Reklamı Geç
Advert
Advert
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
Nisa Sayar ile Kahverengi Koltuk
İsa Ömercan'ı ağırladık.
Advert

Kahverengi Koltuk'ta bu hafta GÖLDER eski başkanı ve Gölbaşı'nın tanınan siyasetçilerinden İsa Ömercan'ı ağırladık.

RÖPORTAJIN UZUN VERSİYONUNU AŞAĞIDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ.

İsa Ömercan'ı tanıyabilir miyiz?

1961 yılında Bala’nın Tohumlar köyünde 12 çocuklu bir ailenin 11 numaralı çocuğu olarak dünyaya geldim. İlkokulu köyümde okudum, ortaokul, lise ve üniversiteyi Ankara’da okudum. Tabii rençper bir ailenin çocuğuyum. Babam rençperlik yapar, okuma yazma bilir. Annem ümmi bir kadındı, okuma yazması yoktu. 12 çocuğu yetiştirdiler, ben 11 numarayım. Tabii köy yerinde yaşadığımız için biz de oralarda toprakla haşır neşir olduk, çevreyle haşır neşir olduk. Doğa sevgisi ve çevre sevgisi çocukluğumdan kalan bir şey bende, bunları da hayatımıza yansıtmaya gayret ediyoruz. Siyasi hayata 1994 yılında başladım ve 1994’ten beri Gölbaşı’nın siyasi, sosyal, ekonomik hayatında var olmaya çalıştım ve bugün de halen ikametim Gölbaşı’ndadır. Gölbaşı’nda devam ediyoruz. Gölbaşı’nı seviyoruz.

Toplumsal ve siyasi açıdan Gölbaşı hakkında geçmiş ve günümüze dair bir değerlendirme yapabilir misiniz? Neydi, ne oldu?

Biz siyaset yaptığımız dönemlerde çok keskin yerli, yabancı ayrımları vardı. O dönem içerisinde öyle bir noktaya gelmişti ki Gölbaşı’nda seçim zamanı olduğunda sanki Osmanlı Rus harbi oluyormuş gibi bir pozisyon ortaya çıkıyordu. Komşu komşuyla beraber sohbet ediyor, yaşıyor, birlikte alışverişleri ve ticaretleri var ama seçim zamanı geldiğinde bir kavgadır çıkıyor yani. Erdal Abi ile Mümtaz Sarıtaş bir zaman belediye başkanlığı yarışlarında ikisi çekişiyorlardı. Herhalde biraz da toplumun kendisini tanımlama güdüsünden diyeyim böyle bir karşılıklı cepheler oluşturuldu. Ne yazık ki bu cephe uzun yıllar kırılamadı ve Gölbaşı’nda hala bazı şeyler değişmiş değil. Gölbaşı’nın nüfus yapısı değişti, nüfusu arttı; bugün 130.000’lerin üzerinde bir nüfusa sahibiz. Aslında bunun artık kentleşmeyle birlikte son bulması gerekiyor. Şu zamandan sonra Gölbaşı’nda artık yerli, yabancı diye insanların ön alabileceği bir durum bence kalmamıştır.

Bir gelişme var mı?

Tabii ki bir gelişmişlik de söz konusu. Dışarıdan gelen insanların getirdiği kültürlerin neticesinde iç kültürde de bir değişme meydana geldi. Dolayısıyla da şu anda hemşehrisinden ziyade işi daha iyi kim yapar, o noktaya doğru bir kayma var toplumda.

GÖLDER'den biraz bahseder misiniz? Kuruluşuyla neleri amaçladınız, ne duruma getirdiniz ve şu an mevcuttaki durumu ve konumu nedir?

