırıyorsunuz? Özellikle son 5 yıllık dış politikamızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dış politikayla ilgili belki 2015 öncesi 2015 sonrası veya 2016 diye ayırabiliriz. 2015 sonrasında dış politikada, o dönemde söyledik, ülkemizle sorunu olan ülkelerle daha yakın daha iç içe politikalar izlendi. 7 Haziran seçimlerinden sonra PKK konusunda uyandık. Hani bir çözüm olacaktı, analar ağlamayacaktı, Büyük Ortadoğu Projesi vardı. Bu projelere destek olan bu vesileyle de dış politikada o projelerin aktörleriyle daha bir uyum içerisindeydik. Öyle görünüyordu ama bunların ülkeyle ilgili emelleri bir kez daha ortaya çıkınca durum farklı hale gelmeye başladı. 2015’ten sonra özellikle biraz çetrefilli geçiyor biraz sıkıntılı geçiyor ama Türkiye’nin de bu duruşu göstermesi gerekiyordu. Biz son 3 yıldır izlenen politikaların daha kişilikli daha şahsiyetli, ülke açısından daha bağımsız bir politika olduğunu söyleyebiliyoruz. Bugünkü izlenen politikalar Güneydoğuda, Suriye’de, Afrin’de ve oradaki birçok bölgede Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendi beka mücadelesi için orada olduğunu bize gösteriyor. Hatta Güneydoğu Anadolu’da illerimizi bile devlet olarak terk etmiştik. Bugün ise olmamız gereken yerde, olmamız gerektiği şekilde bunu devam ettiriyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak ‘bugün siz niye bu hükümeti desteklediniz, destekliyorsunuzun’ cevapları bunlar.

Toplamda genel olarak aslında Ak Parti’yle tüm bu noktalarda mutabık kaldığınız için..

Yani beka mücadelesi bu ama ekonomi yönetimi bambaşka bir olay. Bu anlamda sektörler hayatın birçok alanına ilişkin ekonomik, sosyal, siyasal alanlara ilişkin tabii ki farklılıklar olacak, düşünce ve görüşler olacak.

Bu coğrafyada yetiştiniz, Gölbaşı’nı yakından tanıyorsunuz. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğunuz dönem Gölbaşı’ndan yeterince destek alabildiniz mi ya da gereken hassasiyet gösterildi mi?

Gölbaşı gereken desteğini verdi. Gönül daha fazlasını arz ediyordu ama bir kişi de olsa bizim için kıymetlidir. Dolayısıyla siyasette bazen ne söylediğinizden daha önemlisi ne söylemediğinizdir. O hatayı yapan siyasetçiler oluyor. Eğer Gölbaşı’nda beklenen destek olmadıysa demek ki biz ulaşamadık. Tabii ki gönül koyduklarımız oldu, üzüldüklerimiz oldu ama sonuç itibariyle oy verene de vermeyene de hep teşekkür ettik. Yani bildiklerimiz vardı Gölbaşı’nın sokaklarına geldik oy vermedi ama geri kucaklaştık, sarıldık çünkü siyaset uzun soluklu bir uğraş, o gün olmaz bugün olur. Bugün de kimi görsek sokakta, özellikle Adana’ya gittikten sonra herkes Ankara’ya gel diyor. Dolayısıyla Allah nasip etti, genel başkanımızın takdiri ile Ankara 1. bölge Gölbaşı’nı da içine alan bölge 1. sıra milletvekili adayı olarak yine Gölbaşlıların karşısına geliyoruz. Ben artık bu sefer parti ayrımı gütmeden hemşehri desteği bekliyorum, vereceklerine de inanıyorum.  Ama büyükşehir belediye başkanlığı şeylerine de takılıp kalmıyorum. Tabi o zaman üzüldük, insanın kendi memleketi kendi toprağı. Benim köyüm daha önce Bala’ya bağlıydı ama Gölbaşı - Bala arasıydı bizim ilçemiz. Yine buranın Gazi Üniversitesi’nin kampüsünde uzun yıllar hocalık yaptım. Benim fiili ilçem kağıt üzerinde olmadı ama hep Gölbaşı oldu, öyle de devam ediyor. Kardeşlerim burada benim, annem babam gelir gider, bizler buradayız, oğlum burada. Dolayısıyla Gölbaşı bizim toprağımız, kentimiz hep öyle tarif ediyoruz. Gölbaşılılar bu sefer sokaktaki ilgi alaka konuşmaları devamlı görüyoruz. O dönem yapmadıklarını bu dönemde yapacaklarını umuyorum ve bekliyorum.

Gazi Üniversitesi’nde okudunuz, daha sonra Gazi Üniversitesi’nde hocalık yaptınız. İdari ve akademik görevlerde bulundunuz. O yıllardan aklınızda kalan, hiç unutmam dediğiniz bir hatıranız veya başınıza gelen ilginç bir olay var mı?

Birçok vardır. Askerlik gibi oturup anlatabilirim. Gerçi kısa dönem askerlik yaptım ama uzun dönem askerlik yapanlardan daha çok askerlik hikayesi anlatıyoruz. Üniversitede bir ayağımız dışarıda geçti ama 29 yıllık çalışmamız var. Bunun belki birkaç yılı yurtdışında geçti, bürokraside geçti ama üniversiteden hiç ayrılmadım hep bir ayağım üniversitede oldu. Diğer görevler ekstra onun üzerine gelen görevler gibi oldu. Bir çok şey var, birden insanın aklına gelmiyor ama şöyle söyleyeyim üniversite hayatıyla ilgili olarak yani şu anda sayılarını bilmiyorum ama 10-15 bin civarında çoğunluğu öğretmen olan Anadolu’nun dört bir yanına dağılmış öğrencilerim var. Bürokraside olanlar var, çoğu zaman bunların sosyal medyadan destekleri ile karşılaşıyoruz. Yıllar geçmiş, boyları kadar çocukları olmuş o fotoğraflardan görüyoruz, ‘hocam elinizden öpüyorum, bize çok şeyler öğretmişsiniz biz onları sonradan idrak ettik, sizi izliyoruz, takip ediyoruz, her tarafta konuşuyoruz’ şeklinde dönüşler oluyor, insanın hoşuna gidiyor.  Yalnız tek şey öğrencilerimin yaşlandığını, boyları kadar çocuklarının olduğunu, saçlarının ağardığını görünce biz de yaşlandık artık diye kendi kendimize söylenmeye başlıyoruz.  Şuan belki bu konuyla ilgili söyleyebileceğim şey bu.

Benim sormayı unuttuğum, sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Yani her şeyi de sordunuz. Bence anlatılmadık bir şey kalmadı diye düşünüyorum. Ben bu vesile ile böyle bir ortamın oluşması ve samimi bir sohbetin oluşması açısından sizlere çok teşekkür ediyorum, başarılarınızın devamını diliyorum.

ETİKETLER
Ankara Gölbaşı Mevlüt Karakaya Kahverengi Koltuk MHP Milliyetçi Hareket Partisi Cumhur İttifakı Seçim 2018 24 Haziran Ak Parti CHP
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500