Advert
Firavun’un Sofrası
Firavun’un Sofrası
Firavun’un Sofrası
Advert

Devletimizin ve milletimizin dünyanın çeşitli bölgelerinde yardıma muhtaç insanlara yaptığı yardımlara eleştiriler sıralayan, bu milletin ahlaki değerleriyle yakından uzaktan bağı bulunmayan tipler türemeye başladı. Türk milletinin, ecdadından kendisine miras kalan yardımseverlik ve mazlumu koruyuculuk vasıflarını yok saymaya, görmezden gelmeye çalışan tipler bunlar. Bu, gönlü fakir, düşüncesi kısır insanlar konuşmaya, eleştirmeye devam ede dursun devletimiz nerede muhtaç insan varsa din, dil, ırk ayrımı gözetmeden yardımlarını ulaştırmaya devam ediyor.

Şüphesiz ki yardım etmenin ve paylaşmanın insanlara sayısız nimeti vardır. Hadis-i Şerifte buyrulduğu üzere: “Aziz ve Celil olan Allah’ın kullarına ekmeği ve yemeği bol tutmak saltanatın ve devletin ömrünü uzatır.” Konuyla ilgili, Selçuklu Devletinin Büyük Veziri “Nizamü’l-Mülk’ün” Sultan Melikşah’ın isteği üzerine kaleme aldığı ve devlet adamlarına nasihatler içeren “Siyaset-Name” isimli eserinde yer alan bir olaydan örnek vererek, devletimizin ve milletimizin yaptığı yardımları anlamsız şekilde eleştirenlerin meseleye birde bu yönüyle bakmaları gerektiğini hatırlatmak istiyorum.

“Firavun’un sofrasının günlük tahsisatı 4000 koyun, 400 sığır, 200 deve, tavuk ve helva gibi nimetlerdi. Bütün Mısır halkı ve ordusu bu sofradan her gün yemek yerlerdi. Firavun 400 yıl Tanrılık davası güttü ve bu sofrayı kurdu. Musa(as) Tur dağında Ya Rabb Firavun’u helak et diye dua ediyordu. Allah,(cc) Musa’nın duasını kabul etti ve onu suda helak edeceğini ve bütün malını, nimetini Musa’nın kavmine vereceğini bildirdi. Aradan birkaç yıllık zaman geçmesine rağmen Firavun helak olmayınca Musa (as) Tur-i Sina’ya gitti 40 gün oruç tuttu ve Allah’a yalvararak: “Ya Rabb! Firavun’u helak edeceğim diye söz verdin. O ise kâfirliğini ve batıl davasını hiç azaltmıyor onu ne zaman helak edeceksin diye sordu. Yüce Allah: Ya Musa senin için onu erken helak etmem gerekiyor fakat bir milyon kul için onu helak etmemem gerekiyor. Her gün onun sofrasında yemek yiyorlar, onun zamanında asayişleri de yerindedir. Benim kullarıma ekmeği ve nimeti bol olduğu sürece ben onu nasıl helak edeyim? deyince, Musa (as)  Ey Allah’ım vaadin ne zamana kadar tamam olur dedi? Allah,(cc) Ya Musa ekmek ve nimeti halktan çektiği zaman, ekmek vermeyi azalttığı her an, bende onun ömrünü azaltırım. Onun işi ve memleketinin çöküşü yakındır dedi.

İsrailoğullarının Musa(as) etrafında toplanması Firavun’u tedirgin etti. Yardımcısına hazineyi ve zahire depolarını dolu tutmaları gerektiğini, hazırlıksız yakalanmamak için mutfak tahsisatını ve sofrayı her gün azaltmak gerektiğini söyledi. Bu tedbirler sonrasında Musa (as) anladı ki, Allahın vaadi yakındır. Zira aşırı tasarruf, saltanatın(devletin) çökmesinin alametidir. Ahbar sahipleri şöyle derler: Firavun suda boğulduğu gün, adamları onun mutfağında sadece iki cılız koyun kesmişlerdi. Yaşanan bu hadise gösteriyor ki, cömertlik, aç olanı doyurmak ve iyilik yapmak Firavun’un bile saltanatını uzatmıştır.

Ayrıca, Yüce Allah, (cc) İbrahim’i (as) ekmek vermesinden ve misafirperverliğinden dolayı övmüştür.(Halil İbrahim Sofrası/Bereketi) Yine, Sultan Tuğrul’da iyi sofra kurmak ve türlü yiyecekler hazırlamak hususuna son derece itina buyururdu. Öyle ki, erkenden atlanıp gezintiye veya ava gittiğinde 20 katır yükü yiyecek onunla birlikte giderdi. Sahrada o kadar yiyecek ortaya koyarlardı ki bütün emirler ve halk bu işe hayret ederdi.

Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Altan KÖYMEN/ Siyaset-Name/TTK Yayınları

 

ETİKETLER
Ankara Gölbaşı Fatih Polat
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Uğur     2018-01-25 Allah sonumuzu hayır eylesin ve yolundan ayırmasın
• Yeni Sayımızı Okudunuz Mu?x
Advert