O dönem içerisinde kaymakamımız Abdullah Durukan vardı, kulakları çınlasın büyük de hizmetleri olmuştur Gölbaşı’na. Böyle bir sivil toplum örgütünün olması gerektiğini söylemişti. O zamanlarda da Avrupa Birliği yasalarına göre belediyelerin kurması zorunlu olan gündem 21 oluşturuluyordu. Bundan esinlenerek bir siyasinin söyleyemeyeceği, bir kaymakamın söyleyemeyeceği bazı sorunları rahatlıkla dile getirebilecek bir sivil toplum kuruluşu olması gerekiyordu, Gölbaşı’nın buna ihtiyacı vardı. O dönem içerisinde en büyük tartışmalarımızdan birisi Gölbaşı sanayi kenti mi olsun, turizm kenti mi olsun idi. Gölün temizliği ile ilgili de mücadeleler vardı, o dönem içerisinde belediye başkanımız olan Erdal Eren iki defa göl ile ilgili toplantı düzenledi. ODTÜ’nün çalışmaları vardı, Hacettepe üniversitesinin çalışmaları vardı ve o gün bu gündür 20 yıldır aslında göl hiç gündemden düşmedi. Biz GÖLDER’i kurarken de aslında hem çevremize hem de yaşadığımız yere sahip çıkabilmenin mücadelesini verebilmek için böyle bir oluşumda bulduk o dönemdeki arkadaşlarımızla. Tabii GÖLDER benden önce de büyük şeyler yaptı, Cevdet Abi’nin belediye başkanlığı döneminde; en büyük ses getiren organizasyonları o zaman yapmıştı GÖLDER. Hüdaverdi Bey vardı dernek başkanı, Bayram Türkmez vardı yönetiminde, sonra bir dönem DYP’de siyaset yapan bir arkadaşımız Selami Emmoğlu vardı o da bir dönem dernek başkanlığımızı yaptı. Aslında herkes dönem içerisinde gücünün yettiği kadar bu ilçe için mücadele verdi. Ben yaklaşık 7 yıl başkanlığını yaptım GÖLDER’ in. Benim dönemimdeki olaylarda da biz daha çok gölü gündemde tuttuk, bununla beraber Sevgi Çiçeğini ön plana çıkardık. Şimdi Sevgi Çiçeğini bir marka haline getirdik, o dönem içerisindeki arkadaşlarımızla beraber bir mücadele içindeyken tanıtımla ilgili, bize çok eleştiriler yaptılar; işte otla çöple uğraşıyorsunuz diye. Sivrisinekler vardı bir de tabii. Sivrisineklerle ilgili vatandaş çok muzdaripti gerçekten. Birçok gündem oluşturduk. Özel Çevre Koruma Kurumu bununla ilgili biyolojik ilaçlama sistemini getirdi. Tabii ki sadece bunlar değil, Gölbaşı’nın tanıtılmasında ve turizm kenti olmasında çabalarımızın olduğuna inanıyorum. Yeterli desteği alabildik mi, maalesef alamadık. Eğer Gölbaşı’nı turizm kenti yapacaksak bir insan gününü nasıl geçirir bunun cevabını bulmalıyız. Eğer biz bunu yaparsak 100 bin insanın buraya teneffüs olmak için gelmemesi bile içten değil.

Şu an ne yapıyor GÖLDER?

Ben şu anki durumunu çok net olarak bilmiyorum, başkan arkadaşım zaman zaman beyanatlar veriyor, gazetede okuyorum. Gölbaşı’nın meseleleriyle ilgili beyanatları var. Onun dışında biz başka bir aktivite görmedik.

Gölbaşı ile ilgili hayalleriniz var mıydı, varsa nelerdi?

İnsanların hayalleri olmazsa sevemez, seviyorsa da mutlaka hayalleri vardır. Ben Gölbaşın’da 2004 yılında belediye başkanı adayı oldum, tabii ki hayallerim vardı. Gölbaşı’nı farklı noktalara taşıyabileceğime inandığım için, hayallerim olduğu için adaydım. Gölbaşı’na ben o dönem içerisinde metronun gelmesini çok isterdim. Gölbaşı’na raylı sistem olmazsa olmazımız. Bugünkü geldiğimiz noktada günde 100 bin insan gelecek buraya ama insanların gelmesi için bazı alt yapıların yapılmış olması gerekir. Turizm yapalım ama yapmamız için bu insanlar nerede gezecekler, nerede yedireceğiz, nerede yatıracağız, nerede gezdireceğiz, bunların cevaplarının hazırlanması gerekiyor. Bizim hayallerimiz bunlardı. Gölbaşı’nın alternatif yollarla ulaşımının kolaylaştırılması, gölün temizlenmesiydi en büyük hayallerimiz. 1998’de Erdal Abi belediye başkanıyken biz de Ana Vatan Partisi’nde yönetimdeydik. O dönem ilçe başkanımız Mehmet Atak’tı. Çevre bakanımızı getirdik, dip taramamızı yaptırdık. Gölün dibindeki çamurun ne kadar derinlikte olduğunu, nasıl temizlenmesi gerektiğini araştırdık. Çok çaba sarf ettik ama o dönemki bakanımız, söz aldığımız halde bir türlü yerine getiremedi. Denizcilik bakanı biz temizleyelim dedi. Ona da çok çaba sarf ettik. İki yıl da onunla uğraştık, bir sürü şey oldu. Tabii bu en son yapılanda gemi gelecek dediler, gelmeden görmeden inanmam dedim. Bu iş demeyle olmuyor. Yani geldi gördük çalışıyorlar, gerçekten bizim en büyük hayallerimizden biri de oydu, gerçekleştirenlere teşekkür ediyoruz.

Gölbaşı Belediyesi'nin kuruluşundan bugüne kadarki yönetimleri artı ve eksi yönleriyle değerlendirir misiniz? İyi ve kötü yanlarını karşılaştırmanız gerekse nasıl bir analiz yaparsınız?

Geçmişinden baktığımızda ben siyasete girdiğimde ilk tespitlerimden bir tanesi, Gölbaşı’nın merkezine yakın köylerinde yaşayan insanların gölün var olmasına rağmen gölün kenarında bir bardak çay içmeden öldüklerini biliyorum. Çok zoruma gitmişti o zaman, ben siyasetin içindeydim köylülerle konuşuyordum ve soruyordum burada bir bardak çay içtin mi diye. Oturulacak yer var mı yoktu yani, doğal güzelliğin olması yetmiyor imkanların da olması gerekiyor. Bunun önünü en büyük açan, Gölbaşı’nı bizim hedeflediğimiz noktaya getiren Doktor Cevdet Kara’dır. Cevdet Kara’yı bir tuvalet yaptı diye eleştirdiler. Evet, bana da sorsalar ben de diyorum bir tuvalet yaptı ama memleketin en çok görünen yerine yaptığı için insanların aklında o kaldı. Dr. Şerafettin Tombuloğlu’nun ön kısmına yaptı. Gerçekten bir ihtiyaçtı o da. Onun dışında, Gölbaşı’nda gölün kullanılması için en büyük adımları atanlardan birisi. Yürüyüş yolunu açması çok basit görünen bir şey ama o kadar basit değildi. Bütün zorluklara, yokluklara rağmen gölün kıyısına bir yürüyüş yolu açıp insanların hizmetine sundu. Bir çağ açtı gerçekten. Belki de o dönemde istediği desteği bulamadı. Aslında eleştirilecek tarafları çok insanların ama gelmiş geçmiş yapmışlar artık. Gölbaşı bu durumdaysa bunda herkesin bir payı var, geçmişten gelen Mümtas Sarıtaş’ın da, Erdal Eren’in de, Doktor Cevdet Kara’nında, Abdul Nasır Haşlak’ın da iyi yönüyle de kötü yönüyle de bir sorumlulukları var, iyi yönüyle olmasında da bir sorumlulukları var. Aslında bunları masaya yatırıp tek tek analiz etmek de çok kolay değil.

Peki, şu an mevcuttaki belediye başkanımız Fatih Duruay’ın çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?

Fatih Bey’in çalışmalarını son 1 yıldır yakın takip ediyorum. Yapısal çalışmaları var. Belediyenin kendi yaptığı parklar var, sosyal tesisler var. Bunlar güzel şeyler, belki gecikmiş ama bugüne denk geldi, yapılması gerekiyordu. Son bir yılını başarılı buluyorum Fatih Bey’in. Mogan Gölü temizleniyor, Konya yolunun iki yakasının birleştirilmesi var çok büyük bir proje. Bu bir belediyenin tek başına yapabileceği bir proje değil ama önderlik yaptılar, liderlik yaptılar ve nihayete erdirdiler. Çok kısa bir zamanda da başlayacak diye ümit ediyorum. Ama genel adettir Gölbaşı’nda belediye başkanları son 1 yılda çalışıyorlar, Yakup Bey de öyle çalışmıştı.

Gölbaşı’ndaki diğer siyasi aktörleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Diğer siyasi aktörler de yani siyasetin içinde olmayan aktörler de var. Mesela Mehmet Atak aksiyon adamıdır, Ahmet Çavdar vardır mesela iyi bir insan, kişilikli bir politika yaptı, kendince o da Gölbaşı’na hizmet etti. Bunlar aslında bir dönemin zorluklarında siyaseti kolaylaştıran adamlar bana göre. Ahmet Çavdar, Mehmet Atak, Namık Kemal Doğan o dönem içerisinde tabi Mümtaz Sarıtaş da aynı dönem içerisinde aktördü. Bunlar aslında belirli sertlikleri yumuşatma gibi bir olay yarattılar. O keskin sertlik sağ sol bu tür kavgalardan ziyade daha böyle dostane karşılıklı ilişkilerle samimi renkli kişilikleriyle ortamı yumuşatmalarında fayda sağladılar.

Bugünün siyasetçileri?

Bugüne baktığımızda aktör olarak gördüğüm bir Fatih Duruay var o da mevcut belediye başkanımız. Şimdi onun karşısında kimler yer alacak onları o zaman analiz etmek gerekir. Şu anda hiçbir şeye iddiası olmayan insanları konuşmayı uygun bulmuyorum kendi açımdan.

Mogan Gölünün temizliğinden, Konya yolunun alta alınmasından bahsettik. Son yıla geldiğimizde Gölbaşı’nda kronikleşmiş en büyük sorunlar çözülmeye başladı. Bu açıdan baktığımızda yerel seçimler yaklaşıyor, bu hizmetler seçime nasıl yansır ve seçim sonrası nasıl bir yapı oluşur Gölbaşı’nda?

Kronik olarak gördüğümüz en çok mücadele edilen Konya yolunun alta alınması ya da gölün temizlenmesi artık bir nihayete erecek, bunun bir artısı olması lazım. Benim beklentim o yönde. Ama kronik olarak gördüğüm bir şey daha var. Gölbaşı’nın ulaşım sorunu çözülmüş değil. Gölbaşı’nda son yıllarda bilmiyorum hiç dolmuşa otobüse bindiniz mi yani çok dolu geçtiği söyleniyor arkadaşlardan aldığım bilgi bu yönde. Ulaşımda büyük bir problemimiz var. Bu problemin çözülmesi için de gerçekten raylı sistemin olması lazım. Artık Gölbaşı metroyu mutlak suretle getirmelidir. Yani bu her iki yönden de olabilir, birincisi AŞTİ’den direkt bağlantı yapılabilir Gölbaşına ya da ikinci alternatif olarak İmrahor Vadisinden direkt istasyona bağlantı yapılabilir mesela Ankaray’ın Kolej istasyonuna.

Gölbaşı’nın şu anki en önemli sorunu toplu taşıma, raylı sistem eksikliği dediniz. Bunun dışında başka önemli sorunlarımız olduğunu düşünüyor musunuz?

Toplumu germeden, toplumun birlik ve beraberliğine hizmet edecek, kültürel açıdan toplumu biraz daha geliştirecek eylemlerin yapılması taraftarıyım. Bu tiyatrolarla anlatılabilir, müzikallerle anlatılabilir. Toplumu birbiriyle kaynaştıracak duyguların pekiştirilmesi gerekiyor. Tamamen siyasi olarak baktığımızda siyaset sadece kendine olanı istiyor bunda seçilmiş bir belediye başkanının ya da seçilen bir insanın siyaseti bir tarafa bırakıp tamamen partizanlık yapmak yerine toplumun genelini kucaklayacak, toplumun ihtiyaçlarına yönelik hizmetler üretmeleri gerekir.

Gezginler adı verdiğiniz gönüllü birliktelik kurmuş bir ekibimiz var. Bu grubun amacı, hedefleri ve aktiviteleri neler?

Bizim doğal olarak arkadaşlığımız devam ediyor. Geçmişten gelen bazı grup arkadaşlarımız var onlarla arkadaşlıklarımız devam ederken büyüyoruz da etrafımızdaki insanlarla. Yani biz herhangi bir resmi kuruluş değiliz. Bizim birlikteliğimiz gönüllü bir birliktelik sadece hani bir telefonun ucunda olan 10 kişi, 20 kişi bir araya gelebiliyoruz alo dediğimizde. Yaptığımız aktiviteler gezi. Hem ilçemizi tanımak. Hem ilçemizdeki gezilecek yerleri geziyoruz, hem de komşu illerde, ilçelerde benzer aksiyonlar alıyoruz. Ankaralı gezinler var mesela onlarla da organizasyonlar yaptık. Geçmiş dönemde onlarla birlikte Duatepe’ye gittik mesela, Polatlı Belediyesi’nin önderliğinde yapılan bir organizasyondu. Bunları yapıyoruz. Aslında kendi kapımızı süpürmenin gayreti içerisindeyiz.

Kesin, net, kısa bir soru soracağım. Samimiyetinize inanarak kısa bir cevap bekliyorum. Gelecek seçimlerde belediye başkanı adaylığı düşünüyor musunuz?

Çok zor bir soru sordun. Gelecek de bir gün gelecek. Hedefimiz olabilir, gönlümüz olabilir ama konjonktür nereye kayar, nasıl olur ona şu anda cevap vermek doğru olmaz diye düşünüyorum. Allah bizi millete hizmet etmekten geri koymasın.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Her şey Gölbaşımız için, Gölbaşı’nın birlik beraberliğine katkı yapabileceğimiz her ne olursa biz siyasi bir argüman beklemeden, siyasi bir menfaat beklemeden her türlü bu işin içinde olabiliriz. Herkes her türlü görüşü paylaşabilir ama bir tane Gölbaşı var, bu Gölbaşı’nın daha iyi yere taşınması konusunda her zaman var olmak istiyoruz, var olacağız, elimizden geldiği kadar yapan arkadaşlarımıza destek olacağız.

ETİKETLER
Kahverengi Koltuk İsa Ömercan Nisa Sayar Mogan Gölü Gezginler Grubu Gölder Adaylık Belediye Başkanlığı Fatih Duruay
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert